KAUNOS-Kbid'07
Kazı-Konservasyon-Restorasyon-Onarım-Arkeolojik Park Çalışmaları ve Etkinlik
Kültür Bakanlığı ve üniversitem Başkent Üniversitesi adına başkanlığım yürüttüğüm Kaunos örenindeki 2007 yılı çalışmaları, bu kazı döneminde de hazırlanan program gereği aşağıdaki farklı alanlarda gerçekleştirilmiştir:
KAZILAR: Kazılarımız üç ayrı alanda devam etmiştir: Tiyatro-Çeşme Binası; Kubbeli Kilise-Kuzey Şapel ve Doğu-Batı Arteri.
Tiyatro-Çeşme Binası: Bilindiği üzere Tiyatro çevre duvarının en çok zarar gördüğü bölüm, kuzey ve doğu yöndeki tonozlu girişler arasında kalmaktadır. Kuşku yoktur ki, bunun da nedeni, yalnızca batı duvarının kalıntısı görünen bir Çeşme Binası'dır. Hem bu noktadaki yıkılmış çevre duvarının restorasyon projesinin hazırlanması ve hem de Çeşme Binası'nın ortaya çıkartılması amacı ile burada kazılara başlanılmıştır. Kazılarımız daha henüz tamamlanamamıştır. Bunun da nedeni, çevre duvarı arka dolgusunun kayma tehlikesi arz etmesidir. Ancak açılabileceği kadar bir alan açılmıştır. Ortaya çıkartılan bu küçük alanın sunduğu arkeolojik veriler bile bizleri belli bir sonuca ulaştırabilmiştir: Başlangıçtaki beklentimizin aksine, yukarı terasın insan trafiğini de hizmet veren, 10.25x5.70 metre boyutlarında bir Anıtsal Çeşme Binası inşa edilmiştir burada. Yapımında lila renkli mermer blokların ve sütunların kullanıldığı yapı, her iki ante arasında yer alan iki sütunuyla in-antis olarak planlanmıştır ve Tiyatro çevre duvarının içine bir niş gibi sokulmuştur. Ve çevre duvarı, bu binanın üzerini üç büyük kemerle geçip devam etmekledir.
Tuzla (Res. 1): Tesisin tasarımına, inşa malzemesi ve tekniği ile tuz üretiminin yöntemine yönelik araştırmalarımız, artık belli bir noktaya ulaşmıştır: Bugün kesin olarak biliyoruz ki, tesis doğu-batı yönünde uzanan 35x50 metre ölçülerindeki yaklaşık dikdörtgen bir kumul alanı üzerine kurulmuştur. Bu alan, kanalların ayırdığı parsellere bölünmüştür: Ortada 3 tam ve dar yanlarda 1/2 parsel. Parsel ölçüleri 9.80x28.50 ila 9.90x31.50 metre arasında değişmektedir. Bu farklılık, derinlikleri 0.40 metre civarında olan kanalların zamanındaki sahil şeridine göre olan uzunluğundan kaynaklanmaktadır. Ortada bulunan 3 adet büyük parselin her birinin içine yan yana ikişer tava olmak üzere, kanallara paralel 6 sıra halinde toplam 12 tava yerleştirilmiştir; yanlardaki yarım parsellerin her birinde ise, tek sıra 6 tava vardır. Böylece tesis içindeki toplam tava sayısı 48'dir. Tavaların çapı ortalama 4.30; derinlikleri ise 0.18 metre ölçülmektedir. Artık kesin olarak saptanmıştır ki, ne tavalarla kanallar ve ne de tavalar arasında hiçbir bağlantı yoktur. Her biri kendi içinde bağımsız olarak tasarlanmışlardır. İnşasında kullanılan malzeme ise, hemen arkasındaki kayalıktan kopartılan yumruk büyüklüğünde irili-ufaklı parçalardır. Bunlar için bağlayıcı eleman kireç harçtır. Ayrıca tavaların iç yüzleri geçirgen olmayan bir harç ile sıvanmıştır. Buharlaşma ile tavalardan tuz elde edilmesi için her türlü önkoşul bu alanda vardır: Isı vardır; rüzgâr vardır ve kuvvetli bir tribulans vardır. Nitekim elde ettik de...
