EnglishEnglish
        Ana Sayfa   İletişim    Sık Sorulanlar   Bağlantılar   Site Haritası         
 

 
Prof. Dr. Armağan Erkanal: Menemen Panazatepe Kazısı

PANAZTEPE 2008 YILI ÇALIŞMALARI

2008 yılı Panaztepe kazı ve sondaj çalışmaları TÜBİTAK, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Döner Sermaye İşletmeleri Merkez Müdürlüğü, Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Türk Tarih Kurumu ve Institute for Aegean Prehistory (INSTAP-New York) ve İzmir Organize Deri Sanayi Bölgesi (İZDERSAN) tarafından sunulan maddi ve manevi destekle sürdürülmüştür.

2008 yılı Panaztepe kazısı çalışmaları temel olarak Geç Tunç Çağı batı mezarlık alanı ile ören yerinin batı ve güneybatı kesiminde sürdürülen enerji nakil hattı dolayısıyla sürdürülen sondaj çalışmalarına odaklanmıştır. Batı mezarlık alanındaki çalışmalar iki ana sektörde yürütülmüş olup birincisi K-J/14-15 açmalarında, ikincisi ise J-K/17-18 açmalarında yoğunlaştırılmıştır. 

Çalışmalar sırasında sırasıyla Geç Osmanlı dönemine ait basit toprak mezarlarla karakterize edilen mezarlık alanı, Geç Tunç Çağı batı mezarlık alanının geç evresine ait olan ve taş platform içinde, parsellerle birbirinden ayrılmış pithos mezarlarla karakterize edilen I. evre, gene Geç Tunç Çağı batı mezarlık alanının erken evresine ait olan ve tholos mezarlarla karakterize edilen II. evresi ile en altta bulunan Orta Tunç Çağı I-II yerleşimine ilişkin yapılaşmayla karakterize edilen ve aynı dönem için “Atölyeler” kesimi olarak tanımlanan iskan izleri araştırılmıştır.

Kazı çalışmaları sırasında en üstte Geç dönem mezarlık alanına ait 31 ayrı basit toprak mezar açılmıştır. Söz konusu alanda erkek, kadın ve çocuk bireylere ait iskeletler açığa çıkartılmış olup yatırılış bakımından yön birliği bulunmaktadır. İskeletlerin baş kısmı batıya ya da kuzeye gelecek şekilde, güneybatı-kuzeydoğu istikametinde dorsal biçimde yatırılmışlardır. Geleneksel olarak genelde kadınların kol ve elleri göğüs üzerinde; erkeklerin ise kol ve ellerinin karın veya karın altında olduğu izlenmektedir. Söz konusu mezarların tümü Geç Osmanlı dönemi Hıristiyan mezarlığının parçaları olmalıdır. Söz konusu mezarlık alanında yapılan gömülerin Geç Tunç Çağı mezarlık alanı ve Orta Tunç Çağı I-II yapılaşmasına ilişkin kalıntıları önemli ölçüde tahrip ettiği görülmektedir.

Bu kesimde gözlemlenen dikkat çekici bir başka olgu ise belirgin miktarlarda ele geçen Hellenistik ve Roma Dönemi seramik örnekleridir. Yerleşmenin bu kesiminde sürdürülen çalışmalarda adı geçen dönemlere ilişkin herhangi bir yapılaşma saptanmamıştır. Üstelik 24 yıldır ören yerini çevreleyen farklı noktalarında yürütülen çalışmalarda da söz konusu dönemlerle ilişkili arkeolojik malzeme ya da yapılaşma saptanmamış olması, Hellenistik ve Roma Dönemi seramik örneklerinin batı mezarlık alanının batısında kalan ve bugün artık İzmir Deri Organize Sanayi Bölgesi olan Dikentaş Tepesinden doğru akmış olduğunu düşündürmektedir.

