Prof. Dr. Halûk Abbasoğlu: Perge Kazısı 2008
2008 yılı çalışmalarımız dört ana grupta incelenebilir (Plan 1):
1. KAZI ÇALIŞMALARI A. BATI NEKROPOLİS
2008 yılı Batı Nekropolis çalışmaları, 2006 yılında kazılmaya başlayan, Batı şehir kapısının yaklaşık 500 m. güneyinde bulunan Parsel 159'da yoğunlaşmıştır (Plan 2). 1997 yılından beri sistematik olarak kazısı yapılan Parsel 169'da ise bu sene bir kazı yapılmamış, daha çok temizlik, düzenleme ve konservasyon çalışmaları yürütülmüştür.
Parsel 159'da kazı iki alanda sürdürülmüştür. Bunlardan ilki olan kuzey açmada, daha önceki yıllarda bulunmuş olan pişmiş toprak künk ve levhalardan oluşturulmuş, su dağıtım sisteminin devamına ulaşmak ve güney açmada bulunmuş kısımlanyla bağlantısını görebilmek amacıyla çalışmaya başlanmıştır. Bu çalışma esnasmda "Kuzey Açma" ile "Güney Açma" arasındaki set de kaldırılarak, söz konusu iki açma birleştirilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda 1 ve 2 nolu kanalların batıda henüz kazılmamış alandaki kesite girerek devam ettiği; 3 nolu kanalın açmanın doğusuna doğru devam ettiği ve 9 nolu kanalın da kesintiye uğradığı anlaşılmıştır (Resim 1). Bu kazıyla bağlantılı olarak, su dağıtım şebekesini oluşturan sistemin kent doğu suruyla olan bağlantısını açıklayabilmek amacıyla, güney açmanın 4,00 m. doğusunda 2,00x2,00 m. ölçülerinde bir de sondaj açılmıştır. Sondajm 1,55 m. kotunda, kuzey açmadaki ana kanal ve sondajın yak. 15,00 m. güneyinde bulunan kanal kalmüsıyla aynı doğrultuda ilerleyen kanalın diğer bölümüne ulaşılıp, belgelenmesinin ardından söz konusu sondaj kapatılmıştır.
Güney açmada kazı çalışmaları, bu açmada daha önce bulunan lahit sıralarının devamım ve diğer mezar tiplerini saptamak amacıyla güneye doğru devam etmiştir. Bu çalışmalar esnasmda bulunan ilk lahit, daha önceki yıllarda bulunmuş olan Löl'in güneydoğusunda bulunan, kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda yerleştirilmiş L78 kodu verilen yerel kireçtaşmdan bir lahittir. Kapağı akroterli ve beşik çatılı olan lahit bezemesiz olup, kapağının kısa kenarlarında, işlenmeden bırakılmış çıkıntılar bulunmaktadır (Resim 2). Bunlar, lahdin kapağım kaldırmak için bırakılmış mesnet çıkıntıları olabileceği gibi, yapılması planlanan ancak işlenmeden bırakılmış bir kabartmaya da ait olabilir. Lahit teknesi ve kapak birbirlerine harç ile mtturulmuş olmakla birlikte, kapağın doğu uzun kenarındaki kırıktan, lahdin daha önceden açılmış olduğu anlaşılmıştır. Kapağı kaldırılarak temizlenen lahdin içinden sadece bir bronz obje ele geçirilmiştir. Bu lahdin kazısı esnasmda, kuzey kısa kenarı önünde pişmiş toprak bir amphora boynunun toprak tabana dik biçimde yerleştirilmiş olduğu görülmüş ve bunun çok yüksek ihtimalle libasyon amaçlı buraya yerleştirildiği düşünülmüştür. L78'in batısında, yine kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan ve L79 kodu verilen bir başka yerel, kireçtaşmdan lahit bulunmuştur (Resim 3). Akroterli beşik çatıya sahip lahdin teknesi, bezemesiz teknesiyle birbirine harç ile tutturulmuştur. Lahdin batısmda bulunan bir kırıktan, daha önceden soyulduğu anlaşılmıştır. Buna rağmen temizliği sonucunda, bronz bir yüzük parçası ve bir kolye ucu, kemik bir obje ve pişmiş topraktan bir kuş figürinine rastlanmıştır.
L79 kodlu lahdin batısındaki alan kazılırken, yer yer kesintiye uğrayan düzensiz bir harç taban ve bunun kuzeyinde yanık bir tabaka harçla karışmış bir şekilde ele geçmiştir (Resim 4). Bu yanık tabakadan toprak örneği alınarak analize gönderilmiştir. Dağınık harç taban belgelenip, çizimi yapıldıktan sonra kaldırılmıştır. Bununla birlikte L79 kodlu lahdin kuzey kısa kenarı önünde pişmiş toprak künk parçası dik olarak yerleştirilmiştir. Böylece söz konusu künk parçasının da, yukarıda bahsedilen amphora boynu gibi, libasyon amaçlı buraya yerleştirilmiş olması mantıklı gözükmektedir.
L79'un hemen 0,06 m. batısmda ise, kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda yerleştirilmiş yerel tipte, kireçtaşmdan, akroterli ve beşik çatılı kapağa sahip bir ostotheke rastlanmıştır (Resim 5). Os.04 kodu verilen ostothekin tekne ve kapağı birbirine harçla tutturulmuştur. Ancak, tekne ve kapağın batı cephesi tamamen kırık olan ostothekin temizlenmesi esnasında hiçbir buluntuya rastlanmamıştır.
