PERGE KAZISI 2007 YILI RAPORU
2007 yılı çalışmalarımız dört ana grupta incelenebilir (Plan 1):
1. KAZI ÇALIŞMALARI A. BATI NEKROPOLİS
2007 yılı Batı Nekropolis çalışmaları, iki ayrı alanda yürütülmüştür. Bunlardan ilki 1997 yılından beri sistematik olarak kazısı yapılan parsel 169'tur. Kazıların sürdürüldüğü ikinci kısım ise 2006 yılında kaçak kazı yapıldığı tespit edilen, Batı şehir kapısının yaklaşık 500 m. güneyinde bulunan, parsel 159 olarak adlandırılan alandır.
Parsel 169'da çalışmalar, 2006 yılında ortaya çıkarılan ve Ka.2 olarak kodlandırılan mezarın güneyinde yürütülmüştür (Plan 2). Amaç; bu alanda bir mezar sırasının olup olmadığını saptamak ve 2006 yılında M.9'un kuzeydoğusunda yapılan çalışmalarda çitleri takip eden kanal doldurulurken saptanan, duvar örgüsü ve lahit teknesini ortaya çıkarmaktır. Öncelikle kazının sürdürülebilmesi için traktörün geçebilmesi amacıyla M.9'un doğusunda, önceki yıllarda su derenajını sağlamak amacıyla yapılmış olan toprak sette tesviye çalışması yapılmıştır. Bu alanda ters dönmüş halde, kireçtaşından, bir eşik taşı bulunmuş ancak in situ olmadığı anlaşılmıştır.
Alan düzenlemesi tamamlandıktan sonra kazı çalışmaları, Ka.2'nin güneyinde başlamıştır. Ka.2'nin güneydoğusunda, 2006 yılında ortaya çıkarılan, khamasorion amacıyla yapıldığı, ancak yarım bırakıldığı düşünülen kaya kütlesinin doğuya doğru devam ettiği ve ilkine hemen bitişik olarak muhtemelen ikinci bir khamasorionun işlenmiş olduğu saptanmıştır. Açmanın doğu kesidinde 2006 yılında görülmüş olan harç taban tümüyle açığa çıkarılmış ve taban parçasının in situ olmadığı anlaşılmıştır. Ka.2'nin güneyinde, kuzey-güney doğrultulu, beşik çatı biçiminde 3 adet kireçtaşı lahit kapağı parçası bulunmuştur. Bu parçaların kuzeybatısında, kuzey-güney doğrultulu, kireçtaşından düz bir lahit kapağı daha ele geçmiştir (Res. 1). Bu lahit kapağı ile diğer kapak parçalarının in situ olmadığı saptanmış ve yukarıda sözü edilen khamasorionla ilişkili olabilecekleri düşünülmüştür.
Ka.2'nin güneydoğusunda, kireçtaşı bloklardan yapılmış bir podyum mezar bulunmuştur (Res. 2). P.16 kodu verilen mezarın esas cephesi batıya yöneliktir. Bu kısımdaki blok taşlar, 3 sıra basamak biçiminde düzenlenerek, giriş amtsallaştırılmıştır. Podyumun kuzey duvarı moloz taşlardan örülmüştür. Mezarın doğu ve güney duvarlarını oluşturan blok taşlar, dolgu toprak üzerine oturtulmuştur. Podyum üzerinde tuğla örgülü bir mezar (P.16.A) ile kireçtaşı bir lahit teknesi (L.73) yer almaktadır. P.16.A, kuzey-güney doğrultulu tuğla örgülü, dikdörtgen formlu bir mezardır. Kapağı günümüze korunagelmemiş olan mezarın içinden dağınık halde kemik parçaları, 3 adet pişmiş toprak fıgürin başı, 2 adet demir yüzük parçası ve 1 adet bronz sikke ele geçmiştir (Res. 3). Tuğla mezarın güneyinde bulunan L.73, doğu-batı doğrultulu olup, kireçtaşından yapılmıştır. Yerel tipte, bezemesiz bir lahde ait olduğu anlaşılan teknenin tabanı korunagelmistir (Res. 4). P.lö'nın kazısı tamamlandıktan sonra kuzey duvarının podyumun üstünü genişletmek amacıyla örüldüğü anlaşılmıştır.
Podyum mezarın alt basamağının kuzeyinde pişmiş toprak bir urne içinde kremasyon gömü (Kr.4) ele geçmiştir. Urnenin içinde yanmış kemik ve küllerin yanı sıra bir adet cam unguentarium, bir adet kemik boncuk ve bir adet bronz sikke bulunmuştur.
Çalışmalar, P.lö'nın kuzeydoğusunda devam etmiştir. Bu alanda, çatı kiremitlerinden yapılmış, 2 adet kiremit mezar (Ki.3 ve Ki.4) bulunmuştur. Ki.3, doğu-batı doğrultulu, uzun kenarları ikişer, kısa kenarları birer kiremit ile kapatılmıştır (Res. 5). Mezarın kuzey kısmı anakayaya oturtulmuştur. Tabanı sıkıştırılmış topraktır. Güney uzun kenarını oluşturan kiremitler içe doğru çökmüş; batı kısa kenarını oluşturan kiremitler ise korunagelmemiştir. Ki.3'ün içinden yanmış kemik parçalan, bir adet taş, bir adet kemik obje, bir adet bronz kabara ile çok sayıda demir çivi ele geçmiştir. Ki.4, doğu-batı doğrultuludur. Uzun kenarları üçer, kısa kenarları ise birer kiremit ile kapatılmıştır. Tabanı sıkıştırılmış toprak olan Ki.4'ün kapağı korunagelmemiştir (Res. 6). Mezarın içinde bir adet çocuk iskeleti saptanmıştır. İskeletin başı batı yönde olup, yüzü doğuya yöneliktir. Kafatasının altından bir adet kemik boncuk ele geçmiştir.
Yağmur suyunun drenajı için çalışmalar, Ka.2'nin güneybatısıda sürdürülmüştür. Burada kanal açılması sırasında bir lahit bulunmuştur. L.73 kodu verilen lahit, kuzey-güney doğrultulu olup, yerel kireçtaşındandır. Teknenin batı kenarı tamamen kırık ve eksik, diğer kenarlarının da büyük bir kısmı kırıktır. Kapağı günümüze ulaşmamıştır (Res. 7).
Batı Nekropolis'te çalışılan ikinci alan, Parsel 169'un yaklaşık 500 m. güneyinde yer alan 159 nolu parseldir. Burada kazı iki alanda sürdürülmüştür. Kazı yapılan alanlar, geçtiğimiz kazı sezonunda çalışılan güney açma ve buranın yaklaşık 50 m. kuzeybatısında yer alan kuzey açmadır (Plan 3).