Kubbeli Kilise-Şapel (Res. 2): Bu yılın kazı çalışmalarının bir başka programı, Palaestra Terası üzerindeki 6. yüzyıl Kilise'nin hemen kuzey duvarına bitişik inşa edilmiş olan ŞapePin (Mescit) kazılması ve araştırılmasıydı. Bundaki bir başka amacımız da, Kilise'nin bu kuzey bölümünü "Arkeolojik Park" programımız çerçevesinde düzenlemekti. Yüzyılların dolgu toprağı ve molozuyla tamamen örtülmüş olan Şapel, bugün temizlenerek gün yüzüne çıkartılmıştır. 5.31x4.91 metre ölçülerinde yaklaşık kare planlı olan apsisli bu küçük kutsal Yapı, doğu-batı yönündedir. ± 1.00 ila 0.40 metre yüksekliğine kadar korunmuş olan duvarlarının inşasında tamamıyla spolyen kumtaşı ve az da olsa mermer bloklar kullanılmıştır; tabanı ise mermer bloklarla kaplanmıştır. Duvarların iç yüzleri zamanında farklı konularda duvar resimleriyle kaplanmış olan bu Bina, fonksiyonunu yitirdikten sonra artık bir Martyrium (Türbe) olarak kullanılmıştır. Çünkü giriş kısmı kapatılmış ve içine üç aziz naşı defnedilmiştir.
Doğu-Batı Arteri (Res. 3): Kentin doğu Mezarlığını batı sur kapısına bağlayan kaldırım taşı döşeli Ana Cadde, yalnızca Palaestra Terası üzerinde açığa çıkartılmıştır. Cadde'nin geçen yıl restore ettiğimiz Anıtsal Kapı'dan sonraki bölümünün kazılması, bu mevsimin programı içindeydi. Amacımız, bu taş döşemeli ana arteri aşağıya, Liman Agorası na bağlamak ve ziyaretçileri aynı zamanda kutsal olan bu cadde üzerinde yürütmektir. Başardık da... Cadde ağıdan gelen açılmış bölümü ile birleştirilmiştir; Anıtsal Kapımın önünde yapılan düzenleme ile de bu gezi güzergâhı hizmete sunulmuştur.
KONSERVASYON: Kazılarımızın bir diğer olmazsa olmaz görevi de, çıkan her türden malzemenin korunmasına yönelik yapılan uygulamadır: Konservasyon. Bu yıl özellikle iki malzeme üzerinde yoğunlaşılmıştır: Glykinna Anıtının iri mermer blokları ile Şapel'in freskolu kumtaşı blokları. Anıtın zaman içerisinde tahrip olan çok iri blokları yerlerinden alınarak kum havuzu içinde konserve edilmişlerdir: Parçaları ayrılmış; yanak yüzeyler temizlenmiş; temizlemen parçalar epoksi ile yapıştırılmış; yapışan parçalar fiber çubuklarla dübellenmiştir. Şapelin kumtaşı duvar bloklarının iç yüzleri panolar halinde duvar resimleriyle bezelidir. Zamanla yüzeyleri kireç kaplanmış, mantarlaşmış ve korozyona uğramış bu blokların her birinin yüzeyi konserve edilmiştir: Yüzeydeki toprak tabaka temizlenmiş; dökülecek kenarlar kireç harçla doldurulmuş; kavlamış yüzeylerin arkasına reçine akıtılarak sabitleştirilmiş; freskolu yüzeyler yumuşatılarak su buharı ile temizlenmiş; son aşamada ise akrilik reçine ile yüzey güçlendirilmiştir.
RESTORASYON (Res. 4): Bu yılki restorasyon programımızın hedefi, Villa olarak isim verdiğimiz binanın anıtsal girişini yeniden ayağa kaldırmaktı. Daha 1980Tİ yılların başlarında açığa çıkartılan bu kapıya ait mimari malzeme, hemen önünden geçen döşemeli caddenin üzerine yıkılmıştı ve geçen kazı mevsimine kadar da in situ durumu ile kalmıştı. Anıtsal kapının, tambur gibi, sütun gibi ve başlık gibi mimari parçalarının her biri önce konserve edilmişler ve sonrasında da epoksi ve fiber dübeller yardımıyla kendi yerlerine konulmuşlardır. Eksik olan başlık, orijinal başlıktan alınan kalıp yardımıyla yeniden dökülmüştür.