Daha önceki çalışmalarla bulunmuş L70 kodlu lahdin güneyinde, bir podyum üzerine doğu-batı doğrultulu yerleştirilmiş yerel, kireçtaşmdan, L80 kodu verilen bir lahit açığa çıkarılmıştır (Resim 6). Akroterli bir beşik çatıya sahip olan L80'in kapağımn doğu alınlığında bir kalkan bezemesi bulunmaktadır. Doğu alınlık akroterlerinde palmet bezeme, alınlık tacında ise bitkisel sarmallı bezeme vardır. Batı alınlık ve akroterleri ise bezemesizdir. Teknesinin doğu kısa kenarında ise iki satırdan oluşan Eski Yunanca bir yazıt bulunmaktadır. L80, bu sene bulunmuş lahitlerden, bezemeli olması bakımından farklılık arz etmekte, bu özelliğiyle aynı sırada bulunduğu, 2006 yılında bulunmuş L70 ve L71 ile benzerlik göstermektedir. Kapak ve teknesi birbirine harç ile bağlanmış L80'in kapağımn kuzey ve güneyi, teknesinin ise kuzeyi kırıktır. Temizlendikten sonra içinden bir bronz sikke ile bir kemik iğne bulunmuştur.
L80 kodlu lahdin 1,00 m. batısmda dikdörtgen bir kaide üzerinde, semerdam kapak benzeri yükseltilmiş kısımdan oluşan küçük lahit benzeri bir yapı saptanmıştır (Resim 7). Kaideyle birlikte yapımn tümü pişmiş toprak tuğlalardan yapılmış, daha sonra kaidesiyle birlikte kalın bir harç tabakasıyla sıvanmıştır. Kapağın kuzeydoğu köşesinde bulunan kırıktan görüldüğü kadarıyla içi tamamen moloz taş ile doldurulmuş olup, içine bir gömü yapılmamıştır. Kapak ile kaide kısmı arasında 0,21 m. derinliğinde bir oluk görülmüştür. Bu oluğun libasyon ile ilgili olduğu düşünülmekle birlikte, dibinin kör olması farklı bir işleve sahip olabileceğini de akla getirmektedir. Bunun üzerine gömünün kaidenin altında olabileceği düşünülerek, bu kısım kazılmış, ancak yine bir gömüye rastlanmamıştır. Yapımn işlevi henüz kesin olarak anlaşılamamıştır. Bununla beraber söz konusu lahit benzeri yapı, 1997 yılında Parsel 169'da bulunmuş olan Ll 1 kodlu, Latince yazıtlı, daha büyük ölçülerdeki içi moloz dolu lahit ile tip açısından benzerlik göstermektedir. Muhtemelen bu yapı da, Ll 1 gibi bir kenotaphion olarak düşünülmüştür. Kesin bir yargıya, benzerlerinin bulunmasından sonra vanlabilecektir.
L80'in kuzeybatısında, doğu-batı doğrultulu, yerel tipte, kireçtaşmdan L81 kodu verilen bir başka lahit açığa çıkarılmıştır (Resim 8). L81, akrotersiz beşik çatılı olup, bezemesiz bir tekneden oluşmaktadır. Tekneye harçla bağlanmış olan kapağın doğu kısa kenarı kırık ve eksiktir. Daha önceden soyulmuş olduğu anlaşılan L81'in temizliği esnasında üç adet kemik iğne bulunmuştur.
L81'in hemen doğusunda bir pişmiş toprak amphora ile 0,60 m. yüksekliğinde, kireçtaşmdan, üst kısmında iki düz silme bulunan, küçük sütun benzeri bir dikme bulunmuştur. Bu dikmenin etrafında yapılan sondajda küçük çakıl taşlarından düz bir taban oluşturulduğu anlaşılmıştır. Söz konusu dikmenin ise, mezar işaretleyicisi olarak kullanılan bir kioniskos olabileceği düşünülmektedir (Resim 9).
L79'un güneybatısında, kuzeybatı doğrultulu yerleştirilmiş ve L82 kodu verilmiş yerel kireçtaşmdan bir lahit daha bulunmuştur. Kapağı bulunamayan lahdin içinde bulunan iskeletlerin durumu ve buluntularının yoğunluğu dolayısıyla daha önceden soyulmamış olduğu, buluntuların tahribine içine dolan toprağın yol açtığı anlaşılmıştır. Buluntular arasında, pişmiş toprak ve cam unguentariumlar, pişmiş toprak figürin ve figürin parçalan, pişmiş toprak rölyefti kandil discusları, rölyefli kap parçalan, demir bıçak ve metal objeler sayılabilir. L83 kodu verilen lahit ise, açmanın dışında, yak. 50,00 m. batısmda bulunmaktadır (Resim 10). Açma dışındaki bu lahdin kazılmasının sebebi, kapağımn toprak üzerinde görülmesi ve bundan doğacak herhangi bir tahribatın önlenmesiydi. Kuzey-güney doğrultulu uzanan kireçtaşmdan yerel bir lahit olan L83'ün, akroterlere sahip beşik çatılı bir kapağı ve kapağa harçla tutturulmuş bezemesiz bir teknesi vardır. Kapağında herhangi bir kınk olmayan lahdin telmesinin doğu ve batı uzun kenan, ortalarına doğru kırıktır. Teknesinin doğu cephesinde özenle kazınmış 4 satırlık Eski Yunanca bir yazıt mevcuttur. L83'ün içinden 3 adet bronz sikke ve bir adet kemik iğne ele geçirilmiştir.