Güney açmada kazı çalışmaları, 2006 kazısında bulunan L.70'in doğusundan kuzey-güney yönünde genişleyerek başlamıştır. Burada amaç, lahitlerin yönlerinden hareketle nekropolde kuzey-güney yönlü bir cadde olup olmadığının saptanması ve kentin batı sur duvarı ile olan bağlantısının görülmesidir. Çalışmalarda, L.70'in tabanına ulaşılmış ve lahdin kireçtaşı bloklardan yapılmış bir kaide üzerine oturtulduğu saptanmıştır. Aynı zamanda lahdin doğu kısa kenarında 3 satırlık eski Yunanca yazıt tespit edilmiştir. L.70'in kuzeyinde yapılan kazıda, L.71 kodu verilen, doğu-batı doğrultulu, kireçtaşından yapılmış, yerel bir lahit bulunmuştur. Kapak ve teknede bulunan kırıklar, lahdin daha önce soyulduğunu göstermektedir. Akroterleri bitkisel bezemeli olan, beşik çatı biçimindeki kapağın, doğu ve batı alınlığında yarı plastik olarak işlenmiş kalkan kabartmaları yer alır. Ayrıca teknesinin doğu kısa kenarında 4 satırlık eski Yunanca yazıt vardır (Res. 8). L.71, kireçtaşı bloklardan yapılmış bir kaide üzerine oturtulmuştur. Lahdin içerisinden 2 adet bronz sikke, 2 adet pişmiş toprak kandil, bir adet bronz halka ve bir adet bronz obje ele geçmiştir. Bu iki lahdin doğusunda, kesitte pişmiş toprak bir künk gün ışığına çıkarılmıştır. Aynı alanda daha üst kotta harç tabana rastlanmıştır. Taban, lahitlerin kuzey ve doğusunda devam etmektedir. L.70 ve 71'in kapaklarında görülen harç kalıntıları, bunların da üzerlerinin örtülerek, burada düz bir zemin yapıldığını akla getirmektedir (Res. 9). Açığa çıkarılan bir başka lahitte, L.71'in kuzeyinde bulunmaktadır. L.74 kodu verilen mezar, kuzey-güney doğrultulu olup, kireçtaşından yapılmıştır. Akrotersiz, alçak beşik çatı biçiminde bir kapakla örtülmüş lahit tümdür (Res. 10). Tekne ve kapağı harçla birbirine bağlanmış olan mezarın daha önce soyulmadığı tespit edilmiştir. Lahdin içinden 7 bireye ait iskelet, 2 adet altın küpe, 15 adet bronz sikke, 3 adet pişmiş toprak kap, 1 adet cam unguentarium, 1 adet cam bardak, 1 adet demir strigilis, 2 adet pişmiş toprak unguentarium, 1 adet unguentarium ağzı, 1 adet bronz kap, 1 adet pişmiş toprak mühür, 2 adet aşık kemiği ve bronz raptiye parçaları ele geçmiştir. L.74'ün kuzeydoğusunda, açmanın kuzeyinde ve doğusunda kesit içine giren dikdörtgen formlu bir taş blok görülmektedir. Bu bloğun, üzerinde ise pişmiş toprak künk sırası mevcuttur. 2007 çalışmalarında bulunan bir diğer lahit, L.70'in güneyindedir. Doğu-batı doğrultulu uzanan, kireçtaşından yapılmış, yerel bir lahittir (L.75). Tekne bezemesiz, kapak akrotersiz alçak beşik çatılıdır. Kapak ile tekne birbirlerine harç ile bağlanmış olup, kapağın güneyinde kırık bulunmaktadır. Lahdin içi keramik parçaları ve toprak ile dolmuştur. Mezarda dağınık halde, az sayıda kemik parçası, 1 adet bronz halka, 2 adet kırık pişmiş toprak unguentarium, 3 adet bronz sikke ve 1 adet pişmiş toprak boncuk bulunmuştur. L.75'in güneyinde, yerel kireçtaşından yapılmış, doğu-batı doğrultulu uzanan bir başka lahit gün ışığına çıkarılmıştır (L.76). Lahit, dikdörtgen formlu, bezemesiz bir teknetle, akrotersiz, alçak beşik çatı formunda bir kapaktan oluşmaktadır. Kapağın orta kısmında bulunan kırık, lahdin daha önce soyulduğunu göstermektedir. Mezar içinde 2 adet bronz sikke, 1 adet kemik iğne, çok sayıda kemik ve keramik parçaları bulunmuştur. L.74'ün güneydoğusunda, kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu uzanan, kireçtaşından yapılmış, teknesi dikdörtgen formlu, akrotersiz, alçak beşik çatı biçiminde kapağa sahip bir lahit yer alır. L.77 kodu verilen lahit, L.71' in kuzeyindeki harç bloğunun altına girmektedir (Res. 11). Mezarın daha önce soyulmadığı anlaşılmaktadır. Lahitte dörtten fazla birey olduğu saptanmıştır. Aynı zamanda lahdin içinde dağıtan şebeke ortaya çıkarılmış olabilir. Bu konu, ancak ileri ki yıllarda yapılacak çalışmalarla açığa kavuşacaktır.
B. SÜTUNLU CADDE
2007 yılı Perge Sütunlu Cadde kazı çalışmaları, kuzey-güney caddeyle doğu-batı caddesinin kesiştiği kavşağın (O) güneyindeki galeride ve sütunlu caddenin genişletilmiş batı galerisinde (J.9-J. 11) sürdürülmüştür (Plan 5-6). 2004 kazı sezonundan bu yana kazısı yapılan batı galeride bu yıl, ön galeri ile su kanalı arasındaki alanda cadde tabanı açığa çıkarılmıştır (Res. 18). Ön galeri tabanında devşirme olarak kullanıldığı ve bir onurlandırma yazıtına ait olduğu anlaşılan blok parçası bulunmuştur. Söz konusu alanda mimarinin, daha ileri ki dönemlerde su kanalına paralel yerleştirilen taş bloklarla büyük oranda değiştirildiği görülmüştür. Cadde tabanından çok sayıda aşık kemiğinin yanı sıra 13 adet bronz sikke, 2 adet bronz yüzük, 1 adet cam göz yaşı şişesi, bronz bir heykele ait sağ baş parmak parçası, 4 adet bronz palmiye parçası, hayvan başı figürlü masa ayağı parçası, sol ayağa ait mermer heykel parçası ve çok sayıda mimari parça ele geçmiştir.
Sütunlu cadde de çalışılan ikinci alan J. 11 ile kavşak (O) arasında kalan batı galeri de sürdürülmüştür. Geçen kazı sezonunda bulunan duvar korunarak, 13. dükkanın kuzey sövesine kadar kazı yapılmıştır. Burada küçük kilise (U) ile dükkanlar arasında kalan bölümde farklı boyutlarda mekanlar oluşturmak amacıyla duvarlar örülmüştür (Res. 19). Sıva kalıntılarına yer yer rastlanılan duvarlar, devşirme malzeme (mermer kaideler ve mimari parçalar), moloz taş ve tuğlalardan inşa edilmiştir. 11, 12 ve 13. dükkan girişlerinin, mekanları sınırlamak amacıyla duvar örülerek kapatıldığı tespit edilmiştir. 12. dükkanın kuzeyinden başlayarak, dükkan girişleri arasında yer alan duvara paralel bir set açığa çıkarılmıştır. Bu set, düzensiz taş ve tuğla örgü üzerinde yer alan büyük bloklardan meydana getirilmiştir. Söz konusu yerde postamentlerden biri hariç, diğerleri yerinden kaldırılmıştır. Açmada çok sayıda mimari eleman (sofitli arkhitrav bloğu parçaları, sütun, friz parçaları, Korinth düzeninde sütün başlıkları vs), bronz obje ve sikkeler ele geçmiştir.
Sütunlu caddenin batı kanadında, cadde üzerinde, doğu-batı doğrultusunda konumlandırılmış küçük kilisede de (U) düzenleme ve temizlik çalışmaları sürdürülmüştür. Burada kilisenin ilk kazıldığı yıllarda etrafında bulunmuş olan yazıtlı bloklar ve çeşitli mimari parçalardan, kiliseye ait olanlar içeride, diğerleri ise kilise dışına düzenli bir şekilde yerleştirilmiştir. Ayrıca nartekste yer alan sütunların ikisinin üzerine başlıkları konulmuştur. Kilisenin apsisinde bulunan toprak dolgu temizlenmiştir.