Panaztepe’de Geç Tunç Çağı batı mezarlık alanı iki evreden oluşmaktadır. Üstteki I. evre pithos mezarlar dolayısıyla pithos evresi olarak da adlandırılmaktadır. I. evre büyük boyutlu taşlarla belirli parsellerle birbirinden ayrıştırılmış dörtgen mezar alanı düzenlemelerinin sağlandığı taş platform ile bir mini tholos, pithos, çömlek, taş sanduka, basit toprak mezar ve kompozit mezarlarla karakterize edilmektedir. Bu sene yürütülen çalışmalarda açığa çıkartılan I. evre mezarlarının ait olduğu platformun geç dönem faaliyetleri nedeniyle yoğun ölçüde tahrip olduğu gözlenmekte olup çalışmalar sırasında bu evreye ait toplam 5 mezar açığa çıkartılmıştır.

DF pithos mezarı J/17 açmasında VII-VIII/b-d plankarelerinde 10.33-9.58 kodları arasında açığa çıkartılmıştır. Mezarın ağzı güneybatıya bakmaktadır. Ağız kenarının altında simetrik olarak ok işareti yer almaktadır. İçinde hocker pozisyonunda yatırılmış başı batı yönüne çevrilmiş yetişkin bir erkek bireye ait iskelet bulunmuştur. Bir kaideli gri çanak ile bir alabastron ele geçmiştir. Ele geçen arkeolojik malzeme temelinde GH IIIC Erken’den daha erken bir tarihlemeye sahip olamayacağı görülmektedir.

DG pithos mezarı J/17 açmasının VIII-X/g-h plankarelerinde 9.71-8.95 kodları arasında yer almaktadır. Yaklaşık 114 m. Çapında bir gövdeye sahip olan armudi gövdeli pithosun üzeri dört ayrı grup halinde birbirine paralel uzanan üçlü kabartma bant sıralarıyla bezenmiştir. Pithos içinde ikisi bebek, biri çocuk, biri yetişkin kadın ve biri de yetişkin erkek olmak üzere toplam 5 ayrı bireyin gömülü olduğu saptanmıştır. Mezar içinde yetişkin kadın bireyin kemiklerinin çevresinde olasılıkla söz konusu bireyle ilişkili bir kolyenin parçalarını oluşturan frit boncuklar ele geçmiştir. Mezarda başka bir mezar eşyasına rastlanılmamış olması söz konusu mezara yapılan ikincil gömme sırasında mezarın içinde yer alan diğer olası mezar eşyalarının alınmış olduğunu düşündürmektedir.

DĞ pithos mezarı J-K/17 açmalarının kesiştiği yerde saptanmıştır. Mezar güneybatı-kuzeydoğu istikametinde uzanmaktadır. 10.58-9.57 m. kodları arasında ele geçmiştir.  İri boy pithosun gövdesinde iki sıra halinde üçlü kabartma bantlarla bezenmiştir. Pithos içinde birkaç küçük kemik parçası ile muhtemelen yanmış kemik parçaları dışında herhangi bir iskelet saptanamamıştır. Buna karşılık mezar içinde basit ağız kenarlı, ağız kenarının altında karşılıklı kabara ile bezenmiş bir şişkin yuvarlak gövdeli çömlek ile bir sığ çanak ele geçmiştir. Yaklaşık 1.36 m. genişliğinde ve 2.00 m. uzunluğundadır.

DH pithos mezarı J-K/18 açmalarının kesiştiği yerde çoğunluğu II-III/a plankarelerine giren küçük boyutlu bir mezardır. 10.13-9.55 kodları arasında yer almaktadır. Mezarın ağız kısmı güneydoğuya bakmaktadır. İçinde bir bebek bireye ait kafatası ve kemikler saptanmıştır.

