2007 Yılı Boyalı Höyük Kazısı
Boyalı Höyük'te sürdürülen arkeolojik kazılarımızın 2007 yılı programı tamamlanmıştır. Boyalı Höyük, Bir ucu Delice havzasında diğer ucu doğuda Kaledere dağlık arazisinde olan bir vadinin en bereketli kesiminde, alüvyonel bir düzlükte yer almaktadır. Bu vadideki ve alüvyonel zemini yaratan Büyük Çay mevsimlik bir akarsudur. Bu akarsuyun oluşturduğu bereketli arazi yerleşim için çevredeki en uygun alandır. Boyalı Höyük'te 2004 yılından beri ortaya çıkarılmaya başlanan "A" yapısı, 2007 yılında kuzeydoğu-güneybatı yönünde yaklaşık 35 m. uzunluğa ulaşmıştır. Yapının en geniş kısmı şimdilik 20 metredir.
2006 yılında kazı alanın çevresinde pancar ekiminin yapılması ve sınırlı alanda yapılan çalışmalar bu yıl tarımsal ekim yapılmaması nedeniyle daha rahat ve daha verimli bir şekilde yürütülebilmiştir. 2007 yılı kazılarına başlanırken üç ayrı hedef belirlenmiştir:
Belirlenen hedeflerin ışığında gerçekleştirilen kazılar ve mimari:
1. A yapısının kuzey ve güneye doğru genişleyen odalarının ortaya çıkarılması; 2. Mimari içindeki geniş odalarda veya mimarinin dış çevresinde sondajlar yapılarak daha alttaki safha veya buluntulara ulaşılması; 3. Höyüğün yamaç seviyesinde A yapısının doğuya doğru olan genişlemesinin belirlenmesi.
Yukarıdaki amaçlarla başlanan kazılarımızın 1. aşaması kuzeydoğuda G,H VIII (kısmen G IX) plankarelerinde; güneybatıda ise I X, I XI ve H XI plankarelerinde sürdürülmüştür. Kuzey kesim plankarelerinde yapılan kazılarda 7 ayrı oda daha "A" yapısına eklenmiştir (oda no: 29, 30, 32, 32, 33, 34 ve 35). Bu odalardan 30 nolu oda geçen yıl kısmen ortaya çıkarılmaya başlanmış olup, bu yıl odanın planı belirlenmiştir. Bu odalar, A yapısının kuzeydoğu uzantısı büyük ölçüde tespit edilebilmiştir. Bu odalardan sonra başka oda izine rastlanmamıştır. Bu kesimdeki 4, 3, 1 ve 30 nolu odalar yapının ana planı doğrultusundadırlar. Ancak 29, 31, 32, 33, 34 ve 35 nolu odalar birer küçük bölme görünümde olup, A yapısına sonradan eklenmiş gibidirler. Bunlar olasılıkla A yapısın kuzeydoğu sınırına sonradan eklenmiş depo odalarıdırlar. Bu odaların çevresinden ve içinden tahrip olmuş durumda çanak çömlek parçalan ele geçti. Parçalanmış ve ezik seramiklerin tamamlanması mümkün olamadı.
2. Aşama çalışmaları sırasında, şimdilik en az iki safhası olduğu tespit edilen A yapısının stratigrafik durumunun belirlenebilmesi için büyük odaların zemininden sondajlar gerçekleştirilmesi planlandı. 12 ve 15 nolu odalarda yaklaşık 3-4 metre inildiğinde karışık olarak Eski Hitit ve Eski Tunç Çağı seramik parçaları yoğun gelmekle birlikte mimari izlere daha derin seviyelerde de rastlanmadı. Aynı şekilde 22 ve 24 nolu odalarda tarla seviyesinden 2.5 metre derine inildiğinde 22 nolu odada büyük boy mimariye ait taşlara dağınık durumda rastlandı. 22 nolu odada yerinde bulunan yarım kaplar odanın taban seviyesine işaret etmektedir. 24 nolu odada ise 2.40 metrede taban seviyesine ulaşıldı. Taban kısmen korunmuştur. Taban seviyesinde in situ iki küçük fincan ve boyalı bir tezgâh ağırlığı bulundu. Yine 24 nolu oda tabanında in situ ancak çok ezilmiş seramikler mevcuttur. Çok aşınmış ve parçalanmış olduklarından bunların tamamlanmaları mümkün olmadı. Daha sonra odanın kuzey köşesinde taban seviyesindeki insitu yarım bir küp yerinde bırakılarak 50 cm. daha aşağı inildi. Seyrek gelen ETÇ seramiklerinden sonra ana toprağa ulaşıldı. Odanın doğu duvarının temel alt seviyesinde safhalaşmaya işaret eden bir temel taş örgüsü daha mevcuttur. Bu durum bir önceki safhanın duvarlarının üzerine üst safhanın temellerinin oturduğunu göstermektedir. Değinilen safhalaşma iki ayrı tabaka veya döneme işaret etmemektedir. Sadece Eski Hitit Çağında kendi dönemi içinde mimarinin yeniden yapılanması ve düzenlenmesi sonucunda oluşmuştur. Bu kesimdeki 22, 24, 25, 20, 17 ve 19 nolu odalardan oluşan grup sanki ayrı bir kompleks görünümü kazandı. Bu oda grubunda riton parçaları küçük kaplar, bol sayıda ağırşak ve tezgâh ağırlığı bulundu. Odalar bir simetrik plana göre yapılmamıştır ve yamuk, dikdörtgen şekillerindedirler. Oda ölçüleri de farklılık gösterir: 24 nolu oda 230 X 240 cm; 21 nolu oda 70 X 60 cm ölçülerindedir.