2. ANTROPOLOJİK ÇALIŞMALAR
2007 kazı sezonunda yapılan antropolojik incelemelerde 2002 ve 2004 yıllarında gün ışığına çıkartılan M.6.1, M.6.2 ve M.6.4 numaralı mezar odalarından ele geçen insan iskelet kalıntıları incelenmiştir. Söz konusu iskelet kalıntılarının temizlik ve onarım işlemleri yapılmış; mezarların çoklu gömülere ait olmasından dolayı bireyler olabildiğince birbirlerinden ayrılarak antropolojik verileri toplanmıştır.
M.6.1 numaralı mezarda a, b ve c lahitlerinden ele geçen iskelet kalıntılarının birbirleriyle birleşmeleri nedeniyle birlikte değerlendirilmiştir. Bu mezar odasında en fazla tekrar eden uyluk kemikleri (femur) dikkate alınarak yapılan ayrımda, en az 51 bireyin gömülü olduğu saptanmıştır. Bu bireylerden 13'ü kadın 8'i erkektir. 15 erişkin bireyin ise cinsiyeti belirlenememiştir.
İskelet kalıntıları arasında yaralanma izi son derece sınırlıdır. Yaralamaların iskelet üzerindeki dağılımları ve boyutları, bunların genellikle gündelik aktiviteler esnasında vurma, çarpma, düşme ve burkulma gibi süreçler sonucunda ya da sistematik olmayan bireysel kavgalar sonucunda meydana geldikleri belirlenmiştir.
M.6.1 numaralı mezarda dikkati çeken bir diğer durum, insanların alt bacaklarında gelişen enfeksiyonlardır. Enfeksiyonlar, kemik zarı iltihaplanması biçiminde olup, bunların önemli bir kısmı hafif düzeyde gelişim göstermektedir.
M.6.2 numaralı mezar odasından en az 21 bireye ait insan iskelet kalıntısı ele geçmiş olup, bu mezar odası M. 6 numaralı mezar kompleksinin içerisinde en az bireyin gömüldüğü mezar odası niteliği taşımaktadır. 3 erkek, 7 kadın ve 5 cinsiyeti belirsiz erişkin ile 6 adet bebek ve çocuğun mevcut olduğu mezarda, iskeletlerin nispeten narin oluşundan hareketle, M.6.2 numaralı mezar odasından ele geçen iskelet kalıntılarının M .6 mezar kompleksinin diğer odalarından farklı bir sağlık ve sosyoekonomik yapıya sahip oldukları söylenebilir.
M.6.4 numaralı mezar odasında yer alan a, b ve c lahitleri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Buna göre a lahdinde 54, b lahdinde 25, c lahdinde ise 46 olmak üzere en az 125 bireyin bu mezara gömüldüğü belirlenmiştir. M.6.4 numaralı mezar odasından ele geçen bireylerin 28'i erkek, 33'ü kadın iken 22 bireyin cinsiyeti belirlenememiştir. 28 bebek ve 13 çocukla birlikte 125 bireyin mevcuttur.
2007 yılında yapılan incelemeler ile daha önce incelenen M.6.3 numaralı mezar odası birlikte değerlendirildiğinde, M.6 numaralı mezar kompleksine en azından 46 erkek, 62 kadın, 56 cinsiyeti belirlenemeyen erişkin, 41 bebek ve 47 çocuktan oluşan en az 243 bireyin gömüldüğü bir mezar kompleksini oluşturduğu söylenebilir. Diğer mezarlarda karşılaşılan erimiş iskelet kalıntıları da dikkate alındığında, bu mezarlara gömülen insanların sayısının daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. M.6.2 numaralı mezar odası bir kenara bırakılacak olursa, bu mezar kompleksine gömülen insanların, M.9 numaralı mezar odası ile 49 ve 50 numaralı lahitlere gömülü olan insanlardan daha düşük sosyoekonomik grupta yer alan, kansızlık ve enfeksiyonların yoğun olduğu bireylerden oluştukları söylenebilir.
3. MOZAİK CORPUSU ÇALIŞMALARI
Mozaik onarım, koruma ve belgeleme çalışmaları Güney Hamam'da Claudios Peison Galerisi olarak adlandırılan mekanda yoğunlaşmış, bunun yanı sıra yine Güney Hamam'da palaestranm güney portiği ve doğu portiğin güney kısmı ile natatio-frigidarium havuzu arasındaki ara mekanda gerçekleştirilmiştir. Ayrıca agora / macellum'un güneybatı girişinde, 2006 kazı sezonunda tabela değiştirilmesi sırasında ortaya çıkan mozaik taban da açılarak onarılmış ve belgelenmiştir.
Güney Hamam'da Claudios Peison Galerisi olarak adlandırılan mekanın kuzeyindeki apsisin içinde, düz mermer levhalardan oluşan bir taban döşemesi, bunun güneyindeki yaklaşık 700m2'lik geniş alanda ise opus tesselatum mozaik döşeme bulunduğu tespit edilmiştir. Geometrik desenli bu döşeme ortada 5 ana pano ve bunu çevreleyen sürekli bordürlerden oluşmaktadır (Res.20). Mekanın güney yarısında, döşemenin orta ekseninde, kuzeyden okunacak şekilde yerleştirilmiş bir mozaik yazıtı ortaya çıkarılmıştır. 2,23 x 3,40 m. ölçülerinde dikdörtgen bir pano içerisine yerleştirilmiş ve iki tessera harf kalınlığına sahip olan bu anıtsal yazıt ilk incelemelere göre Geç Antik döneme tarihlenmekte ve olasılıkla söz konusu mozaik döşemeyi yaptıran kişinin adını içermektedir (Res.21). Mekanın batı duvarının önünde, güneyden altıncı sütun hizasında bir tahribat hattı tespit edilmiş ve bu hattın döşemenin altından geçen doğu-batı doğrultulu bir kanal ile ilişkili olabileceği düşünülmüştür.
2007 kazı sezonunda çalışılan diğer bir alan palaestranm güney portiğidir. Bu alandaki mozaik döşemenin daha önceki yıllarda açıldığı ve restorasyon gördüğü biliniyordu. Burada amaç, önceki restorasyonun tekrar elden geçirilmesidir. Mozaiği ortaya çıkarmak için mekandaki mimari bloklar kaldırılarak palaestrada uygun bir alana yerleştirilmiştir. Bu mozaik döşemenin iri tesseralar kullanılarak yapıldığı ve panolar halinde düzenlenmiş geometrik motiflerden oluştuğu görülmüştür (Res. 22).
Bu sene Perge Güney Hamamı dahilinde çalışılan son yer natatio ve frigidarium havuzu arasında kalan mekandır. Bu mekanın işlevi tam olarak saptanamamakla beraber palaestranın güneybatı köşesine açılan bir ara geçit olduğu düşünülmektedir. Buradaki geometrik desenli mozaik çok iri tesseralardan (olasılıkla kesilmiş çakıltaşı) oluşmakta, motifin, mekanın sonraki bir dönemde yapılan batı duvarı sebebiyle kesintiye uğradığı görülmektedir (Res. 23). Mozaik döşemenin çevre harcının temizlenmesi sırasında birbirine çok yakın alanlardan bazıları harç, bazılarıysa dolgu toprak içinden toplam yirmiyedi (27) adet bronz sikke ele geçmiştir.