DI pithos mezarı J-K/18 açmalarının kesiştiği bir konuma sahiptir ve V-VII/j plankarelerinde yer almaktadır. Güney-kuzey yönlerinde uzanan mezar 10.14-9. kodları arasında yer almaktadır. Pithos 5 sıra haline üçlü paralel kabartma bantlarla bezelidir.  Pithos içinde biri bebek, biri yetişkin kadın ve ikisi de yetişkin erkeklere ait olmak üzere toplam 4 farklı bireyin gömüldüğü saptanmıştır. Aynı mezar içinde ele geçen yassı levha şeklinde tunç parçalar, pişmiş toprak ağırlıklar ve boncuklar olasılıkla mezara gömülen ölülere ait kişisel eşyalar olmalıdır.
Panaztepe batı mezarlık alanında II. Evre ya da tholos evresi olarak da adlandırılan ve taş platformun altında mühürlenerek kalmış gibi görünen bu erken çevren tholos, oda mezarlar ve taş sanduka mezarlarla temsil edilmektedir. 2008 yılında söz konusu II. evreye ilişkin bir mezar açığa çıkarılmıştır.

Dİ tholos mezarı K/15 açmasında VI-IX/g-j plankarelerinde 10.10-9.27 m. kodları arasında yer almaktadır. Bu tholosun dikkat çekici yanı üzerinde küçük ve orta boyutlu taşlardan oluşan büyükçe bir yığma alanın altında kalıyor olmasıdır. 11.22-10.10 m. kodları arasında 1 m. derinliğinde bir katman oluşturan söz konusu yığma taş grubu oval bir biçim göstermekteydi ve içeriğinde Geç Osmanlı dönemine ait yoğun sırlı ve sırsız seramik örnekleri parçalar halinde yer almaktaydı. Bu yığma taş grubunun söz konusu tholos mezarın fark edilerek soyulmasına yönelik girişimin ardından çukuru kapatmak için doldurulmuş olmalıdır.  Söz konusu taş dolgunun tümüyle temizlendiğinde ca. 3.40 x 2.50 m. boyutlarında bir alana yayıldığı ve tholos mezarın üst sıralarını kısmen tahrip ederek 45 eğimle uzanan kabaca 1.12 m. derinliğinde bir katman olduğu açıkça anlaşılmıştır. Tahribatın özellikle mezarın doğu ve güney kesiminde dromosu da içine alacak şekilde yoğunlaştığı gözlenmiştir. Bu kesimde söz konusu tahribatla ilişkili olması gereken metal alet parçalarının varlığı da söz konusu görüşü desteklemektedir. Özellikle bu kesimde yer alan bir takım büyük boyutlu taşların da doğrudan mezarın dromosunun üst örgüsüne ait olduğu düşünülebilir.

1.30 x 1.10 m. boyutlarındaki oval planlı mezar odası 0.85 m. genişliğinde ve 0.60 m. uzunluğunda bir dromos kısmıyla birleşmektedir. 9 ayrı bireyin mezarın yanı sıra bir de kremasyon gömünün kuzey ve doğu kesimine yerleştirildiği anlaşılmıştır. Mezarın içinde yerli üretim ve Myken seramiği örnekleri bir arada ele geçmiştir. Bunlar arasında sığ çanak, alabastron ve amphora gibi kap tiplerine ait örnekler bulunmaktadır.
2008 yılının en dikkat çekici sonuçlarından bir diğeri ise çalışılan iki ayrı alanda açığa çıkartılmış olan Orta Tunç Çağı yapılaşması ve bu yapılaşma çerçevesinde ele geçmiş olan arkeolojik malzemedir. 