3. Aşamada A yapısının, höyük yamacına, yani doğuya doğru genişlemesinin kesinleşmesi için F,G IX ve FG X karelerinde kazılara devam edildi. Bu kesimde ana kaya yüzeye oldukça yakınlaşmaktadır. Bu kesimde duvarların bir kısmı ana kaya üstüne oturmuş, oda tabanları bazı noktalarda ana kaya zeminin düzlenmesi ile oluşturulmuştur. Bir odanın ana kayanın düzleme tabanında yuvarlak bir çukur açılmış, burası belki de ocak yeri olarak kullanılmıştır. G X karesindeki duvarlar yüzeye yakın olarak korunmuş olup, büyük ölçüde tahrip olmuşlardır. Buradaki tespitlerin ışığında A yapısının kuzeybatı-güneydoğu yönünde en az 11.5 metre genişliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Bu aynı yerde de çok sayıda kırık ve ezik durumda Eski Hitit seramiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca bu kesimde de ağırşaklar ve tezgah ağırlıkları bulunmuştur.
2007 yılında yukarıda ayrıntıları verilen üç aşamalı çalışmalar ile A yapısı büyük ölçüde ortaya çıkarılmıştır. Yapısının oda sayısı şimdilik 36'ya ulaşmıştır. Mimari yönden tüm yapıyı ele aldığımızda şu genel özellikleri sıralayabiliriz: Yapının tüm duvarlarında aynı tarz taş cinsleri ve örgü tekniği kullanılmıştır. Son ortaya çıkan duvarlar da daha öncekiler gibi çaytaşı, kireçtaşı, kumtaşı ve iri konglamera parçalan ile örülmüştür. Çaytaşı yoğun bir şekilde kullanılmış, temelin alt kesimlerine yerleştirilen çaytaşları ile duvarlara binen dikey basınç yatay yönde dağıtılmıştır. İç mekânlarda sıva izi görülmemiştir. Bazı odalarının tabanlarının bir kısmı korunabilmiştir. Yapının kuzeydoğu ve güneybatı ucundaki odalar depolama amaçlı olup daha küçüktürler. Kaliteli ve parlak astarlı Hitit seramiği orta kesimdeki daha geniş boyutlu odalardan ve doğu kesimde höyük yamacı altındaki uzantılardan gelmektedir. 2007 kazıları A yapısının çevresinde bir başka yapının şimdilik mevcut olmadığını göstermiştir. Yapı güneybatıya doğru genişlemeye devam etmekte ve bu kesimdeki büyük odalarının tabanlarından in situ kaplar gelmeye devam etmektedir. Bu nedenle 2008 yılı kazılarının bu kesimde öncelikle yoğunlaştınlması planlanmaktadır. Doğuya doğru olan kesimde höyük yamacında zayıf mimari izler belirmeye başlamıştır. Bu kesimlerde ana kayaya kadar inilmesi mevcut duvarlann belirlenmesini sağlayacaktır.
Ayrıca, 2008 yılı kazılarına ön destek amacıyla höyüğün kuzeye doğru olan kesimin de bir sondaj yapılmış, yüzeyin yaklaşık 30 cm altından büyük bir odanın duvarları ortaya çıkmıştır. Bu kesimde Eski Tunç yerleşimin yoğunlaşması ihtimali yüksektir, Ancak, sondaj sırasında MÖ.II. bin yıla ait seramik parçaları da gelmiştir. 2008 yılında bu kesimde de kazılara devam edilecektir.
Arkeolojik eserler (A yapısında bulunan eserlerin mimarideki konumları ekteki "Eser Dağılım Planı"nda verilmiştir):
Kazılar sırasında "A" yapısının açılan tüm odalarında çeşitli buluntular ele geçmiştir. Yapının güçlü bir tahribata uğramış olmasının yanında erozyon ve 2004 yılı öncesi tarımsal tahribat sağlam çanak çömleğin ele geçmesini zorlaştırmaktadır. Bu etkenler nedeniyle daha küçük boyutlu kaplar ve küçük eserler sağlam ele geçebilmektedir. 2007 yılı kazımızda 56 adet eser kazı envanter listesine alınmıştır. Bu eserlerin büyük çoğunluğu odaların için çok az kısmı mimari çevresinde ele geçmiştir. Eserler aşağıdaki grupları oluşturur:
A) Ağırşaklar (No: 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15,16,17,18):
Ağırşaklar, 1, 5, 6, 8, 22, 24, 25, 27 ve 31 nolu odalarda bulunmuştur. Hemen hemen tamamı bezemelidir. Formlar Eski Hitit çağının karakteristik tiplerini temsil eder.