Agora / macellumun güneybatı girişinde arşiv fotoğraflarından bilinmeyen ancak 2006 kazı sezonunda varlığı saptanan mozaik döşeme açılmıştır. İri tesseralardan oluşan mozaik döşeme geometrik motifler içermektedir (Res. 24). Alanın güney ve kuzey bölümlerinde oldukça sağlam olan döşemenin, kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu bir hat boyunca bozulmuş olduğu anlaşılmıştır. Bu tahribat hattının batı ucunda, orta boyda dörtgen taşlardan kalınca bir çerçeve görünümünde küçük bir "su havuzu (?)" ortaya çıkarılmıştır. Bu havuzcuk (?) ve tahribat hattının agora meydanını çevreleyen su kanalı ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir.
4. KORUMA, ONARIM VE DÜZENLEME ÇALIŞMALARI
A. ANASTYLOSİS VE DÜZENLEME ÇALIŞMALARI
2007 kazı sezonunda Güney hamam (natatio ve palaestra) ve sütunlu cadde de mermer ve granit sütunlar onarılarak yeniden ayağa kaldırılmıştır.
Güney Hamam'in Natatio ve Palaestrası'nda yürütülen çalışmalar sonucunda palaestra içerisinde yatay vaziyette duran, renkli mermer sütunlardan 3 tanesi kırık parçaları birleştirilerek natationun kuzeyinde ayağa kaldırılmış, bir adet yarım sütun da kaidesi üzerinde yerleştirilmiştir (Res. 24). Apodyterion'un güneyinde önceki yıllarda ayağa kaldırılmış, iki yarım sütundan birinin parçası hamamda bulunarak yerine konulmuştur. Ayrıca yine apodyterion içinde, yatay vaziyette duran 2 adet mermer sütunun üst parçaları, kaideleri üzerinde ayağa kaldırılmıştır. 2006 yılında batı portikte ayağa kaldırılan granit sütunlardan birine (güneyden 2. sütun), korint sütun başlığı yerleştirilmiştir. Palaestra ve güney portikte kısmen dağınık halde duran mimari üst yapı elemanları (arkhitrav, friz, geision, sima, konsol), palaestra içinde mimari bütünlüğe uygun olarak yereştirilmiş ve çevre düzenleme çalışmaları yapılmıştır. Propylonda ise 2 adet granit sütun ayağa kaldırılmıştır.
Hadrian Takı ve Hellenistik Kulelerin kuzeyinde, sütunlu cadde'nin doğu kesiminde önceki yıllarda ayağa kaldırılan 2 adet yarım granit sütunun üst parçaları arazi tespit çalışmaları sonucu bulunmuş ve tümlenmiştir. Çalışmalara, sütunlu caddede, kavşak ile F.3 çeşmesi arasında kalan alanda, caddenin doğu kesiminde devam edilmiş ve bu mevkide 15 adet granit sütun dikilmesi amaçlanmıştır. İlk olarak kırık olan postamentlerin parçaları yapıştırılmış, parçaları eksik olan güneyen kuzeye 2, 3, 4, 5, 7, 11, 12 ve 15. postamentlerin eksik kısımları, portik ve dükkanlar içerisinde bulunarak tümlenmiş ve stylobat üzerinde teraziye oturtulmuştur. Daha sonra yeterli olmayan kaide sayısı, sütunlu caddenin çeşitli yerlerinden alınan kaideler ve Afyon'dan getirilen 5 adet beyaz mermer kaide ile tamamlanmıştır. Bu beyaz mermer kaideler mimari doku ile bütünlük göstermesi açısından güneyden ilk 5 postament üzerine yerleştirilmiştir. Son olarak, 15 adet granit sütın kuzeyden güneye doğru ayağa kaldırılmıştır. Kuzeyden ilk iki ve güneyden de ilk üç sütun üzerine korinth sütun başlıkları konulmuştur (Res. 25-26).
Sonuç olarak Perge 2007 Anastylosis Çalışmalarında 20 adet sütun ayağa kaldırılmış, Sütunlu cadde de önceki yıllarda eksik olarak kaldırılan 2 adet sütun tamamlanmış, güney hamam apodyterion önündeki 2 adet sütuna ait parçalar yapıştırılmış ve yine apodyterion içerisinde yatay vaziyette duran 2 adet mermer sütunun üst parçaları kaideleri üzerinde ayağa kaldırılmıştır. Ayrıca sütunlu cadde de 6 adet postament kısmen tümlenmiştir.
B. NEKROPOLİS'TEKİ KORUMA ÇALIŞMALARI
Batı Nekropolis'te 169 numaralı parselde ilk olarak P.lö'nın üzerinde yer alan A kodlu mezarın tuğla duvarları sağlamlaştırılmıştır. Bunu takiben podyumun üzeri, dış etkenlerden koruması amacıyla sera naylonu ile örtülmüştür. Yağmur suyunun mezarlara zarar vermesini engellemek için Ka.2'nin güneybatısına ve Parsel 169'u sınırlandıran, tel örgünün dışına da drenaj amaçlı kanal açılmıştır. Daha önceden yapılmış etermit çatılı sundurmanın, şiddetli yağmur, fırtına gibi doğal etlenlerle hasara görmüş kısımları tekrardan onarılmıştır.
Parsel 159'da geçtiğimiz kazı sezonunda etermit çatıyla kapatılan mezarların güneyinde bu yıl açığa çıkarılan lahitler ve su sistemleri aynı çatının uzatılmasıyla, sağanak yağmur, fırtına gibi etkenlerden koruması amacıyla kapatılmıştır. Kuzey açmada gün ışığına çıkarılan kürık ve su kanalını korumak maksadıyla sera naylonuyla örtülmüştür. Kazılan alanın çevresi ise, daha çok hayvanların girmesini engellemek amacıyla bir çitle çevrilmiştir.
C. MOZAİKLERİN ONARIMI VE KORUMASI
Bu yılki çalışmalarda, Güney Hamam Cladios Peison Galerisi, Güney Hamam palaestrası güney portiği ve agora batı girişinde bulunan taban mozaiklerinin konservasyonu yapılmıştır.
Claudius Peison Galerisi'ndeki mozaiğin kuzey ve güney kısımları iyi korunagelmiş olmakla birlikte orta kısımlarda büyük kayıp görülmektedir. Mozaik genelinde yaklaşık yüzde 35- 40 oranında tessera kaybı vardır. Kuzey ve güneydeki tesselatumun nispeten iyi korunageldiği kısımlarda nucleus tabakasının durumu genellikle iyi olmakla birlikte; özellikle büyük boşlukların (lacunalann) oluştuğu kısımlarda hem nucleus hem de rudus tabakası bozulmuştur. Mozaiğin ortasında çok büyük lacuna oluşan kısımda nucleus ve rudus tabakaları ve statumen tabakası tamamen yok olmuştur. Ayrıca bazı kısımlarda rudus ve nucleus tabakaları birbirinden ayrılmıştır. Tabakaların arası toprakla dolmuş; dolayısıyla tamamen yok olma riski oluşmuştur. Bu kısımlarda, bozulmuş olan harç tabakaları tamamen temizlenerek, kenarlar kireç bağlayıcılı hidrolik harç kullanılarak sağlamlanmıştır. Mozaik yüzeyinde çok sayıda bulunan çatlak ve yarıklar aynı harç ile doldurularak kapatılmıştır. Bazı kısımlarda tessera derzlerindeki harçlar ayrışmış, yerine toprak dolmuş ve tesseralar taşıyıcı harç tabakalarından ayrılmıştır. Buralarda, derzlerdeki toprak temizlenmiş, ince yüzey harcı ile tesseralar harç tabakasına bağlanmış, derzler sağlamlaştırılmıştır. Yüzeyde, kısmen yaklaşık 1,5 mm kalınlığa kadar kir ve kalker tabakası oluşumu bulunduğu ve yangın sebebiyle oluşan kirlilik ile renk değişimi, desenlerin net olarak görülmesini engellediği için mozaik yüzeyindeki toz, toprak, çamur gibi hafif kirler yumuşak kıl fırçalar, yardımıyla temizlenmiş; yüzeylerde az çözünebilir tuzların birikerek oluşturduğu sert kalkerli tabaka basınçlı su ve fırça ile çıkarılmıştır. Sağlamlaştırılamayacak kadar bozulan tesseralar in- situ yeri belli olmayan tesseralarla değiştirilmiştir. Ayrıca -kısmen- küçük lacunalar yine bu tesseralar kullanılarak tümlenmiştir.