ARKEOLOJİK PARK ÇALIŞMALARI: Öreni gelecek kuşaklara taşımak adına üstlendiğimiz bir başka görev de, kent dokusunu sadece arkeolojik açıdan değil de flora ve faunası ile de korumaktır. Bu bağlamda her yıl farklı programın bir başka aşaması gerçekleşmektedir. Bu yıl, Tiyatro Binasf nın hemen altındaki asırlık çitlembik ağaçlarının bakımları yapılmıştır; gövdelerinin altına yapılan oturma grubu ile de ziyaretçilere "soluklanma" noktası hazırlanmıştır. Ayrıca ağaçların etrafı düzenlenmiş; hemen kuzeyindeki binanın içi temizlenerek girişleri parmaklıkla kapatılmıştır. Ve bu noktadan Tiyatro'ya yol güzergâhı düzenlenmiştir. Ayrıca Tiyatromun bozuk oturma bloklarının yerine fırınlanmış ahşap dilmelerden oturma sıraları konulmuştur. Bunun dışında Palaestra Kapışımın doğu yönüne, aşağı seviyede devam eden döşemli caddeye inen yine aynı ahşap malzemeden kademeli basamaklar monte edilmiştir. Bu bağlamda gerçekleştirdiğimiz son çalışma ise, bilgilendirme levhalarının araziye uygun bir tasarım uygulamasıyla değiştirilmesidir.
ROLÖVE: Bu program çerçevesinde üç yapının rölövesi çıkartılmıştır: Tiyatro; Kubbeli Kilise ve Glykinna Anıtı. Ayrıca kullanılabilir restorasyonuna uygun olarak da Kubbeli Kilise'nin restorasyon planları yapılmıştır.
PERFORMANS (Res.5): Bilindiği üzere 2007 yılı Mevlâna Celâleddîn-i Rumî'nin 800. doğum yılıdır ve bu yıl UNESKO tarafından "Dünya Mevlâna Yılı" ilan edilmiştir. Bu bağlamda Başkent Üniversitesi olarak bizler de "hoşgörü ve sevgi güneşimiz" Mevlâna'mızı anmak ve O'nun buram buram insanlık kokan felsefesini gönüllere aktarmak istedik. Kültür Bakanlığı, Muğla Valiliği ve Başkent Üniversitemizin ortak ürünü olan bu etkinlik, Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu'nun performansı ile 02 Eylül 2007 akşamı Kaunos Tiyatrosu'nda büyük bir "coşku" içinde gerçekleşmiştir. Üzerine mistik bir atmosferin çöreklendiği Tiyatromuzun oturma sıraları üzerindeki yaklaşık 4000 seyirci ile sınırlı kalmamıştır bu coşku. Bu coşku, üniversitemizin yayın organı olan "KanalB" aracılığı ile de, aynı akşam ve de canlı olarak tüm ülke geneline ılık ılık aktarılmıştır.
***
KAUNOS (Kbid) ARAŞTIRMALARI 2006
Bu yıldan başlayarak öğretim üyelerimizden Prof. Dr. Cengiz Işık tarafından Üniversitemiz adına da yürütülen Kaunos örenindeki 2006 yılı faaliyetleri, Haziran ayı başından Eylül ayı sonuna kadar öngörülen program çerçevesinde farklı çalışma alanlarında gerçekleştirilmiştir: Kazı; Konservasyon ve Restorasyon; Onarım; Deneysel Arkeoloji; "Arkeolojik Park" Çalışmaları ve Düzenlemeler. Ayrıca, bütün bu çalışmaları taçlandıran, Ulu Önder Mustafa Kemalimiz'in "125. Doğum Yılı" kutlamaları çerçevesinde Kaunos Tiyatrosu'nda Orkestra Akademik Başkent tarafından sunulan Konser.