B) Deniz kabukları (No: 19, 34 ve 56):
4 ve 26 nolu odalarda bulunmuştur. 19 nolu kabuk sağlam ve eksiksiz durumdadır. Şekli ve tipiyle, literatürde "Helix" olarak tanımlanan gruba girer. 34 nolu tip "Nassa" olarak tanınır. 56 ise yine "Helix"in bir alt grubuna dahildir. Benzerleri Alişar'ın Hitit tabakasında görülür. Boyalı'da bulunmaları, deniz kıyısı bölgelerle ticari ilişkilere işaret etmektedir.
C) Tezgah ağırlıkları (No: 20, 21, 22, 23, 24, 24, 31, 44, 48, 51):
1, 9, 22, 23, 24, 25 nolu odalarda (biri güney kesimde, mimari dışında) bulunmuşlardır. Şekiller çeşitlidir. Bazılarında baskı mevcuttur. Aralarında tek askı delikli, oval yapılı tipler mevcuttur. A kompleksinin odalarında yaygın olarak çıkarlar. Boyalı'nın Eski Hitit zamanında dokumacılık uygulamaları ile de önemli olduğu anlaşılmaktadır.
D) Pişmiş toprak objeler (No: 25, 26, 35, 36, 49, 52, 55):
8, 10, 24, 26, 36 nolu odalarda ortaya çıkarılmışlardır. 25 nolu eser bir kabın kenarında yer alması muhtemel bir stilize insan tasviridir. Benzerleri Alişar'da mevcuttur. 26'daki nokta ve ensize hatlarla bezeli obje fıgürine ait bir parça olabilir. 35, 36 ve 52'deki yuvarlak objeler, tekerlekli ritonlara ait tekerlekler olabilir. Böyle bir riton (tekerlek yuvalı), 2005 de bulunmuştu. 55 nolu boğa başı parçası bir kabın süslemesi olmalıdır. 49 nolu obje ise M.Ö.III. binden metal örneklerini tanıdığımız bir topuz başıdır.
E) Baskılı kulp parçası (No: 27):
10 nolu odada ele geçmiştir. Oval bir çerçeve içinde geometrik figürlerden oluşan bezeme baskısı var.
F) Kolye tanesi (No: 28):
8 nolu oda buluntusudur. Bir hayvan dişinin distal kısmına delik açılarak askılı kolye tanesi oluşturulmuş.
G) Aşık kemikleri (No: 32, 33):
32 ve 33 nolu odalarda ele geçmişlerdir.
H) Aplike parça (No 29):
22 nolu odada bulunan kemikten yapılmış, kare biçimli ve ensize bezemeli parça, A yapısının odalarında aplike süslemeli eşyanın varlığını göstermektedir.
İ) Seramikler (No: 37, 38, 39, 46, 47):
Bu yılın sağlam seramik formları 24 nolu oda ve çevresinden bulunmuştur. 47 nolu vazo parçasının yüzeyi ensize dalgalı hat ve bitkisel motiflerle bezelidir. Başka bir parça 2006 yılında bulunmuştu. Her iki parça birleşti ve bir vazonun alt kesimi belirlendi. Dini amaçlı bir vazo olmalı, su, bitki motifleri iki ayn frizi de belirgin, Eski Hitit vazolarında görülen frizleme anlayışına uygun. Olasılıkla üst frizlerde hayvan ve insan tasvirleri vardı.
J) Bronz eserler (30, 40, 41, 42, 43, 45, 50, 53, 54):
1, 24, 8, 41, 42 ve 43 nolu oda buluntulardırlar. 30, 53 ve 54 nolu iğneler korozyona rağmen sağlam durumdadırlar. 30 nolu iğnenin başı dilimlidir. Tümü Hitit merkezlerinden bilinen formları temsil ederler. 40'daki bıçak ve 41'deki orak Eski Hitit döneminde karakteristik bronz eserlerdendir. Alaca Höyük, Boğazköy, Alişar ve Ortaköy'ün Hitit'in Erken ve Büyük Krallık dönemlerine ait safhalarda ele geçmiştir. 42'deki keski kütlevi olup, büyük ölçüde okside olmuştur.