Güney Hamam palaestrası güney portiğinde bulunan mozaik taban döşemesinde kenarların açıkta olduğu kısımlar, yüzeydeki çatlak ve yarıklar, büyük lacunalar kireç harcı ile sağlamlaştırılmıştır. Yüzey mekanik yollarla temizlenmiş, küçük lacunalar in- situ yeri belli olmayan tesserelarla tümlenmiştir.
Natatio ve frigidarium havuzu arasında kalan mekânda bulunan mozaik döşemesinde ikisi köşelerde biri mozaik döşemenin ortasında olmak üzere üç büyük lacuna görülmüş, bunlar aynı yöntemler kullanılarak sağlamlaştırılmıştır. Yüzey sadece su ve sünger ile mekanik olarak temizlenmiştir.
Agora güneybatı girişinde bulunan mozaiğin orta kısmında kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda bir kısım yok olmuştur. Diğer kısımlarda lacunalar bulunmakla birlikte, taşıyıcı harç tabakaları ve tesselatum oldukça sağlam durumda olduğu görülmüştür. Döşemedeki lacunalar kireç harcıyla doldurularak sağlamlaştırılmış; yüzeydeki kalın kalker tabakası mekanik yollarla temizlenmiştir.
Konservasyon uygulamalarının ardından, mozaikler jeo-tekstil keçe ile örtülmüş, bunun üzerine yaklaşık 10-12 cm kalınlığında 2 numara dere kumu dökülerek kapatılmıştır.
D. KÜÇÜK BULUNTULARIN ONARIMI
Kazı esnasında bulunmuş olan tüm, pişmiş toprak, cam ve metal buluntular ile sikkeler, kazı barakası ve kazı evinde oluşturulan laboratuarlarda Restoratör Özlem Toprak ve restorasyon öğrencisi Pınar Güler tarafından yöntemlerine uygun olarak temizlenmiş, kırık parçalar birbirlerine yapıştırılarak tümlenmiştir. Bu çalışmaların sonunda 211 adet envanterlik, 148 adet etüdlük eser Antalya Arkeoloji Müzesi'ne teslim edilmiştir.
***
2006 yılı çalışmalarımız üç ana grupta incelenebilir:
1. KAZILAR:
A. BATI NEKROPOLİS:
2006 yılı Batı Nekropolis çalışmaları, iki ayrı alanda yapılmıştır. Bu alanlardan ilki 1997 yılından bu yana sistematik olarak kazısı yapılan ve bir çok mezar tipi bulunan 169 nolu parseldir. Çalışmaların sürdürüldüğü ikinci kısım ise 2006 yılında kaçak kazı yapıldığı tespit edilen, Batı şehir kapısının yaklaşık 500 m. güneyinde bulunan ve parsel 159 olarak adlandırılan alandır.
İlk alanda birinci çalışma 2003 yılında açığa çıkarılan M9 kodlu mezar yapısının güneybatısında yapılmıştır. Buradaki amaç mezar yapısının batı peribolosu ile bu peribolosun batısındaki duvar arasında bulunan toprak setini kaldırmaktı. Çalışmalar sonucunda batı peribolos duvarı ile batısında yer alan kuzey-güney doğrultulu duvar arasındaki kısım ortaya çıkarılmıştır (res.l). Burada, kuzey-güney doğrultulu uzanan muhtemelen batı peribolos duvarının devamına ait olan, tuğlalar ve moloz taşlarla itinasız örülmüş başka bir duvara rastlanılmıştır. Söz konusu duvar yaklaşık 2.5 m. kuzeyde kesilmektedir. Sona erdiği kısmın batısında, kesitte doğu-batı doğrultulu başka bir duvarın varlığı saptanmıştır (res.2). Fakat burada yağmur suyunu akıtmak için yapılacak drenaj çalışmaları sebebiyle daha derine inilemememiştir. Bu sebeple, söz konusu duvarın bir giriş ya da aynı duvarın devamı olup olmadığının cevabı önümüzdeki yıllarda yapılacak çalışmalarla belirlenecektir.
Alandaki diğer çalışma, daha önceki senelerde kazılan alanın doğusunda bulunan ve çoğunlukla Erken Roma İmparatorluk Dönemi'ne ait kuzey-güney doğrultulu lahitlerin oluşturduğu III. mezar sırasının doğusunda yapılmıştır. Burada yüzeyde görülen bir ana kayanın çevresinde ve güneyindeki kısmda çalışılmıştır. Ana kayanın yüzeyi temizlenmiş ve işlenmiş olan kayada 18 m2.lik bir mekan ortaya çıkartılmıştır. Dikdörtgen plana sahip olan mekana güneyden bir eşikle girilmektedir. Mekanda kuzey-güney doğrultusunda uzanmakta olan iki khamasorion tipi lahit tespit edilmiştir (L.64 ve L.65). Kapakları eksik olan mezarlarda herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. L.64 ve L.65'in bulunduğu kayanın cephe temizliği yapılırken, kayanın güneydoğusunda khamasorion lahit olduğu düşünülen bir kısım ortaya çıkarılmıştır (res.3). Ancak, bunun sadece yapılması tasarlanan ama yapılmasının bitirilemediği olduğu anlaşılmıştır. Kayanın güneyindeki alanda yapılan çalışmalarda ise kayanın kuzeydoğusunda yerel kireçtaşından yapılmış bir lahit (L.66) gün ışığına çıkarılmıştır (res.4). Kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu, tamamen kırık beşik çatılı kapaklı ve bezemesiz tekneli bu lahdin içinden, bronz sikkeler ve 1 adet bronz strigilis bulunmuştur.
Bu alanda 2006 sezonunda drenaja yönelik çalışmalar ile daha önce kazısı yapılmış yerel lahitlerin korunması amacıyla çeşitli düzenleme çalışmaları yapılmıştır. Bunlardan ilki 1997 yılında ortaya çıkarılan M2 kodlu mezar yapısının batısında 1997 buluntusu L.18 kodu verilmiş olan Latince yazıta sahip olan lahdin koruma amacıyla tekrar gün ışığına çıkartılmasıdır. Böylece mezar yeniden etüd edilmiş, çevresindeki, etermit çatıya ait direkler kaldırılarak, görünür hale getirilmiştir.