Bu alanlardan birincisi olan K-J/14-15 açmalarında yürütülen çalışmalarda en az iki mekanlı bir yapıya ait ca. 8.40 m. uzunluğunda ve ca. 0.60 m. genişliğindeki kuzeydoğu-güneybatı ekseninde uzanan bir duvar (D-1) açığa çıkartılmıştır. Söz konusu duvarın sonlandığı her iki ucunda da duvar olasılıkla geç dönem mezarlarının açılması sırasında açılan çukurlara bağlı olarak tahrip edilmiş olmalıdır. Güneybatıdaki olası köşesinin yaklaşık 1 m. daha uzakta olduğu bu köşeye yönelen ve yalnızca 2.5 m. uzunluğunda ve 0.60 m. genişliğindeki kısmen korunmuş kuzeybatı-güneydoğu ekseninde 90 açıyla kesen duvara (D-2) ait taş temellerden anlaşılmaktadır. Söz konusu duvar hemen hemen ortasında 90 lik açıyla kesen ve kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan 0.60 m. genişliğinde ve ca. 9 m. uzunluğunda bir başka duvarla  (D-3) birleşmektedir. Bu ara duvar 9 m. kuzeybatısındaki ve kuzeydoğu-güneybatı ekseninde uzanan paralel bir duvarla (D-4) birleşmektedir. D-4 duvarının da her iki ucu tahrip olmuştur. Buna karşılık söz konusu duvarın kuzeydoğu doğrultusunda açma kenarının altında da devam etmiş olması gerekmektedir.  Aynı duvarın güneybatı yönündeki en uç noktası ise dikkat çekici bir şekilde D-2 duvarının yöneldiği eksenin dışına doğru da uzanmakta olup bu yaklaşık 1 m. daha güneybatıya çıkan duvarın hemen bu kenarında bir kapı girişi olması ve söz konusu 1 m.lik uzantının bir tür ön avlu işlevini yerine getirmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Bu bağlamda söz konusu duvarlardan D1-4 güneybatıda bir dikdörtgen mekan (Mekan 1) oluşturmaktadır. D1, 3-4 duvarları olasılıkla söz konusu mekanın bir ikizini de kuzeydoğuda oluşturacak gibi görünmektedir. Buna karşılık kuzeydoğudaki mekânın (Mekân 2) geniş yan cephe duvarını oluşturması gereken ve kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzandığı düşünülen diğer bir duvara ait hiçbir ize rastlanmamış olup söz konusu duvarın geç dönem faaliyetleri sonucunda bütünüyle tahrip olduğu düşünülebilir. 

 Mekân 1’in güneybatı köşesinde, D1 ve D2 duvarlarının köşe yaptığı kesimde ca. 2 m. uzunluğunda ve 1.50 m. genişliğinde bir fırına ait kalıntılara ulaşılmıştır. Söz konusu fırının ağzı kuzeybatıya açılmakta olup D1 duvarına doğru yükselmektedir. Fırının üstyapı örgüsüne ilişkin çökmüş ve yanmış toprak parçaları dışında bir bulguya ulaşılamamıştır.  Mekân 1 içinde yer alan bir diğer öğe VI/h plankaresinde saptanmış olan ve benzerlerinin tahıl depolama amacıyla kullanıldığı bilinen bir kil haznedir. 0.02 m. kalınlığında ve 0.34 x 0.21 m. boyutlarında dikdörtgen yapılı kil hazne toprak koşulları dolayısıyla oldukça tahrip olmuştur. Mekan 1’in kuzeybatı köşesinin küçük ve orta boy taşlarla döşenmiştir.

Mekân 2 içindeki fırın da mekânın güneybatı köşesinde D1 ve D3 duvarlarının köşe yaptığı kesimde konuşlandırılmış olup ca. 1.60 m. uzunluğunda ve 1.30 m. genişliğindedir. Bu fırının da ağız kısmı doğal olarak kuzeybatı yönünde, mekânın içine doğru açılmaktadır.  Mekan 2’nin de kuzeybatı köşesinde küçük bir alan tıpkı Mekan 1’deki gibi küçük ve orta boy taşlarla döşenmiştir. Bir diğer fırın ise mekan dışında ve tam da D-1 ve D-3 duvarlarının kesiştiği kısma denk gelecek şekilde yerleştirilmiştir. Söz konusu fırının ağzı kuzeybatıya açılmakta olup çevresi yaklaşık ca. 0.40 m. genişliğinde bir bölme duvarıyla kapatılmıştır. Söz konusu bölme duvarı D1 duvarına dayanmakta olup kısmen korunmuştur. Açığa çıkartılan fırınların tümünün taban altına yassı taşlar ve seramik parçaları döşenmiş olup daha sonra kille sıvanmıştır. Ele geçen pişmiş toprak tuğla ve örgü parçalarına dayanarak kubbe biçimli oldukları önerilebilir.