Parsel 159'da bu sene açılan son lahit, kuzey açmanın kuzey sınırında ucu görünen ve geçen sene bulunmuş olan OS.03 kodlu ostothekin güneybatısında bulunan L84 kodlu lahittir (Resim 11). Güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda uzanan L84, kireçtaşmdan yerel bir lahittir. Beşik çatılı kapağı bezemesiz teknesine harç ile tutturulmuş olup, kapak ve tekne tümdür. Lahdin kuzey bitişiğinde kireçtaşmdan yapılmış ve dik yerleştirilmiş dikdörtgen bir levha vardır. Bu levhanın lahdin steli olabileceği düşünülmüş ve kuzey kısmı dar bir şerit halinde açılmıştır. Ancak, levhanın açma sınırında bulunması ve tamamen açılması kapsamlı bir çalışmayı gerektireceğinden, levhanın işlevinin anlaşılması için açılması önümüzdeki senenin kazı programına alınıp, üzeri jeotekstil ve toprak ile örtülerek korumaya alınmıştır. İskeletlerin durumu ve buluntuları bakımından bu lahdin daha önce açılmamış olduğu anlaşılmıştır. Buluntulardan 1 adet pişmiş toprak amphoriskos, 1 adet pişmiş toprak kap, 1 adet pişmiş toprak minyatür kap, cam unguentarium parçaları, 1 adet kemik kaşık, 7 adet bronz sikke, bronz yüzük parçaları, bronz parçalar, 1 adet bronz çan, 18 adet cam boncuk, 1 çift gümüş küpe, 1 adet bronz kemer tokası ve 6 adet deniz kabuğu kolye ucu ele geçmiştir (Resim 12).
Batı nekropolis, Parsel 159'da 2006 ve 2007 senesi kadar yoğun Sagalassos malları ve kesik kemikler ele geçmemiş olmamasına rağmen, pişirme kapları ve amphoralarda yoğun bir artış görülmüştür.
Tüm bu çalışmaların sonunda açmanın genel temizliği ve düzenlenmesi yapılmış, plan ve kroki için ölçü alınmış, fotoğraf çekimi tamamlanmıştır. Açmanın güneye doğru genişleyen kısmının üstü, doğal tahribatın önlemesi için daha önceki senelerde yapılan etermit çatının uzatılması suretiyle kapatılmıştır. Açmanın etrafı da, hayvanların girmemesi için çitle çevrilmiştir.
B. SÜTUNLU CADDE
2008 yılı Perge Sütunlu Cadde kazı çalışmaları, Caddenin batısına Bizans Dönemi'nde, caddenin batısındaki trafiği engelleyecek ve su kanalım kesecek şekilde inşa edilmiş olan Küçük Kilisenin (Planda S kodlu yapı) batısından başlayarak, kuzeye doğru ilerlemiştir. Kuzey-güney ve doğu-batı doğrultulu Sütunlu Caddelerin kesiştiği kavşağın(O) batı bölümü de açılarak buranın düzenlenişi ve evreleri saptanmaya çalışılmıştır.
Caddenin bu kısmında sürdürülen çalışmalar esnasında, yükseltilmiş tabanın üzerinde iki yazıtlı blok, anıtsal bir mermer plinthos ile birlikte bulunmuştur. Ja.08.57 envanterli yazıttı sunak kireçtaşmdan yapılmıştır. Sunağın altı satırlık Eski Yunanca yazıtından Asklepios Epekoos'a adandığı anlaşılmaktadır. Diğer yazıt ise bir küçük bir arkhitrav (?) bloğu üzerinde yer almaktadır (Ja.08.59). Kırık ve eksik bu blok üzerindeki yazıt "Tem5ı Kcıı TCOİ 5r|" şeklinde okunmaktadır ve "Artemis ve Demos'a" şeklinde tamamlanabilir. Eğer bu arkhitrav buraya başka yerden getirilmemişse, yakınlarda Artemis ve Demos'a birlikte adanmış, işlevi şimdilik belirsiz küçük bir yapı ya da yapı içinde küçük bir bölüm aranmalıdır. Kazı çalışmaları sırasında bulunan mimari parçalardan batı galeriye ait granit sütun gövdeleri, kireçtaşı postamentler ve mermer Korinth başlıklanmn yanı sıra arkhitrav parçalan, farklı düzenlerde sütun ve sütun başlığı parçalan ile mermer parapet ve süpürgelik parçalan sayılabilir. Ayrıca çok sayıda heykel parçası, demir bir haç, az sayıda bronz sikke, metal objeler, keramik parçalan ve cam kap parçalan da bulunmuştur.