Batı Nekropolis'te çalışılan ikinci alan, 1997'den beri düzenli olarak kazılan alanın yak. 500 m. güneyinde, Macun Köyüne bağlı Ören Mevkii'nde yer alan 159 nolu parseldir. Burada 2006 yılında iki lahit mezarda kaçak kazı yapıldığı tespit edilmiş ve alanın kuzeydoğusundaki iki lahitten kuzeydeki (L60) açılarak, çalışmalara başlanmıştır. L.60 lahdi doğu-batı doğrultusunda uzanan, yerel kireçtaşından yapılmış, doğu alınlığında yarı plastik bir Medusa kabartması, batı alınlığında ise kalkan kabartması bulunan akroterli beşik çatılı, güney uzun ve doğu kısa kenarı kırık olan bezemesiz tekneli bir lahittir. Stlize aslan ayaklı bir kaide üzerine oturtulmuştur (res.5). Daha önceden açılmış olan lahitten bir bronz sikke bulunmuştur. Açığa çıkan bir diğer lahit (L.61), L.öO'ın güneyinde, doğu-batı doğrultulu uzanan, kireçtaşından alınlıkları kalkan kabartmalı akroterli beşik çatıya sahip, kuzey uzun kısmı kırık bezemesiz tekneli bir lahittir. Lahdin doğu kısa kenarında ise 6 satırlık bir Grekçe yazıt bulunur. Kazısı esnasında 1 altınküpe, 2 cam boncuk ve 1 bronz obje ele geçmiştir (res.6-7). L.60'm güneyinde yer alan L62 kodlu lahit de kireçtaşından olup, doğu-batı doğrultuludur. Beşik çatılı bir kapak ve bezemesiz bir tekneye sahiptir. Kapağı kırık ele geçmiş olan bu lahdin içinden de camdan 1 adet unguentarium ile 1 adet gözyaşı şişesi bulunmuştur (res.8). L.60 ile L.62'nin aynı dikdörtgen kaide üzerinde oturduğu saptanmış olup, L.60'a göre tasarlanmış kaidenin üzerine, daha sonradan L.62'nin yerleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. L62'nin doğu kısa kenarının doğusundaki, kuzey-güney doğrultulu lahit ise L.63 olarak kodlanmıştır. Bu, dikdörtgen formlu bezemesiz bir tekneye ve alçak beşik çatıya sahiptir. Daha önce hiç açılmamış olduğu anlaşılan lahdin içinde 5 bireye ait iskeletler eksiksiz ve in situ ele geçmiş, mezar hediyesi olarak da 13 adet bronz sikke, 7 adet cam unguentarium, 3 adet pişmiş toprak unguentarium, 2 adet bronz ayna, 1 adet kemik maryonet, 1 adet bronz yüzük, 1 adet bronz aplik, 1 adet demir parçası, 1 adet demir striglis ,1 adet bronz kandil süsü bulunmuştur (res.9-10). L63'ün doğusundaki kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu, dikdörtgen formlu tekneye ve alçak beşik çatıya sahip L.67 kodlu lahit de hiç açılmadan günümüze ulaşmıştır. Lahitte 5 bireye ait olduğu saptanabilen iskeletler ile 5 adet bronz sikke ve demir çiviler ele geçmiştir (res.ll). L.67'nin güneyinde, kuzey-güney doğrultusunda uzanan bezemesiz basit tipteki L.68 kodlu lahit de daha önceden açılmamıştır. İçinde 4 adet bireye ait kemikler ile 2 adet bronz sikke, 1 adet cam gözyaşı şişesi ve 1 adet kemik iğne bulunmuştur (res.12). L68'in güneybatısında, kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan bir öncekiyle aynı tipteki lahit de (L.69) daha önce açılmamıştır. Ancak içinde bulunan kemikler güneyine yığılmış olarak bulunmuş, bu da bulunan demir çiviler sonucu içine ahşap bir muhafazayla ikinci bir gömü yapıldığını düşündürmüştür (res.13). L68'in doğusunda bulunan ve doğu batı doğrultusunda uzanan kireçtaşı lahit (L70), bu sene açığa çıkan son lahit olmuştur. Bezemesiz bir tekneye ve bitkisel bezemeli akroterler ile, batı alınlığında kalkan, doğu alınlığında kuş kanat telekleri ya da yaprak bezemeli yarı plastik bir zemin üzerine yine yarı plastik Medusa başı bezemeli, itinalı bir kapağa sahiptir. Kapağında ve teknesinde kırıklar mevcuttur. Lahdin içinden 7 adet kafatası, dağınık kemik parçaları ve bir pişmiş toprak figürin parçası bulunmuştur (res.14). Tüm bunlarla birlikte, biri L62'nin güneyi, diğeri ise L63'ün güneyi olmak üzere, kireçtaşından beşik çatılı ve teknelerinin kısa kenarları kapı bezemeli 2 adet ostotek (Os. 1 ve Os.2) bulunmuştur. Bu ostotekler Perge'de bulunan ilk in situ örneklerdir. Bunlardan Os.l içinde bir bronz obje, Os.2 içinde ise iki bornz sikke ile bir taş boncuk ele geçmiştir (res.15-16)
Açmada, L.60'm güneyinden başlayan ve açmanın sonuna kadar, kuzey-güney doğrultusunda devam eden bir pişmiş topraktan bir künk sistemi bulunmuştur. Künk sisteminin, açmanın kuzeyindeki su kemerinden başladığı ve atık suyu tahliye amaçlı olduğu düşünülmektedir. Künk sistemi lahitlerden ve ostoteklerden daha geç bir döneme tarihlenmelidir.
Böylece Parsel 159'da toplam 8 adet kireçtaşından yapılmış yerel lahit ve kireçtaşından yapılmış 2 adet ostothek gün ışığına çıkarılmıştır (res.17-18). Bununla beraber çok fazla sayıda düzenli biçimde kesilmiş kesik kemik ve keramik parçaları ele geçirilmiştir. Keramik parçalarının bir çoğunun M.S. 2. ve 3. yy.'lara tarihlenen kaliteli Sagalassos üretimi olduğu anlaşılmıştır. Bir ksım parça ise ise damgalı amphora kulplarını içermekte olup, damgalarında Latince ve Eski Yunanca atölye-usta isimleri bulunmaktadır. Kesilmiş kemiklerin fazlalığı ilk olarak ölü kültünü düşündürmüştür (res. 19). Ancak keramiklerin fazlalığı ve kesik kemiklerin sadece eklem yerlerinin mevcudiyeti burasının bir kemik işliği ve keramik çöplüğü olarak da kullanılmış olabileceğini akla getirmiştir. Gelecek sezonlarda burada devam edecek çalışmalar ile bu soru açıklığa kavuşturulmasına çalışılacaktır.
B. SÜTUNLU CADDE
2006 yılı Perge Sütunlu Cadde kazı çalışmaları, Güney ve Kuzey Açma olarak adlandırılan iki farklı alanda yapılmıştır. Güney Açmada yapılan çalışmalarla, Kuzey-Güney doğrultulu Sütunlu Cadde'nin (Ja), genişletilmiş batı galerisinde J10 ve Jl 1 sokakları arasında kalan postamentlerin doğusu tamamıyla açığa çıkarılmıştır. Çalışmalar sonucu J10 sokağının kuzeyindeki di kodlu mekanın bir duvarla ikiye bölündüğü anlaşılmıştır. 21. postamentin hemen batısında, Bizans Dönemi'nde yapılmış olması gereken tuğladan bir kuyu ağzına rastlanmıştır. J10 sokağının kuzeyindeki 2-4. dükkanlar ile bunların aralarında yer alan kuzey-güney doğrultulu duvarlar da açığa çıkarılmıştır. Sözkonusu duvarlarda mermer kaplama için açılmış deliklere ve insitu kenetlere rastlanmıştır. Bu kısmın tabanında bulunan mozaiğin ise tahrip olmaması için, üzerinde 10 cm.'lik bir toprak bırakılmıştır (res.20). Postamentlerin doğusunda yapılan çalışmalar esnasında 26. postamentin önünde yer alan kaidenin doğusunda ve güneyinde bronz bir heykelin sağ el ve ayak parmakları ile, kaide üzerinden devrilmiş halde, bronz bir heykele ait olduğu anlaşılan giyoş bezemeli mermer bir heykel kaidesi bulunmuştur . Bu açmadaki çalışmalar sonucunda çok sayıda çivi, mermer kaplama parçaları, kenetler cam, keramik, kiremit ve tuğla parçalarıyla birlikte, cam gözyaşı şişeleri, bronz kilit ve çanlar, bronz mumluk ve candelebrum parçaları, bronz kandil altlığı, bronz kandil kapağı ve kulbu, bronz kanca ve kemer tokası ile bronz sikkeler ele geçmiştir.