Genel Değerlendirme:
Yukarıda sıralanan ve bulundukları konumları verilen objeler, A yapısının zenginliğini arttırmıştır. Seramik kısıtlı olarak gelmektedir. Ancak 24 nolu odanın sağlam buluntulan kompleksin güneybatı kanadındaki odalann içeriği hakkında destek sağlayıcı bilgi vermiştir. Diğer taraftan bu kesimdeki 21, 22, 23, 24 ve 25 nolu odalar 2007 yılında geniş bir buluntu çeşitliliğine sahiptir. Özellikle 24 nolu oda en zengin oda görünümündedir. Buluntularda adak eşyası niteliği ağırlık kazanmaya başlamıştır. Metal buluntulann sayısı 2007 kazısında daha da artmıştır. Bu durum Boyalı'da maden üretiminin de olabileceği görüşünü güçlendirmektedir. Boyalı kazısının yapılmasına vesile olan Hüseyinde yerleşiminde metal sayısı çok kısıtlıydı. Fatmaören'de ise tahribat nedeniyle metal eser bulunamamıştı. Boyalı'daki buluntular aynı zamanda bu boşluğu doldurmaktadır.
Geçen yıllarda ve 2007'de bulunan baskılı kuplar depolama amaçlı testilerin bazı odalarda yer aldığını göstermektedir. 22, 24 ve 25 nolu odalann zengin buluntuları arasındaki küçük boyutlu kaplar adak kapları görünümündedir. Ayrıca, önceki yıllarda bulunan çok sayıdaki riton ve parçası da yapının dini bir işleve sahip olabileceği yönündeki görüşleri de güçlendirmiştir. Boyalı Höyük'te Erken Hitit kültür katı şimdilik en azından iki mimari safhalıdır. Alttaki safhanın duvarları üzerine üst safha duvarları oturmuş, bazı duvarlar değiştirilmeden kullanılmaya devam edilmiştir. Seramik safhalara göre çok farklılık göstermemektedir. Eskiyapar'dan tanıdığımız kabartmalı, parlak astarlı seramik üst safhada yaygındır. Geçen yıllardaki boğa kabartmalı kaplardaki boğaların işleniş tarzı yine Eskiyapar'daki tiplere benzerdir. Boyalı'da Eski Hitit kültür katı altındaki Eski Tunç Çağı tabakası tahrip edilmiştir. Ancak bazı duvar parçalarının tekrar kullanılmış olma olasılığı yüksektir. Eski Tunç Çağı sakinleri Boyalı Höyük'ün güneyindeki kayalık alanı da yerleşim için kullanmışlardır. Bu kesimdeki yoğun erozyon nedeniyle mimari kalıntılar ve seramikler aşağı doğru akarak Hitit tabakalarının yıkıntıları ile karışmıştır. ETÇ seramiği bu dönemin III. safhasının sonuna tarihlenmektedir. M.Ö.II. bin yılın başlarında da Boyalı Höyük sakinleri yaşamlarını sürdürmeye devam etmiştir. Bölgede gerçekleştirdiğimiz arkeolojik kazılar sonucunda Hüseyindede ve çevresinin M.Ö.III. bin sonu ve M.Ö.II. bin yılın ilk yarısındaki yerleşim modellemesi ile kültürel yapı büyük ölçüde belirlenmiştir. Eski Tunç Çağı'ndan M.Ö.II. bin başına geçiş; M.Ö.II. bin çağında bölgedeki durum ve Erken Hitit'e geçiş gibi konular önem ve ağırlık kazanmıştır. Hüseyindede, Fatmaören ve Boyalı Höyük Eski Hitit yerleşimleri ile Resuloğlu Eski Tunç Çağı Mezarlığı kazıları bu konu için aydınlatıcı veriler sağlamıştır. Aynca bölgemizden Boğazköy ve Alaca Höyük'e doğal bağlantı sağlayan bir hat üzerinde yer alan bir merkezin incelenmesi ve araştırılması konuya tamamlayıcı bilgiler verecektir. Bu özelliklere sahip ve bölgemizden Boğazköy çevresine doğru olan doğrultudaki ilk merkez Eskiyapar'dır. Burada Eski Tunç Çağı ve Hitit safhaları kesiksiz devamlılık göstermekte olup, ilgili buluntular geçmiş yıllarda sürdürülen arkeolojik kazılardan elde edilmiştir. Böylece, Boğazköy'den kuşuçumu 46-50 km. sonrasındaki alandaki küçük ölçekli Hitit yerleşim noktaları ile Boğazköy arasında bağlantı sağlayan orta veya büyük ölçekli bir yerleşim modelinin, bu bakış açısıyla ele alınması Hitit arkeolojisine değerli sonuçlar sağlayacaktır.
2007 yılı Boyalı Höyük kazısı buluntuları ve sonuçları 2004 yılından beri belirlediğimiz amaçlarımıza büyük ölçüde ulaşılmasını sağlamış, yukarıda belirtilen hususların ışığında çalışmaların genişletilmesi gerekliliği doğmuştur. 2008 yılında da bu hususlar doğrultusunda kazılara devam edilmesi ve en kısa sürede belirlenen ana hedeflere ulaşılarak kazının tamamlanması planlanmaktadır.