Sütunlu Cadde'deki diğer bir çalışma alanı ise caddenin sonundaki nympheumun (F3) güneyindeki doğu portikoda sürdürülmüştür. Buradaki çalışmalann amacı daha önceki yıllarda kazılmış olan alanda tekrar biriken toprağı temizleyerek, anastylosis çalışmaları ile daha belirgin hale gelecek portikonun mimari dokusunu açığa çıkarmaktı. Çalışma sonucudoğu portikonun kavşağa doğru olan kısmında, dükkanlara kadar olan kısmı temizlenerek, burada bulunan mimari parçalar düzenlenmiştir.
C. Z YAPISI
Kentin güneyinde, Hadrianus Takı'mn yak. 40 m. kuzeyinde, kuzey-güney doğrultulu Sütunlu Caddenin batı 1. insulasındaki, doğu cephesinde, kuzeydeki anıtsal olmak üzere üç giriş bulunan ve 1. insulayı tamamen kapsadığı anlaşılan yapı kompleksi, daha önceki yıllarda kazılmamış, ancak bu kısım çeşitli araştırmalarda kısa da olsa anılmıştır (plan 3). Buradan ilk olarak bahseden Ş. Şahin, yapımn kuzey anıtsal girişinin arkasında bulunan anıtsal arkhitravlardan yola çıkarak, bu girişlerin ardında Sütunlu Caddeye ait dükkanlara ait olabileceğini, Antoninuslar Dönemi'ne tarihlediği arkhitravlann da Sütunlu Caddeye ait olup, sonradan buraya taşındığını savunmuştur. İlk olarak M. Heinzelmann burada önemli kamusal bir yapı olabileceğini bir çizimle öne sürmüş, ancak metinde ayrıntıya girmemiştir. 2006 yılında bu alanda yapılan ot temizliği esansında bulunan yeni yazıt ve arkhitrav parçalarını "Perge'nin M.S. 1.-2. Yüzyıllardaki Gelişimi" adlı doktora tezinde değerlendiren A. Özdizbay, burada bir kamusal yapı olması gerektiğini, arazinin batıya doğru yükselen cavea benzeri bir toprak dolguyla kaplı olması, yüzeyde bulunan çok sayıda kaliteli mimari parçalar ve tamamladığı yazıtlar neticesinde söz konusu alanda en erken Nero Dönemi'nde, kentin çeşitli yerlerinde bulunmuş yazıtlarda adı geçen ancak henüz yeri bulunamamış bouleuterionun inşa edilmiş olabileceğini ileri sürmüştür. Bu görüşler üzerine kentin bu kısmının kazılması ve araştırılması gereği doğmuş, 2008 senesinde "Z" kodu verilen alanda çalışmalara başlanmıştır.
Alanda yapılan bitki temizliği ardından, yapı kompleksinin kuzeyinde bulunan, yapıya ait olduğu düşünülen parçalar dışmda, daha önceki yıllarda Sütunlu Cadde kazılarında envanterlenip, buraya taşınmış mimari parçalar, Jl'in kuzeyine düzenli bir şekilde tekrardan yerleştirilmiştir. Daha sonra alanın kazı öncesi durumu hava fotoğraflanyla belgelenmiş; yüzeyde yer alan mimari kalıntılar numaralanarak, alanın rölövesi çıkanlmış ve kazıya hazır hale getirilmiştir.
Mekanın cephesini oluşturan doğu duvarın yerel kireçtaşmdan oluşan güney söve ve lentosu in situ korunagelmiş, kuzey söve ise günümüze ulaşmamıştır. Şovenin yüzeyinde kaplama levhalanm monte etmek için açılmış delikler izlenebilmektedir. Duvann, girişin güneyinde kalan kısmı çatı seviyesine kadar sağlamdır. Kuzeyinde kalan kısmı ise büyük ölçüde yıkılmıştır. Girişin önünde, galeri zeminini oluşturan bloklardan biri yükseltilerek eşiğin önünde bir basamak oluşturulmuş. Basamağın güneydoğu köşesinin üzerinde, daha sonradan yapılmış, birbirine paralel iki oyuktan oluşan bir oyun bulunmaktadır. Kapı eşiğinin, iç mekana bakan batı kısmı, eşik seviyesinden 0,05 m. cm. aşağıda olup, burada kapı mili ve kanatlarının delikleri yer almaktadır. Böylece kapının içe doğru açıldığı anlaşılmıştır.
Mekanda tabana rastlanmamış, çalışmalarda eşik taşının alt kısmı seviye kabul edilmiştir. Mekanın kuzeydoğu köşesinde, daha somadan kireçtaşmdan stilize aslan ayaklı bir oturma basamağı, kesme kireçtaşı bloklar, tuğla ve moloz taşlar kullanılarak U biçiminde küçük bir bölme oluşturulmuştur.