İkinci Çalışma Alanı olan Kuzey Açma'da, Perge Sütunlu Cadde kazısına Kavşak (O) güneyinde ve Sütunlu Cadde'nin genişletilmiş bölümünde yer alan J10 sokağı kuzeyinde olmak üzere iki alanda çalışılmıştır. Kuzey-Güney Sütunlu Caddesi 'yle (Ja), Doğu-Batı Caddesi (Jb)'nin kesiştiği noktada yer alan Kavşak (O) güneyinde, batı galeride 2005 kazı sezonunda bırakılan yerden kazılara devam edilmiştir (res.21). Girişinde biri sandık mezar diğeri kiremit mezar olmak üzere 2 adet gömü yer alan 7. dükkanın kuzeyindeki 8., 9. ve 10. dükkan girişlerinin doğusunda kalan galeri ve cadde bölümleri tamamen kazılarak temizlenmiştir. 7. dükkan girişinden kuzeydoğu yönünde postamentlere doğru devam eden kanalizasyona ait bir bölüm saptanmıştır. Kanalizasyonun tuğla duvarlı, büyük blok taş örtülü olduğu anlaşılmıştır. Su kanalı üzerine geç dönemde inşa edilmiş küçük kilisenin güneybatısında galeriyi doğu-batı yönlü kapatan çok çeşitli devşirme malzemeden özensiz biçimde örülmüş bir duvar olduğu görüldü. Bu duvarın kuzey-güney yönünde de postamentler arasında devam ettiği gözlendi. Kilise güneyinde kalan cadde bölümünün kazısında, devşirme malzemeli duvarın hemen güneyinde çok sayıda tüm ya da tüme yakın granit sütunun yanı sıra, yazıtlı arkhitrav parçaları ele geçmiştir. Kilise güneyinde, güneyden Kilise duvarıyla, doğudan su kanalıyla bitişik durumda konumlanan bir adet sandık mezar ortaya çıkarılmıştır (res.22). Gömünün doğu-batı yönünde yapılmış olduğu, mezarın üstünü örten taşların ise yer yer tahrip olduğu görülmüştür. Mezar içinden bir adet haç şeklinde kemik kolye ucunun yanı sıra çok az sayıda cam ve keramik kap parçası çıkarılmıştır.
Kavşak güneyinde doğu galeride ise, kuzeyden 9. ve 12. postamentler arasında yer alan kısım kazılarak 10.ve 11. postamentlerle stylobat yüzeyi ortaya çıkarılmış; çalışmalar sırasında bir adet yazıtlı bronz heykel kaidesi bulunmuştur.
Bu açmadaki çalışmalar esnasında çok az sayıda keramik, cam kap ve pencere camı parçası, az sayıda metal parça, çok sayıda tuğla, kiremit, çok sayıda mimari parça (küçük sütun kaidesi, sütun kaidesi parçaları, granit ve mermer sütun, spiral yivli sütun, korinth sütun başlığı parçaları, arkhitrav ve yazıtlı arkhitrav parçaları, geison ve friz parçaları,bir mermer thyrsos parçası, bronz candelabrum ve kilit parçalan, bronz sikkeler, haç seklinde kemik kolye ucu ve bir adet kireçtaşı yazıtlı heykel kaidesi ele geçmiştir.
2. MOZAİK CORPUSU ÇALIŞMALARI
Merkezi Paris'te bulunan AJ.E.M.A'nın ( Association Internationale pour l'Etude de la Mosaique Antique ) önderliğinde hazırlanan mozaik corpusu çerçevesinde, Perge'de kent içindeki mozaiklerin belgelenmesi, onarım ve korunmasına yönelik olarak 2004 yılında başlattığımız çalışmalar, 2006 yılında Güney Hamam palaestrası ve Güney Bazilika portiğinde yoğunlaşmıştır. Bu alanlardaki mozaiklerin büyük bir kısmı, 1970 ve 80'li yıllardaki kazı çalışmalarında ortaya çıkarılmış, o dönem için geçerli yöntemlerle belgelenmiş, restore edilmiş ve üzerleri kapatılmıştır. 2006 kampanyasında söz konusu mozaiklerin tekrar açılması ile, bunların günümüz yöntemleriyle sistematik olarak belgelenmesi, mimari içindeki yerlerinin birebir incelenmesi ve gerekli onarım-korumanın yapılması amaçlanmıştır (res.23)
Arazi çalışması yeniden ortaya çıkarma, onarım, belgeleme ve koruma olmak üzere dört aşama halinde gerçekleştirilmiştir. Öncelikle Güney Bazilika'mn batısında yer alan portikte, Güney Hamam'da ise apodytehum, palaestrcmm batı, kuzey ve doğu portiklerinde çalışılmış, ayrıca frigidariumdaki opus sectile döşeme üzeri temizlenerek belgelenmiştir.
Mozaiklerin belgelenmesi fotogrametrik yöntemlerle gerçekleştirilmiştir. Bu yöntemde her bir mozaik pano, mümkün olduğu kadar dik açıdan fotoğraflanabilecek büyüklükte karelere ayrılmış, bu alanların sınırlarını oluşturan noktalar işaretlenerek X,Y ve Z koordinatları total station isimli bilgisayar hafızalı theodolit ile ölçülmüştür. Güney Bazilika portiği ve Güney Hamam'da yaklaşık 700m2İik alanda toplam olarak 400'e yakın noktanın ölçümü yapılmıştır. Arazi çalışmasını takip eden aşamalarda elde edilen veriler bilgisayara aktarılacak, buna göre çekilen fotoğraflar rektifıye edilecek ve her bir karenin tam 90°lik bir açıdan görünümü elde edilecektir. Bu görüntüleri yanyana yerleştirmek suretiyle Güney Bazilika portiği ve Güney Hamam mozaiklerinin tek bir mimari plan içerisinde görmek mümkün olacaktır. Ayrıca bir sonraki aşamada bu genel görünümden yaralanılarak, söz konusu mozaiklerin bilgisayar ortamında çizimi yapılacaktır. Bu rutin belgelemenin yanı sıra mozaik döşeme - mimari ilişkisi incelenmiş, tessera yoğunlukları ölçülmüş, malzeme analizi yapılması amacıyla uygun görülen panolardan harç ve tessera örnekleri alınmıştır.
Güney Hamam'm palaestrasında, batı ve kuzey portiklerdeki mozaiklerde en az iki farklı evre tespit edilmiştir. Batı portiğin bazı kısımlarında, mevcut mozaik döşemenin hemen altında, daha erken bir mozaik döşemeye ait olduğu düşünülen, dağınık halde tesseralaı saptanmıştır.