***
2006 Yılı Boyalı Höyük Kazısı Sonuç Raporu (Hüseyindede Fatmaören Kazısı):
2006 yılında Boyalı Höyük kazılarının ikinci mevsimi tamamlanmıştır. Boyalı Höyük'te 3 yıl içinde gerçekleştirilen uygulamaları birlikte değerlendirerek anlatmak, 2006 yılı çalışmalarında gelinen noktayı daha iyi açıklayacaktır.
2004 yılında sadece temizlik çalışması yapılmış, tarımsal faaliyetler sırasında açılan çukurlar ve höyüğün tahrip edilen etek kesimi temizlenmiştir. Bu uygulamalar sırasında ortaya çıkan eserler toplanmıştır. 2005 ve 2006 yılı kazılarında höyüğün plan karelemesi yapılmıştır. Ayrıca 2005 yılında sürdürülecek kazılara esas olacak bir ön planlama gerçekleştirilmiştir. Bu planlamaya uygun olarak 2005 yılında höyüğün en yüksek noktasından (A IX plankareden) tarla seviyesine (J IX plankareye) kadar olan 100 metrelik doğu-batı yönünde uzanan bir hat üzerinde (a, b,c, d, e) sondaj çukurları açılmıştır (Plan 2: IX Aa, IX Cb, IX Gc-d, IX Je). (Plan 2). IX A plankaresindeki a sondajında Roma dönemine ait basit bir mezar ve Eski Hitit, Eski Tunç seramikleri karışık olarak çıkmış, -100 cm'e kadar bir mimari kalıntı ile karşılaşılmamıştır. IX C plankaredeki b sondajında ana kayanın burada yüzeye yaklaştığı belirlenmiş, kist toprak ve erozyonla aşağı kaymış E. Hitit parçaları tespit edilmiştir. Bu noktanın güneybatısında kalan VII F plan karesinde yapılan -50 cm.e inilen bir text sondaj da ise M.Ö. I. Bine ait boyalı seramik parçaları tahrip olmuş bir mimari içinde belirlenmiştir. IX G plan karesindeki c ve d sondaj lannda duvar izler tespit edilmiştir. 2005 yılı kazılarına bu plan kare dikkate alınarak IX H'de başlanmıştır. Tarla seviyesindeki sonuncu IX Je sondajında -150 cm. ye kadar inilmiş herhangi bir kültürel izle karşılaşılmamıştır. Bu sonuçların ışığında 2005 yılında H IX, IIX, H X plan karelerdeki tarla tahribatının yoğunlaştığı noktalarda kazılar sürdürülmüştür (Plan 2).
2006 yılı kazı sonuçlarını vermeden önce Boyalı Höyük'te yapılan ve yapılması planlanan arkeolojik kazıların nedenlerini ve amaçlarını sıralamak istiyoruz :
Boyalı Höyük, Delice Irmağının batısındaki Tokullu yerleşiminden, daha doğudaki Kaledere'nin dağlık bölgesine doğru uzanan 25 km. nin üzerinde uzunluğa (Harita 1) sahip bereketli bir vadi üzerinde yer almaktadır (Harita 3). Bu vadinin orta kesimindeki alüvyonal düzlüklerin en geniş yerinde Boyalı Höyük yer alır. Geçtiğimiz yıllarda kazılan tamamlanan Fatmaören ve Hüseyindede ise Boyalı'mn batısında yine bu vadinin çevresinde konumlanmışlardır. 1997 yılında Hüseyindede'yi keşfimiz ve 1998'de burada başlattığımız kazılar bir Eski Hitit kült merkezinin tanınmasının sağlamıştır. İnandık'tan sonra Hüseyindede'ninkilerle birlikte kabartmalı sağlam Eski Hitit kült vazo sayısı üçe yükselmiştir. Hüseyindede kült yapısının yanında başka yapıların bulunamaması çevrede daha önce tespiti yaptığımız başka merkezlerin değerlendirilmesini gündeme getirmiştir. Bu amaçla Yörüklü Beldesi'nin hemen batısındaki Fatmaören kazılmış, 2004 yılında Boyalı Höyük'te bir tarla tahribatının gerçekleştirilmiş olduğunun belirlenmesi üzerine buraya geçilmiştir. Aynı yıl tahribat alanında kabartmalı kap parçalarının bulunması, ayrıca yine tahribat alanında sağlam Eski Hitit kaplarının görülmesi üzerine 2005 yılında Boyalı Höyük'te bir arkeolojik kazı yapılması kararı alınmıştır. Tüm ekipmanımızın ve işçilerimizin aynı bölgede olması Boyalı Höyük'ün çalıştığımız Hüseyindede Beldesi idari sınırlarının içinde olması çalışmalarımızı büyük ölçüde kolaylaştırmış, sahip olduğumuz imkânlar tümüyle Boyalı'ya kaydırılmıştır. 2005 yılında başlayan ilk çalışmalarımızda amaçlanan hususlar aşağıda sıralanmıştır:
A) Boyalı'daki tahribatın boyutu belirlenerek, yapılması gereken kazı alanlarının tespiti,
B) Tarla yüzeyinde bulunan kabartmalı kapların ait olduğu yapı veya yapı gruplarının belirlenmesi,
C) Buradaki yerleşim karakterinin belirlenerek Hüseyindede ile olan kültürel ilişkisinin ortaya çıkarılması,
D) Tarla tahribatını mevcut mimariye ne ölçüde zarar verdiğinin tespit edilmesi.