Birçok evreyi içeren Z yapısında kazı çalışmalan sonucu birçok evrenin bulunduğu ve bunların iç içe geçtiği görülmektedir (Resim 24). Henüz küçük bir kısmı açığa çıkanlabilen yapı kompleksinin çeşitli dönemlerde yapılan eklemelerle orijinalinden bir hayli farklılaştığı anlaşılmıştır. Bir sezonluk kazı çalışması sonucunda yapının orijmdinin bir bouleuterion olabileceğine dair herhangi bir kanıta ise rastlanamamıştır. Ancak, kazılacak alanın büyüklüğü, daha somaki kazı sezonlarında daha kesin kanıtlara ulaşma potansiyeli sunmaktadır. Bu sene açığa çıkanlan kısımlara dair yorumlar öyle özetlenebilir: Birinci mekanın güney dış duvan batısmda bulunan ve stylobat zemini üzerine oturduğu görülen in situ sütunlar, hem seviye hem de sütunlann tarihlemesi bakımından en erken evre gibi görünmektedir. Bu sütunlar M.S. 1. yy.'da burada inşa edilmiş Dor düzeninde bir yapıya ait gibi görünmektedirler. Sütunlan da saracak biçimde sütunlann arasının sandık duvar tekniğiyle kapatılması ikinci bir evreyi işaret ediyor olmalıdır. Bu sütunlann hemen devamında doğu yönde yer alan ve mekanın güney dış duvarım teşkil eden duvar da aynı süreçte inşa edilmiş olabilir. Ancak duvann temeli görülemediğinden bu konuyu kesinleştirmek şimdilik mümkün olmamıştır. Birinci mekanın güneyinde yer alan, güney dışduvara bitişik olan, muhtemelen ikinci bir mekanı çevreleyen duvarlar açıkça sütunlar arasındaki sandık duvar ve güney dış duvardan sonra inşa edilmiştir. Sondajda görülen kuzey-güney doğrultulu duvarın seviyesi ve sandık duvara bağlantısının dikişli olmayışı bu öneriyi desteklemektedir. Bu alanda bulunan duvar tekniğinin özellikleri ile toplu olarak bulunan ve biri dışında hepsi Theodosius (M.S. 379-395), Arcadius (M.S. 383-408) ve Honorius (M.S.393-423) Dönemleri'ne tarihlenenen sikkeler, Geç Antik Dönem'i işaret etmektedir. Kuzey-güney doğrultulu duvardaki kapı açıklığının kapatılması da daha sonraki bir zaman diliminde gerçekleşmiş olmalıdır. Birinci mekanın cephe (doğu) duvarı ise mekana daha sonradan eklenmiş gibi görünmektedir.
Kazı sonrasında tüm alanın hava fotoğrafları çekilerek belgelenmiş ve planı çıkarılmıştır. Alanda kazı sonrasında bulunan yazıtlı arkhitrav blokları da Jl'in kuzeyine taşınmıştır. Yüzeyde bulunan devrik sütun tamburunun, yapımn birinci mekanının güneyinde bulunan sütunlardan doğudan dördüncü sütuna ait olduğu saptanmış ve mevcut tamburun üzerinde ayağa kaldnılmıştır.
D. AKROPOLİS
1994-2004 yıllan arasında Giessen Iustus Liebig Üniversitesi'nden, Prof. Dr. Wolfram Martini başkanlığındaki ekip ile ortaklaşa olarak Perge'nin Akropolisinde yürütülen araştırmalar bölge için önemli ve orijinal sonuçlar vermişti. 2008 yılında ise, yine aynı ekiple ortaklaşa olarak yürütülen çalışmada, daha önceki gözlemleri temel alarak, Kalkolitik Çağ ya da Erken Bronz Çağı'ndan itibaren Erken Demir Çağma kadar kesintisiz stratigrafi için gerekli malzemenin elde edilmesi için uygun olduğu tahmin edilen iki alanın detaylı bir şekilde araştınlması hedeflenmiştir. Aynca, kazılmış topraktan ya da tabakalardan ele geçen ve radyo karbon yöntemiyle tarMendirilen organik madde kalmtılarmın karşılaştınlmasıyla belirli bir kronoloji oluşturulması da amaçlanmıştır. Bu bağlamda Bronz Çağı'ndan Demir Çağı'na geçiş evresi özel bir önem taşıyordu.
Geç Bronz Çağı'ndan bir yapı bulunuyordu. Uzun süre kullanıldığı anlaşılan bu yapının iç kesiminde Geç Myken (SH IIIc) Çağı'ndan MÖ 7. yy'a kadar tarihlenen keramik buluntuları ele geçmiştir. 0,50 m. daha derinde ise Orta Bronz Çağı'ndan bir duvar yapısı bir diğer bir yerleşim düzleminin varlığım gösteriyordu. Bu yerleşimin en altındaki taş sırası Kalkolitik Çağ tabakasına kadar uzanıyordu ve ele geçen malzeme karışıktı (Resim 25).
"Alan l"dekilere benzer problemler, MÖ 5./4. yy.da yapılmış olan masif duvar yapısının yer aldığı 'Alan 3"te de karşımıza çıkmıştır. Burada Klasik Dönem'den Erken Bizans Dönemi'ne kadar tarihlenen kalın duvar yapıları nedeniyle alanın kuzeyine doğru yapmayı planladığımız genişletme çalışmaları durdurulmak zorunda kalmıştır. Bunun yerine alanın doğusuna doğru bir genişletme yapılmıştır (3/5). Ancak kuzey ve güney taraftaki duvarlar ve geniş temel çukurları anakayanın 0,50 m üzerine kadar ulaştığı için tahrip olmamış bir tabakaya rastlama ihtimali çok azdı. Bu alanda yapılan kazılarda M.Ö. 5./4. yy. temel yapısı altında Erken Demir Çağı tahribat tabakası (buradan pişmiş topraktan 13 adet ağırşak ele geçmiştir) ve Geç Bronz Çağı'ndan kiremit katkılı taban sıvası (hemen üzerinde bir miktar keramik bulunmuştur) ortaya çıkarılmıştır. Geç Bronz Çağı tabanının altındaki dolgu ise daha erken dönem Geç Broz Çağı taban seviyesi üzerinde bulunur, ki bu taban seviyesinden Kıbrıs' tan ithal IIIc tipinde Myken keramiği bulunmuştur (Resim 28).