1. Kazılar
Tuzla: Geçen kazı döneminin son günlerinde keşfedilen "Kaunos Tuzlası", Anadolu arkeolojisinde bir "ilktir". Zamanında "Göz Merhemi" yapımında aranılır bir katkı maddesi olan "Kaunos Tuzu"nun üretildiği tavaların yeri, Dalyan Beldesi'nin dünyaca ünlü "İztuzu Sahili". Daha kazılarına başlamadan tesis yapısının ve üretim yönteminin Plinius'xm anlatımlarına uygun düştüğü açıkça beliydi. "...Deniz tuzu, ya sahilde deniz suyunun çekilmesiyle, ya da kıyı şeridi boyunca yerleştirilen tavalar içindeki deniz suyunun buharlaşması sonucu elde edilmektedir." Tuz tavaları, zamanının sahil şeridi kumulu üzerinde doğu-batı yönünde parsellenmiş 35x50 m. boyutundaki bir alan içine yerleştirilmişlerdir: Ortada 3 tam, yanlarda l/2 parsel vardır ve bunlar kuzey-güney doğrultusundadırlar; ortalama 1.50 m genişlikteki kanallarla birbirlerinden ayrılan parsellerin uzunlukları ise 28.50 ila 32 m arasında değişmektedir. Gerek kanal ve gerekse parseller içindeki tuz tavaları aynı malzeme ve teknikte yapılmışlardır: Yapımında, tümüyle civardan toplanmış yumruk büklüğünde ya da biraz daha büyük taşlar kullanılmıştır; bağlayıcı eleman ise, iri taneli kum karışımından elde edilen kireç harçtır. Dolgusundan arındırılmış tavaların gösterdiği gibi, 4.28 m. çapında bir "çanak" formundaki her bir tavanın tabana derinlikleri de farklıdır: 14-18 cm. İç yüzleri "yumurta kabuğu" kalınlığında bir harçla sıvanmıştır. Öyle anlaşılıyor ki, deniz suyu kanallar aracılığı ile tavalar içine alındıktan sonra sıcak hava ve esintili kuru klima altında buharlaşmaya bırakılmaktadır. Bu işlem, kristalleşmiş tuzun tavalar içinde yeterince birikimine kadar devam etmektedir.
T i y a t r o - P r o s k e n i o n: Tiyatro-Sahne Binası'nın önü ana kayaya kadar tamamen kazılmıştır. Böylece Tiyatro'nun ilk yapım evresine ait proskenion cephe mimarisinin restütüsyonu çizebilecek mimari malzemeye ulaşılmıştır. Bunlar arasında en önemlisi, blokları üzerinde dairesel izler görülebilen 2 metre çapındaki bu yuvarlak döşemdir. Bunun merkezinde yer alan altlığın ortasına ise bir zıvana açılmıştır. Özellikle bu iki gözlem, zamanında zıvanaya yerleştirilmiş hareketli bir dikmenin etrafında dairesel olarak dönen bir mekanizmayı düşündürmüştür bizlere. Böylesine bir mekanizma da antik yazarların anlatımlarından yabancı değildir: Bir "Döner Sahne Sistemi"; bir Periaktos. Bu, antik tiyatrolarda "dönerek değişebilen" bir sahne sistemidir. Öyle anlaşılıyor ki, her bir yüzünde farklı bir dekorun resimlendiği ağaçtan yapılmış bir üçgen prizmadır bu. Bir yüzdeki dekor seyircilere dönükken, yanlarda kalan diğer iki yüz döndürülmeyi beklemektedir. Bu sistemin tarafımızdan keşfi bizleri yalnızca sevindirmemiş, en az bir o kadar heyecanlandırmış ve gururlandırmıştır da. Çünkü, bugüne kadar sadece antik yazarların anlatımlarından bildiğimiz böylesine bir sistemin mimari kalıntısıyla biz arkeologlar ilk kez tanışıyorduk; "peçesini" ilk kez Kaunos Tiyatrosu'nda ve de bizlere açıyordu.
Tiyatro-Tonozlu Giriş: Tiyatro'nun doğu yöndeki tonozlu girişin yürüme koridoruna (diazoma) açıldığı bölüm bu yıl tamamen temizlenmiş ve buradan her iki yan koridora merdivenle bağlanan girişler ortaya çıkartılmıştır.
Tiyatro-Çeşme Anıtı: Tiyatro'nun kuzey tonozlu girişinin hemen doğusundaki moloz kaldırılmıştır. Bu moloz dolgunun altından gün ışığına çıkartılan mimari kalıntının, Tiyatro için tasarlanmış bir Çeşme Binası olduğu tahmin edilmektedir.
2. Konservasyon ve Restorasyon
Palaestra Kapısı: Bu çalışma programımızın yoğunluğunu, Palaestra Terası'nın son kullanım evresi içinde bu alana girişi sağlayan anıtsal kapının yeniden ayağa kaldırılması almıştır. Kapıya ait tüm bloklar önceden temizlenmiş ve izolasyonları yapılmış; sonrasında ise konservasyonlan tamamlanmıştır. Bu arada eksik bir söve bloğu kendi formunda yeniden imal edilmiştir. Bütün bu işlemler tamamlandıktan sonra blokların her biri kendi yerlerine konularak önce kurumu yapılmış ve sonrasında ise dübellenerek birbirlerine monte edilmişlerdir. Böylece bu anıtsal kapıya, yaklaşık 2000 sene sonra yeniden fonksiyon kazandırılmıştır.