2006 yılı kazılarımıza da bu amaçlar doğrultusunda doğrultusunda başlanmıştır. Kazılar, HIX, IIX ve H X'a ek olarak, I X, H XI ve I XI'de sürdürülmüştür (Plan 2, 1). 2005 yılında ortaya çıkanlmaya başlanan ve "A kompleksi" olarak tanımlanan yapımn güney kanadının mimarisinin takibi yapılmıştır (Resim 1, 6, 9). 2006 yılında bu kompleksin oda sayısı 10'u geçmiştir. Kompleks doğudan batıya doğru hafif eğimli bir yüzeye oturmaktadır. Erozyonun güçlü olması nedeniyle yapımn doğu duvarlan daha kalın tutulmuş, buna rağmen bu duvarların batıya doğru kaydığı belirlenmiştir. Yapının üç odası 2005 yılında kısmen ortaya çıkmaya başlamıştı (H X, G X) (Plan 4). 2006 kazılarında bu üç oda tamamen ortaya çıkarıldı. Bu odaların genişlikleri dıştan dışa 3,5 - 4 m. Arasında değişmektedir. Duvar kalınlıkları 0,5 - 1 m. Arasında farklılık göstermektedir. Yapını doğu ve batı sınırını oluşturan ana duvarlar her zaman 1 m. kalınlığa sahiptir. Duvarlar inşa edilirken temellerin ilk sırası büyük taşlarla döşenmiş, bunların üstüne daha küçük boyutlu taşlar onlarında üstüne genellikle yuvarlak dere taşları konularak temele binen basınç dağıtılmıştır. Temelin üst sıralarındaki taşların, duvarın yan yüzlerine bakan kısımları düzlenmiştir. Kullanılan taşlar çevre bölgede görülen taş cinslerindendir. Kireç taşı, andezit, kum taşı ve dere taşı yoğun kullanılmıştır. Temeller G IX, X ve XI plan karelerde kısmen ana kayaya oturmaktadır. Bu kesimde eğim biraz daha fazla olup, ana kaya yüzeye yakındır. Tarla sahibi tarafından gerçekleştirilmiş olan tahribat, bizim G IX, X ve XI plan karelerinin batı sınırında, kuzey-güney yönünde uzanmaktadır. Burada höyük eteği 1,5 - 2 m. kesilmiş ve doğal eğim düzlenerek dik bir kesit oluşturulmuştur. 2005 yılı kazısında bu kesitten 2,5 m. doğuya doğru içeri girilmiştir. Oluşan yeni kesitte mimari ve yangın izleri görülmektedir. Tarla seviyesindeki mimaride de yangın izleri mevcuttur.
Tarımsal uygulamalar sırasında oluşturulan yapay tahribat kesiti kuzey-güney yönünde yaklaşık 100 m. uzunluğa sahiptir (Resim 7, 10). Höyüğün etek kısmından batıya doğru olan eğim takip edildiğinde yaklaşık 25 m. lik bir kısmın düzlenerek tarla haline getirildiği anlaşılmaktadır. Bu düzleme sırasında bizim "A" kompleksi olarak adlandırdığımız yapının bir kısmı ve bir üst seviyedeki mimariye ait taşlar sökülerek alınmıştır. "A" kompleksinin üstünde bir başka mimari safha olduğuna kanıt, H X plan karesindeki bir odanın duvarı üstünde yapılmış daire planlı ocaktır. Bu ocak "A" kompleksine ait değildir ve yapının bir odasının duvarı üstüne daha sonra yapılmıştır (Resimli).
2004 yılı temizlik çalışmaları sırasında tabanı üstünde eserlerin bulunduğu H IX 1 odasının taban seviyesinin altındaki duvar izlerinin (Resim 4, Plan 1) devam edip etmediğinin öğrenilmesi için 2006 yılında H X 2 odasında bir sondaj yapılmış, 100 cm. den itibaren Eski Tunç Çağı seramik parçaları çıkmasına rağmen 400 cm. de ana toprağa ulaşılmıştır (Resim 2). Şimdilik daha alt seviyedeki bu mimarinin, 2007 yılında kuzey plan karelerde açılması planlanan sondajlarda aranması gerektiğini söyleyebiliriz. (Plan 7). Tahribat sınırını oluşturan G IX ve X plan karelerin batı sınırında 2005 yılında kaliteli Eski Hitit seramiği ve parlak astarlı riton parçaları gelmiştir. Bir üst seviye olasılıkla bu seviyede korunmuş olmalıdır. 2007 kazılarımızın bu kesimde de yoğunlaştırılması planlanmaktadır.