3/5'in doğu yarısında, büyük kısmı ele geçen tabanın genişliğinin (l,75m.) hemen hemen tamamı pişmiş toprak bir ocak-sunak tarafından kaplanmıştır. Ocak-sunağın sadece yarısı açığa çıkanlabilmiştir. Anadolu için hiç alışık olmadığımız bu ocak aym zamanda muhtemelen sıvı sunulan için düşünülmüş olan iki adet tekneye de sahiptir. Bu teknelerden daha büyük olan ikincisi zarar görmüş olmasına rağmen, daha küçük olan diğer tekne analojiye imkan vermektedir (Resim 29).
Ocağın en yalan paralellerini Myken Saraylan'nda görmekteyiz. Bu örneklerin yuvarlak ocaklanmn ölçüleri 1,88 ve 4,00 m. arasında değişmektedir ki, bunlar Perge Akropolisi 'Alan 3'te bulunan örnekten belirgin şekilde büyüktür. Batıdan, özellikle de Peloponnesos'tan doğrudan bir Myken paraleline rastlamıyoruz. Aynca bu ocak tipinin sadece saraylarla sınırlı kalması ve saraylardaki örneklerin sıvı sunu için düşünülmüş olan teknelere sahip olmaması, ocağın Ege- Myken Mltürüyle ilişkilendirilebileceği doğraltusundaki varsayımlan da çürütmektedir. Bütün Anadolu' da seçkinler sınıfına mensup kişilere ait yapılann içerisinde büyük ocaklann bulunması bunun bir Anadolu geleneği olduğunu düşündürmektedir. Bununla birlikte Anadolu'dan yuvarlak ocaklı ve libasyon düzeneği bulunan bir diğer örnek henüz bilinmemektedir. Bu ocağın büyüklüğü ve içinde bulunduğu alanın özenli hazırlanmış olması nedeniyle ocağın ait olduğu yapımn Geç Bronz Çağı'nda bölgedeki seçkinler sımfma mensup bir kişi için yapıldığı tahmin edilebilir. Bu doğrultuda düşündüğümüz takdirde —oğazköy Tabletleri'nin bildirdiği gibi —Perge' nin Geç Bronz Çağı'nda önemli bir kent olduğunu arkeolojik verilerle kanıtlamış oluyoruz. Ayrıca Perge'nin Parha olarak tammlanması da böylece kuvvet kazanmaktadır. Bu sebeplerden ötürü önümüzdeki bir ya da iki kazı sezonunda daha bu ocağın ait olduğu yapı ile ilgili araştırmalarımızın devam etmesi planlanmaktadır.
2. ANTROPOLOJİK ÇALIŞMALAR
Perge Kazısı 2008 sezonunda, 2006 ve 2007 yıllarında ortaya çıkartılan 18 mezar ile, 2008 yılında gün ışığına çıkartılan Akropolis 1/91 7-5 numaralı çömlek mezar ve Kr 5 olarak adlandırılan kremasyon gömü olmak üzere, mezar ya da mezar çevresinden toplanan toplam 20 insan iskelet kalıntısı, Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Yılmaz Selim ERDAL başkanlığındaki 3 kişilik bir ekip tarafından incelenmiştir.
2008 kazı sezonunda yapılan incelemelerde toplam 110 insana ait iskelet kalıntısı çalışılmış, bunlardan 28'inin kadm, 39'unun erkek olduğu belirlenmiştir. 15 erişkin bireyin cinsiyeti belirlenemezken, 7 bebek iskeleti ve 8 çocuk iskeleti incelenmiştir. Mezarlardan ele geçen kremasyon gömülerin sayısı ise 13'tür.
Akropolisten gün ışığına çıkartılan mezardan, yeni doğmuş bir bebeğe ait iskelet ele geçmiştir. Ka.2'nin güneyi, L.47'nin kuzeydoğusu ve Ka.3'ün çevresi gibi mezar dışından çıkan ya da mezarlara yalan alandan ele geçen kemikler, sayıları 1 ila 3 arasında değişen bireyle temsil edilmektedir. Bu iskelet kalıntılarından, genellikle çok eksik ve parçalı olmaları nedeniyle, yeterince bilgi elde edilememiştir.
Her ne kadar örnek sayısı sınırlı olsa da, bebek ve çocuk gömülerinin sınırlı olması ile erişkinlerde enfeksiyonların düşük sıklıkta olması birlikte değerlendirildiğinde, incelenen mezarlarda bulunan bireylerin sağlık yapısının görece iyi olduğu ve bebek-çocuk ölümlerinin düşük olduğu söylenebilir. Bu görüşü destekleyen diğer bir bulgu ise, lahitlerden ele geçen bireylerin çoğunlukla orta erişkin ve yaşlı iken yaşamlarım yitirmiş olmalarıdır.