Mekân 1 ve 2’nin uzun cephe duvarının (D1) güneydoğusunda bir başka mekana (M3) ilişkin kesişen duvarlar tespit edilmiştir. Söz konusu mekân 3, mekan 1’in hemen güneydoğu eksenine gelecek şekilde düzgünce inşa edilmiş gibi görünmektedir. Mekân 3’e ait duvarlar Geç Tunç Çağı ve Geç Osmanlı mezarları için açılan çukurlar tarafından tahrip edildiği için kısmen korunmuştur. Mekân 3’ün kuzeydoğu-güneybatı ekseninde uzanan duvarı  (D5) 1.90 m. uzunluğunda ve 0.50 m. genişliğindedir. D5 duvarını kuzeybatı güneydoğu yönünde keserek mekânın köşesini oluşturan duvar (D6) ise 0.80 m. uzunluğunda ve 0.50 m. genişliktedir.

Bu durumda Mekan 1-2 ile Mekan 3 arasında kalan boş alanın güneybatı-kuzeydoğu ekseninde uzanan bir sokak olarak tanımlanması mümkün görünmektedir. Söz konusu sokağın mekan 2’nin hemen güneydoğusuna yerleştirilen fırın (F3) civarında sokak daralıyor ya da D1 boyunca kuzeydoğu ve güneybatıdan yönelen sokaklarla, D6 boyunca uzanan ve kuzeybatı yönelimli sokaklar arasında bir tür kesişme noktası oluşturuyor olmalıdır. Ayrıca bitişik mekan 1 ve 2’nin gözle görülebilen biçimsel özsellikleri, fırın ve taş döşemeli alanları gibi öğelerin yerleştirilme konumları ve özelliklerinin benzerlikleri göz önüne alınıldığında, hatta mekan 3’ün aynı eksende inşa edildiği göz önüne alınıldığında belirli bir plan doğrultusunda inşa edildikleri görülmektedir.

Orta Tunç Çağı yapılaşmasının ortaya çıkarıldığı ve çalışmaların yoğunlaştırıldığı ikinci alan ise J-K/17-18 açmalarını kapsamaktadır. Bu kesimde yürütülen çalışmalarda Orta Tunç Çağı I-II’ye ait mimari kalıntılar ve arkeolojik malzeme açığa çıkartılmıştır.

Orta Tunç Çağı I yapılaşması J/17-18 açmasında X/g-h, I-V/a-h plankarelerinde yürütülen çalışmalarda incelenmiştir. Bu kesimde bir mekanın (M4) birbiriyle kesişen iki duvarı açığa çıkartılmıştır. Güneybatı-kuzeydoğu yönünde uzanan ilk duvar (D7) 5.30 m. uzunlukta korunmuş olup 0.60 m. genişliğindedir. D7 duvarıyla kesişen ve kuzeybatı-güneydoğu ekseninde uzanan diğer duvar (D8) ise 1.30 m. uzunlukta korunmuş olup 0.60 m. genişliğindedir. Söz konusu mekân oldukça tahrip olmuştur. Buna karşılık yaklaşık 1.5 m. uzunluğunda ve 0.50 m. genişliğinde bir bölme duvarıyla ikiye ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mekân tabanının güneybatısında taş döşemeli bir alan ve yaklaşık 0.70 m. çapında oval bir ocak tabanı saptanmıştır.

Bunun dışında söz konusu yapının hemen kuzeyinde J/17 açmasında V-VIII/a-d plankarelerinde gene orta boyutlu taşlardan oluşan bir taş kümesi açığa çıkartılmıştır. Bu taş kümesi de bir duvara ait yıkılmış temeller görünümünde olup özellikle bu durum doğu-batı yönünde uzanan yaklaşık 1.5 m. uzunluğunda ve 0.50 m. kalınlığındaki öbek aracılığıyla anlaşılmaktadır.