A kompleksinin tüm odalarında çok sayıda parçalanmış ve ezilmiş durumda çanak çömlekler bulunmuştur. Tahribatın yoğunluğu nedeniyle tamamlanmaları güçtür. Bu seramikler Erken Hitit seramik tiplerinin büyük çoğunluğunu temsil ederler. Tarla kesiminde yani H X, XI karelerindeki odalarda günlük kapların oranı daha fazladır. Daha önce H IX 1 odası tabanında bulunan iki küp, öğütme taşı, ölçek taşı ve kap kaidesi, bu kesimin mutfak ve kiler ağırlıklı olduğunu göstermektedir. H IX 7, 8, 9 nolu odalarda erzak kaplarına ait parçalar çıkmıştır. A kompleksinin diğer odalarında çok sayıda tezgah ağırlığı (Resim 8, 16, 18, 24) ve ağırşak ( Resim 12, 13, 22, 23, 25, 26), bulunmuştur.
Tezgah ağırlıklarından biri baskılıdır (Resim 8). Aynı buluntu yoğunluğu 2004 ve 2005 yılında da mevcuttu. Çok sayıdaki tezgah ağırlığı ve ağırşak, kazısın sürdürdüğümüz yapımn dolayısıyla yerleşimin dokumacılık uygulamaları hakkında ön sonuçlar sağlamaktadır. 2006 yılında yine bu yapı içinde bir pişmiş toprak idol bulundu (Resim 21). 2004 yılında da yine tarla yüzeyinde bir insan fıgürini bulunmuştu. Ayrıca çizi bezekli bir vazoya ait parçalar bu tür seramiğin de burada kullanıldığını bize göstermiştir (Resim 30). Alişar'da benzerleri bulunan figüratif seramik kulp parçası aynı yerde ortaya çıkmıştır. Mühür baskılı başka bir kulp parçası yine bu kesimde ele geçmiştir (Resim 14). Bu arada 2005 yılında A kompleksinde parça halde bulunan ve etütlük olarak ayrılan bir çanak ve bir adak kabının tümlenmesi üzerine bu eserler 2006 yılı envanterine alınmıştır (Resim 33, 34). Bu yıl sadece bir kemik sap (boynuz) aynı çevrede bulunmuştur (Resim 31). Aynı çevrede kemik bızlar da bulunmaktadır (Resim 15). Yine A kompleksinde bulunan pişmiş topraktan yapılmış çeşitli objeler de kazı eser kaydımıza alınmıştır (Resim 19). Bir adet çift kulplu sivri dipli vazocuk bir odanın yan duvar seviyesinde bulunmuştur (Resim 18). Höyük yüzeyinde yakın derinlikteki çanak çömlek parçaları da erozyon ve sel sularının etkisiyle tarla seviyesine kadar dağılmıştır. Buna rağmen yapın küçük odalarında bazı kaplar in situ kalabilmiştir. Ancak çok ezik ve ufalanmış olduklarından tamamlanmaları mümkün olamamıştır (Resim 3).