3. MOZAİK CORPUSU ÇALIŞMALARI
2008 kazı sezonunda yürütülen Perge mozaikleri belgeleme ve inceleme çalışmaları, Agora / Macellum yapısının batısında yer alan sütunlu galeride (stoa diple?) ve Güney Hamam'ın Klaudios Peison Galerisi olarak adlandırılan VII nolu mekanında sürdürülmüştür.
Agora / Macellumun batısında yer alan portikonun zemininin mozaik döşeme ile kaplı olduğu daha önceden bilinmekle birlikte Perge kazı arşivinde bu taban döşemesine ait herhangi bir belge (fotoğraf, çizim vb.) bulunmamakta, dolayısıyla portiğin hangi bölümlerinde mozaik döşeme olduğu ve bu döşemelerin onarım görüp görmediği bilinmemekteydi. 2008 kazı sezonunun ilk haftasında söz konusu alan kuzeyden güneye doğru kazılarak günümüze korunagelmiş olan mozaik döşeme parçaları açığa çıkarılmıştır. Döşemelerin portiğin kuzey yansında ve dükkan sırasının bulunduğu doğu kenan boyunca daha iyi korunduğu anlaşılmıştır. Portiğin güney yansında ise mozaik döşemeye ait tessellatum tabakasının tümüyle tahrip olduğu ve mozaik harç yatağının altında yer alan blokaj tabakasının yüzeyde görünür hale geldiği tespit edilmiştir.
Ortaya çıkanlan mozaik döşeme parçalannın güçlendirme ve koruma çalışmalan gerçekleştirildikten soma, portikte mozaik döşemenin korunagelmiş olduğu alanlar total station yardımıyla ölçülmüş ve hava fotoğraflarıyla belgelenmiştir. Ayrıca analiz edilmek üzere tessera ve harç örnekleri de alınmıştır.
4. KORUMA, ONARIM VE DÜZENLEME ÇALIŞMALARI
A. ANASTYLOSİS VE DÜZENLEME ÇALIŞMALARI
2008 yılı anastylosis ve düzenleme çalışmalan Akropolis eteğindeki F3 kodlu nympheumun güneyindeki, kuzey-güney doğrultulu Sütunlu Caddenin doğu portikosu ve aynı caddenin kavşağın güneyinde yer alan batı genişletilmiş portikosunda sürdürülmüştür.
F3'ün güneyindeki doğu portikoda in situ postamentler üzerindeki mermer Attik-Ion sütun kaidelerinin üzerine 9 adet mermer sütun yerleştirilmiştir (Resim 31-32). Sütunlar ayağa kaldınlrrken kırık parçalar birbirine fiber çubuk ve epoksi reçine (areldit) ile bağlandıktan soma, yine aynı yöntemle kaideleri üzerinde ayağa kaldmlmıştır. Böylece Sütunlu Caddede geçen yılki çalışmalarla birlikte kavşak (O) ile F3 arasında kalan doğu kısmında, ayağa kaldınlmaya müsait tüm sütunlar dikilmiş, caddenin söz konusu kısmının mimarisi daha rahat algılanabilecek duruma kavuşturulmuştur.
Sütunlu Caddenin kavşağın güneyindeki genişletilmiş doğu portikosundaki Attik-Ion kaidelerinin parçalan birleştirilerek postamentler üzerine yerleştirilmiş, aynı bölümün tam karşısındaki batı portikosunda ise 5 mermer sütun onanlarak yerine dikilmiştir. Aynca, yine batı kısımda dikilmiş olan Ja.05.46 envanter nolu sütunun üzerine, portikoya ait Ion düzeninde mermer bir başlık da (Ja.05.96) yerleştirilmiştir. Caddenin bu kısmında dikilmeye müsait daha pek çok sütun bulunmaktadır. Bu sene söz konusu sütunlann çoğu onanlmış ve önümüzdeki sene dikilmeye hazır hale getirilmiştir. Burada bulunan sütunlar dikildikten soma caddenin kavşağın güneyinde kalan batı kısmmm mimarisi üç boyutlu olarak çok daha iyi görülebilir duruma gelecektir. Böylece 2008 yılı kazı sezonunda toplam 14 adet sütun onanlarak yerine dikilmiştir. Aynca bir çok sütun başlığı, sütun kaidesi, postament ve mimari parçanın ait olduklan mimari öğeler bulunarak, yerlerine yapıştmlmıştır.
B. MOZAİKLERİN KONSERVASYONU
Perge 2008 kazı sezonunda Agora/Macellumun batısında bulunan ikinci portiğin (stoa diple?) mozaik taban döşemesinin konservasyonu, Konservatör Şehrigül YEŞİL yönetiminde, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Taşınabilir Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü öğrencileri Pınar GÜLER ve Baran YEŞİLYURT'tan oluşan bir ekip tarafından gerçekleştirilmiştir.