 Orta Tunç Çağı II yapılaşması ise çok daha yoğun şekilde tahrip olmuştur. M4 mekanının iki duvarının (D7-8) kesiştiği noktada bulunan ve köşe yapan bir duvar parçası bu evreye aittir. Söz konusu duvar parçası dik olarak yerleştirilmiş iki sıra büyük boyutlu levha taşlardan oluşturulmuş olup içi orta ve küçük boyutlu taşlarla doldurulmuştur. Bu bağlamda bir kanal görünümüne sahiptir. Ancak gerek köşeli yapısı gerekse de söz konusu öğeyle ilişkilendirilecek bir başka mimari öğenin olmaması ile özellikle kuzeyinde ele geçen ve söz konusu duvarın ait olduğu mekânla ilişkilendirilmesi gerekli yanmış toprak parçalarından enkazın varlığı burada bir duvar olduğunu düşündürmektedir.  Söz konusu öğe doğu batı yönünde uzanan 2 m. uzunluğunda korunmuş ve 0.80 m. genişliğinde bir duvarla birleşen ve 1.80 m. uzunluğunda korunmuş 0.80 m. genişliğinde bir başka duvarla karakterize edilmektedir. Gene aynı yapı katına ait diğer mimari kalıntılar ise J-K/17 açmasında saptanmıştır. J/17 açmasında VI-VIII/f-h plankarelerinde 2.90 m. uzunluğunda ve 0.50 m. kalınlığında korunmuş bir duvar yıkıntısına ait taş temel enkazı saptanmıştır. Söz konusu taş yıkıntı kuzeybatı-güneydoğu eksenindedir. Dikkat çekici olan bu taş temelin doğuya bakan dış yüzünün daha büyük boyutlu taşlarla döşenmiş olmasıdır. Ortalama 0.60 m. kalınlıkta ve korunmuş uzunluğu 3.5 m. olan duvar güneydoğu istikametinde uzanmaktadır. Buna paralel olarak kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan bir diğer mimari öğe açığa çıkartılmıştır. Söz konusu öğe büyük boyutlu taşların dikey olarak yerleştirilmesiyle oluşturulmuş olup kanal görüntüsüne sahiptir. Yaklaşık 12-13 m. uzunluğundaki kanal 0.50 m. genişliktedir.  

Bunun dışında ören yerinin doğu ve güneydoğu kesimi boyunca uzanan alanda Ege-Koop ile İZDERSAN arasında oluşturulacak enerji nakil hattının direklerinin konuşlandırılacağı 8 ayrı noktada sondaj çalışmaları yürütülmüş olup biri hariç hiç birinde belirgin arkeolojik malzeme ve mimari kalıntılara rastlanılmamıştır. Yalnızca 6 no.lu sondajda iki ayrı taş grubu ve Erken Tunç Çağı-Geç Tunç Çağı aralığına ait seramik örnekleri ele geçmiştir. Söz konusu taş öbeklerinin gerek alüvyal dolguya bağlı olarak oldukça bozulmuş karakteri gerekse de uzun bir zaman dilimine ait seramik örneklerin tek bir katman içinde ele geçmesi dolayısıyla tarihlenmesi ve yorumlanması mümkün olamamıştır.

 Geri
Yazdır    
 
  Temel Eserler

  Duyurular
Prof. Dr. Ercümend KURAN'ın vefatı nedeni ile yayınlanan taziye mesajı.
Dr. Yücel DAĞLI'nın vefatı nedeni ile yayınlanan taziye mesajı.

Diğer duyurular
 
Ayrıntılı Arama
Adres: Kızılay Sokağı No: 1 06100 Sıhhiye - ANKARA Tel: +90 312 3102368, Faks: +90 312 3101698, E-Posta: bim@ttk.org.tr
Yasal Uyarı © 1995 - 2010 Türk Tarih Kurumu - Her hakkı saklıdır