Sıralanan örnekler ve geçen yıl bulunan seramikler Boğazköy, Alaca Höyük, AlişarHitit safhaları ile kronolojik ve kültürel bağlantı sağlamaktadır. Boğa kabartmalı kaplar ile bazı seramik formları Eskiyapar'dakiler yakınlık göstermektedir. Hüseyindede ve Fatmaören'deki formların paralelleri Boyalı'da mevcuttur. Her üçünün de mimarisi ortak özelliklere sahiptir. Boyalı'da 2 yıldan beri sürdürülen arkeolojik kazılar ve sondajlarda tespit edilen üç kültür katının varlığını ortaya koymuştur. Bunlar 1. Eski Tunç Çağı, 2. Eski Hitit, 3. Demir Devri'ne aittir (Plan 6). Roma döneminde höyüğün mezarlık amacıyla kullanıldığı basit Roma mezarından anlaşılmaktadır. Tarla sahipleri önceki yıllarda da aynı kesimde mezarların ortaya çıktığını vurgulamışlardır. Eski Tunç Çağına ait seramik parçaları höyüğün her kesiminde bulunmaktadır. A kompleksi odaları ve içindeki parçaların erozyon ile höyüğün üst seviyelerinden aşağı kaydığı anlaşılmaktadır. Şimdilik A yapısı altında bir Eski Tunç Çağı yapısı tespit edilmemiştir. Ancak, bu dönemin seramikleri höyüğün kuzey yamaçlarının yüzeylerinde yoğundur. Ayrıca, höyük yerleşimlerinin sırtını yasladığı güney kesimdeki kayalıkta da Eski Tunç seramikleri yoğunlaşmaktadır. 2007 yılında bu kesimlerde ETÇ yerleşim izleri aranacaktır (Plan 5). 2006 yılında tarla kazanmak amacı ile daha önceki yıllarda gerçekleştirilen tahribat izleri temizlenmiş, verilen zararın sadece bir kesimde gerçekleştiği, bir seviyenin kazındığı ancak bu seviyenin kuzey, güney ve doğu yönlerinde takip edilebileceği ve bu kısımlarda ortaya çıkarılabileceği belirlenmiştir. 2007 yılında kazıların höyük merkezine doğru yoğunlaştırılması da planlanmaktadır. Hüseyindede ve Fatmaören kazılan vesilesiyle de vurguladığımız (Harita 2). Bitik, İnandık ve Hüseyindede arasındaki ulaşım hattının Boyalı'dan sonra Kaledere Beldesi üzerinden Boğazköy'e ulaştığı, bu yıl Boyalı çevresinde sürdürdüğümüz yüzey taramaları sırasında kesinlik kazanmaya başlamıştır. 2006 yüzey araştırmalarımızda Kaledere Beldesinin yayla kesiminde Ecerintepe Mevkisinde bir Eski Hitit yerleşimi tespit edildi. Burada da aynı şekilde Eski Tunç çağı ve Eski Hitit seramikleri birlikte belirlenmiştir. Kaledere'deki tespitlerimizden sonra bölgeden ayrılmamızı takiben Eski Hitit yerleşiminin bulunduğu tarlanın sahibinin bir kalıp bulduğunu haber vermesi üzerine tekrar bölgeye dönülmüştür. Eski Hitit seramiğinin yoğun bulunduğu tarlada pulluğa takılıp çıkan kalıp, ağırlıklı olarak kolcuklu balta yapımında kullanılmıştır. Kalıbın altı yüzü de döküm için kullanılmıştır. Yuvarlak objeler, çubuklar ve daha küçük boyutlu balta dökümünde de kullanıldığı anlaşılmaktadır. Asur Ticaret Kolonileri Çağı'ndan da tanıdığımız bu kalıp tipinin Erken Hitit döneminde de kullanıldığı bilinmektedir. Kaledere'deki E. Hitit seramik yoğunluğuna bakılırsa kalıbın E. Hitit döneminde ait olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yine Kaledere'deki yüzey taramalarımız sırasında kabartmalı bir kaba ait bir parça da bulunmuştur. Kaledere E.Hitit yerleşimi Boyalı'mn önemini daha da arttırmıştır. Tokullu'dan başlayan Eski Hitit yerleşim zinciri Çavuşçu daha sonra Fatmaören ve Hüseyindede'den Boyalı'ya ulaşmakta ve Kaledere Beldesi'ne kadar devam etmektedir. Bu konumuyla Boyalı Höyük'teki gerçekleştirilen kazılar bölgesel bir çalışmanın odak noktasını oluşturmaya başlamıştır. Bulunduğumuz bölge M.Ö.III. bin yılda Hatti kültürünün çekirdek bölgesidir. Aym zamanda E.Hitit döneminde de bu önemini devam ettirmiştir. Boyalı E.T.Ç. seramikleri ve diğerleri çoğunlukla bu çağın son safhasına aittir. Hemen kuzeyimizde yer alan ve son yıllarda gerçekleştirilen kazılarda önemli sonuçlar sağlayan Resuloğlu ETÇ mezarlığının seramikleri de son safhaya aittir ve Boyalı'nın ETÇ seramiği ile benzerlik gösterirler. Kızılırmak kavsi içinde yer alan bölgemizden, M.Ö.III. bin kültürlerinin M.Ö.II. bine geçişi ve kültürel devamlılıkları konusunda önemli verilerin sağlanacağı anlaşılmaktadır. Bölgede Hitit İmparatorluk dönemine ait kültürel bir iz şimdilik yoktur. İnandık'tan sonra sadece Hitit'in erken safhası için önemli arkeolojik veriler sağlayan diğer iki merkez Hüseyindede ve Boyalı Höyük'tür. Boyalı'nın yaklaşık 11 km. doğusunda kalan Kaledere'de tespit edilen E.Hitit yerleşimi, Boyalı'mn önemini daha da artırmıştır. Özellikle Boyalı Höyük'ün çevresindeki merkezlerle olan ilişkisi, ortaya çıkarılacak arkeolojik buluntularla daha iyi anlaşılabilecektir.
Yukarıda verilen sonuçlar ve değerlendirmelerin ışığında bölgesel bir proje haline dönüşen Boyalı Höyük kazılarına 2007 yılında belirlenen amaçlar doğrultusunda devam edilmesi planlanmaktadır.