Söz konusu alanda bulunan yaklaşık 350 metrekarelik alanda öncelikle mozaik yüzeyi tamamen açılmış ve kuru kaba temizliği yapılmıştır. Alanın kuzeyinde tesellatum tabakasının kaybolduğu kısımlarda kısmen taşıyıcı harç tabakasının, kısmen de statumen tabakalarının korunduğu; büyük çoğunluğunda ise tamamen yok olduğu görülmüştür. Yine mozaik döşemenin alanın batısmda korunagelen kısrmlannda yüzeyde temizlik ve çimento bağlayıcılı harç ile kenarların sağlamlaştırılması gibi geçmiş müdahaleler de saptanmıştır. Konservasyon çalışmasına bu kısımlarda geçmişte uygulanmış olan ve günümüzde bilinen sakıncaları nedeniyle kabul edilmeyen bu harçların uzaklaştrnlması ile başlanmıştır. Daha önce koruma müdahalesi görmemiş olan kısrmlarm kenarları, orijinaliyle benzer özellikte kireç harcı ile sağlamlaştınlmak üzere temizlenmiştir. Döşemenin kenarları kireç bağlayıcılı harç ile sağlamlaştırılmış ve tesseraleam eksik olduğu yerler (lacunae) yine aynı harçla doldurulmuştur. Küçük lacunalar in-situ yeri belli olmayan tesseralaıla. tümlenmiştir. Korunagelmiş taşıyıcı harç tabakası kalmtılanmn kenarları aym yöntem ile; yüzeyindeki çatlaklar ise akrilik emülsiyon ile sağlamlaştınlarak korumaya alınmıştır. Taşıyıcı harç ile tesellatum arasında oluşan boşluklar (kabarmalar) yine akrilik emülsiyon ve ince harç enjeksiyonu ile doldurularak sabitlenmiştir. Döşemede son olarak ince temizlik yapılmış ve çeşitli yerlerindeki bitki kölderinin kurutulabilmesi için ilaçlanmıştır. In-situ konservasyonu tamamlanan mozaik taban döşemesi, alanın fotogrametrik ölçümleri yapılarak belgelenmesinin ardından sırasıyla jeo-tekstil ve dere kumu ile; kenarları kumun dışarı akmasını engellemek üzere 5xl0Tuk ahşap kalaslarla sınırlanmak suretiyle kapatılarak koruma altına alınmıştır.
C. BATI NEKROPOLİS'TEKİ KORUMA ÇALIŞMALARI
Parsel 169: M9 Kuzey Mezar Odası Duvar Resmi Konservasyonu.
Perge Batı Nekropolis'te, 2003 yılında tümüyle açığa çıkarılan anıtsal mezar yapısı M9'un kuzey mezar odası içinde duvar resimlerinin varlığı biliniyordu. Ancak, kazısı esnasında bunların üzerindeki ince toprak tabakasına dokunulmamıştır. Çünkü, duvar resimlerinin tamamen açılmasının, konservasyon çalışmasıyla birlikte yürütülmesi planlanmıştı. 2008 yılında yukarıda bahsedilen konservatör ekibinin burada çalışmalar başlanmasıyla, hem figürlü duvar resimleri açığa çıkarılmış hem de konservasyonu tamamlanmıştır (Resim 33-34).
Mezar odası kesme taş bloklarla yapılmış, doğu-batı yönündeki beşik tonoz örtülü bir mekandır. Tonoz başlangıcı yak. 0,15 m.'lik bir silme ile duvarın diğer kısımlarından ayrılmıştır. Figürlü resimler silmenin üst kısmına; mermer taklidi olduğu düşünülen desenler silmenin alt kısmına yapılmıştır. Tonoz kavsinin altındaki doğu duvarda, mezar sahibi, akrabaları ve hizmetçilerini betimleyen bir symposiun sahnesi saptanmış; kuzey duvarda ise üç figürden oluşan mevsim personifikasyonlan görülmüştür. Her iki kısımda da kazıma tekniğiyle yapılan diğer bir desen grubu bulunmaktadır.
Fresco secco tekniğiyle yapıldığı düşünülen resimler, kesme taş duvar taşıyıcı üstünde, kireç bağlayıcılı harç kullanılarak yapılan sıvaların üzerinde çok renkli boyama ve yer yer kazıma tekniği kullanılarak yapılmıştır.
Parsel 159:
159 numaralı parselde bulunan lahit benzeri ve kenotaphion olduğu düşünülen mezann dış yüzeyindeki sıvada bozulma ve kayıp oluşan kısımlar orijinaline uygun kireç bağlatıcılı harç ile sabitlenmiş ve yüzey akrilik emülsiyon kullanılarak sağlamlaştmlmıştır.
Parsel 159'da geçtiğimiz kazı sezonunda etermit çatıyla kapatılan mezarlann güneyinde bu yıl açığa çıkanlan lahitlerin yağmur, fırtına gibi etkenlerden koruması amacıyla kapatılmıştır. Kazılan alanın çevresi ise, daha çok hayvanların girmesini engellemek amacıyla bir çitle çevrilmiştir.
D. KÜÇÜK BULUNTULARIN ONARIMI
Kazı esnasında bulunmuş olan tüm, pişmiş toprak, cam ve metal buluntular ile sikkeler, kazı barakası ve kazı evinde oluşturulan laboratuarlarda, Konservatör Özlem TOPRAK ve restorasyon öğrencisi Pınar GÜLER ile Baran YEŞİLYURT tarafından yöntemlerine uygun olarak temizlenmiş, kırık parçalar birbirlerine yapıştırılarak tümlenmiştir. Bu çalışmaların sonunda 15 adet envanterlik, 189 adet etüdlük eser Antalya Arkeoloji Müzesi'ne teslim edilmiştir.