3. O n a r ı m
Onarım programı çerçevesinde ise, Teras Tapınağı'nın sütunları ve sunak taşı; Kubbeli Kilise'nin vaaz kürsüsü ve de Hamam Binası içinde korumaya alınan steller ile sunaklar, konservasyonlan yapılarak onarılmışlardır.
4 Deneysel Arkeoloji
Tiyatro-Döner Sahne Sistemi (P e r i a k t o s): Mimari döşemi elimize geçen antik çağın döner sahne sisteminin ahşap tasarımı çizilmiş ve Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün doğumunun 125. yılını kutlama programı içinde kullanılmak üzere yaptırılmıştır. Ağaçtan yaptırılan periaktos, 2.50 m yüksekliğinde bir üçgen prizmadır; her bir yüzünün genişliği ise 1.80 m hesaplanmıştır.
Tiyatro-Tonozlu Giriş Kapısı
Tiyatro'nun doğu yöndeki tonozlu girişinin yaklaşık ortalarında, her iki yan ve tavan duvarları üzerinde karşılıklı olarak duran izler, zamanında burada ahşap bir kapının varlığını göstermiştir bizlere. Ve bizler de bu izlerden hareketle zamanında burada duran ahşap kapıyı, yaptırmak üzere yeniden tasarladık. Ve bu tasarıma uygun yapılan kapı, yine Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün doğumunun 125. yılını kutladığımız o gün için yerine monte edilmiştir.
5. "Arkeolojik Park" Çalışmaları
Kaunos'u bir harabe görünümünden kurtarıp, ona bir "ören" karakteri kazandırmanın olmazsa olmazı, ziyaretçilere yönelik düzenlemeler yapmaktır. Ve bizler son bir-kaç yıldan buyana bu yönde de çalışmalanmızı sürdürüyoruz: Araziyi yoğun bitki örtüsünden anndırmanm yanı sıra, ziyaretçiler için uygun noktalara "Bilgilendirme ve Yönlendirme" levhalan dikiyoruz; yapıların önlerine, onların restütüsyon çizimlerini dikiyoruz; yol güzergahları hazırlıyoruz; oturup-dinlenme noktaları düzenliyoruz; ve daha geniş bilgi edinmek isteyenler içinse "kitap' ve "broşür" edinme imkanı sunuyoruz.
6. Düzenlemeler
Bütün bu çalışmalarımızın yanı sıra, bir taraftan da ören içindeki önemli yapıların temizliği ile meşgul olunmaktadır. Bu yapıların başında da Hamam, Tiyatro ve Kubbeli Kilise gelmektedir. Bu mevsim Tiyatro'nun orkestra alanı üzerindeki mimari parçaların hepsi alınmış ve bu alan tamamen temizlenmiştir. Gelecekte bir ören müzesi olarak düşünülen Hamam Binası'nın ise ambulacrum ve frigidarim salonlan temizlenmiş içindeki arkeolojik malzeme yeniden tanzim edilmiştir. Ayrıca, Tuzlanın açılan tavalarının olası tahribata karşı önlemi alınmıştır.
7. Tiyatro-Konser
25 Ağustos 2006 gününün gecesi, Kaunos için çok anlamlı bir geceydi. Çünkü o gece, Kaunos Tiyatrosu'nu dolduran yerlisi ve yabancısıyla binlerce izleyici, gök kubbenin huzmeleri altında ıslanan bu büyülü atmosferde "Zafer Haftasını" kutlamıştır. Hem de Orkestra Akademik Başkent'in oturma sıraları arasında sıcacık dolaşan müziğinin nağmeleriyle kendilerinden geçerek... O gecenin bir başka büyük heyecanı, kuşkusuz bir ilke şahitlik etmemizdi: Tarafımızdan yeniden yaptırılan Periaktos, bu defa üzerindeki Ulu Önderimiz Mustafa Kemalimiz'in resimleriyle dönerek, yaklaşık 2300 sene sonra yeniden "hayat" buluyordu.