Stilistik özellikleri temel alınarak, Güney Bazilika portiği ve Güney Hamam portiklerindeki mozaiklerin yaklaşık olarak M.S. 5-6. yy.'a ait oldukları tahmin edilmektedir. Güney Hamam apodyterium ve frigidarium taban döşemeleri için henüz bir tarihlendirme tekfıf edilememektedir.
3. KORUMA, ONARIM VE DÜZENLEME ÇALIŞMALARI
A. ANASTYLOSİS VE DÜZENLEME ÇALIŞMALARI
2006 kazı sezonunda ağırlıklı olarak Sütunlu Cadde, Hellenistik Kuleler ile Agora'nın batısı arasında kalan portiko, Bazilika'nın batısı ve Güney Hamam Palaestrasında, mermer ve granit sütunlar onarılarak yeniden ayağa kaldırılmıştır.
Sütunlu Cadde'nin batısında, Jl 1 sokağı ile kilise arasında kalan alandaki 4 adet granit sütun birleştirilip yapıştırılarak, biri orijinal, diğer üçü orijinaline uygun olarak yaptırılan imitasyon sütun kaideleri üzerine dikilmiş, birisi üzerine de korinth düzenindeki basığı yerleştirilmiştir. Yine Sütunlu Cadde'nin batısındaki Pl anıtının hemen kuzeyinde bulunan mermer sütunun çatlağı, fiber çubuk ile sağlamlaştırılıp, orijinal kaidesi üzerine dikilmiş, orijinal ion sütun başlığı da üzerine konmuştur. Caddenin batısındaki J2 sokağının kuzeyinde, 1950'li yıllarda beton kaideler üzerinde ayağa kaldırılan sütunlardan ikisi, imitasyon mermer kaideler ile değiştirilmiş, üzerlerine orijinal ion düzenindeki başlıkları konmuştur. Bu sütunların hemen kuzeyindeki, üç parçaya ayrılmış bir başka mermer sütun da, birleştirilerek onarılmış, orijinal kaidesi üzerinde, orijinal ion sütun başlığı da konularak yeniden ayağa kaldırılmıştır (res.24-26).
Hadrianus Takı'nın kuzeyine, eski kazı sezonlarında dizilen granit ve mermer sütun parçalan tekrar incelenerek, birbirne ait olanlar bir araya getirilmiş; 2 adet granit sütun ise, imitasyon mermer kaideleri üzerinde, birleştirilerek tekrar ayağa kaldırılmıştır.
Güney Hamam palaestrası batı portiğinde ise, daha önceki kazılarda bulunan ve ait oldukları yerin önüne yatırılan 7 adet sütunun, portikonun orijinal görünüme kavuşabilmesi için ayağa kaldırılması planlanmıştır. Bu bağlamda, portiko stylobatı üzerinde eksik olan postamentlerin, orijinaline uygun beton kalıplan dökülmüş, stylobatta çökme meydana gelen yerlerin, alttan betonla doldurularak, stylobatın aynı düzleme gelmesi sağlanmış, aynı işlem dökülen imitasyon postamentlerin altına da uygulanmıştır. Daha sonra, toplam 7 adet granit sütundan, kırık olan 4 adeti birleştirilerek, 6 tanesi batı portik, 1 tanesi kuzey batı portik köşesinde olmak üzere ayağa kaldırılmıştır (res.27-29).
Böylece 2006 kazı sezonunda toplam 22 adet sütun, bazılarının kırıkları fiber çubuklarla sağlamlaştırıldıktan sonra, birleştirilerek, tekrar ayağa kaldırılmıştır.
Vinç ile yapılan düzenleme çalışmaları ise, Sütunlu Cadde kazılarının yapıldığı kuzey ve güney açmada açığa çıkan mimari elemanların, daha sonra onarıö-mları için rahat bir ortam hazırlanması ve genel görünümün orijinaline uygun olması amaçlanarak, yapılmış, kırık sütun parçaları, geison, friz, arkhitrav, lento ve söve gibi mimari parçalar, mümkün olduğunca ait oldukları yerlerin yakınlarında tasnif edilerek yerleştirilmiştir.
B. NEKROPOLİS'TEKİ KORUMA ÇALIŞMALARI
Batı Nekropolis'te daha önceden yapılmış etermit çatılı sundurmanın, sağanak yağmur, fırtına gibi doğal etlenlerle tahrip olmuş kısımları tekrardan onarılmış, M9 mezar yapısı ile, kuzeydeki mezar sıraları arasında, her iki bloğun farklı sundurmalara sahip olmasından kaynaklanan açıklık, M9 üzerindeki sundurmaya, daoğudaki sundurmanın üzerine gelecek şekilde bir sıra daha etermit eklenmesiyle kapatılmış, böylece, yoğun yağışlarda arazinin yağmur suyundan daha az etkilenmesi sağlanmaya çalışılmıştır.
Bu sene kazılmaya başlanan parsel 159'daki mezarların üzeri ise, yine etermit çatılı alçak bir sundurmayla örtülmüş, bu sundurmanın çevresi ise, daha çok hayvanların buraya girmesini engellemek amacıyla çepeçevre bir çitle çevrilmiştir.
C. MOZAİKLERİN ONARIMI VE KORUMASI
Bu sene yeniden ortaya çıkarılan mozaiklerin bir kısmının 1980'li yıllardaki kazı ve onarım çalışmaları sırasında restore edildiği bilinmektedir. Bu alanlarda restorasyonun iyi durumda olmasına rağmen özellikle apodyterium ile palaestramn kuzey ve doğu portiklerinde yer alan mozaikler için geniş çaplı bir temizleme ve güçlendirme çalışması gerekli olmuştur. Bu çalışma Didem Memiş ve Özlem Toprak tarafından, günümüzde geçerli yöntem ve malzemeler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma sırasında mozaikler kaldırılmamış fakat su, fırça ve dişçi aletleri ile mekanik temizliği yapılmış, tesseralar arasındaki toprak ve bitki kökleri temizlenmiş, korunagelmiş kısımların kenarları hazırlanan kum - beyaz çimento -tuğla tozu kanşımı harçla sabitİenmiş ve yeri tespit edilebilen tessera\ax yerine oturtulmuştur (res.30).
Belgeleme işlemi tamamlanan mozaiklerin üzeri jeotekstil ile örtülmüştür. Tohumların, altındaki katmana geçmesini engelleyen elyaf bazlı bu örtü antik tuğlalarla sabitİenmiş ve üzerine yaklaşık 6-8m aralıklarda hatıllar yerleştirilmiştir. Daha sonra mozaiklerin üzeri yaklaşık 10 cm kalınlığında bir tabaka oluşturacak şekilde yıkanmış, tuzsuz ince nehir kumu ile örtülmüştür. Koruma işlemlerinin son aşamasında ise portiklere dökülen nehir kumu dövülerek yoğun turist trafiğine dayanaklı sert bir zemin elde edilmeye çalışılmıştır.
D. KÜÇÜK BULUNTULARIN ONARIMI
Kazı esnasında bulunmuş olan tüm, pişmiş toprak, cam ve metal buluntular ile sikkeler, kazı barakası ve kazı evinde oluşturulan laboratuarlarda Restoratör Didem Memiş ve restorasyon öğrencisi Özlem Toprak tarafından yöntemlerine uygun olarak temizlenmiş, kırık parçalar birbirlerine yapıştırılarak tümlenmiştir. Bu çalışmaların sonunda 42 adet envanterlik, 143 adet etüdlük eser Antalya Arkeoloji Müzesi'ne teslim edilmiştir.