KURUM ÜYELERİNİN YÖNETİMİNDE YAPILAN KAZILAR VE SONUÇ RAPORLARI *
Prof. Dr. JALE İNAN
Antalya ilinin düzlük sahil bölgesini kapsayan Pamphylia bölgesi araştırmaları Türk Tarih Kurumu'nun 1943 yılında aldığı bir karar ile başlar. Bu karar gereğince Prof. Dr. Arif Müfîd Mansel, kazıya en elverişli antik kenti saptamak üzere bölgede bir inceleme yapmıştır.
Önceleri Türk Tarih Kurumu ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi adına yapılan kazılar, araştırma ve onarımlar; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünün gittikçe artan ilgi ve parasal yardımları ile desteklenmektedir.
1955 yılında kurulan İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Antalya Bölgesi Arkeoloji Araştırmaları Merkezi ve 1979'da bu merkeze sağlanan yeni kadrolar sayesinde bilimsel çalışma ve araştırmalarımız daha geniş kapsamda yapılmaktadır. Kazılarda elde edilen her tür buluntu kendi sahalarında uzmanlaşmış ya da uzmanlaşmayı amaçlamış kazı ekibi daimi üyeleri tarafından ele alınmıştır. Araştırma Merkezimiz, bir eşi de Kürsümüzde bulunan düzenli zengin fotoğraf negatif, dia ve çizim arşivine sahip bulunmaktadır.
Bu çalışmalarımız 1961 yılında kurulan Uluslararası Side Dostları Vakfı tarafından da desteklenmektedir. Vakfın kurucusu ve başkanı Mr. Alfred Friendly'nin bu hizmetlerini gözönünde tutan Türk Tarih Kurumu kendisine şeref üyeliği vermiştir.
Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu da, şimdi kesilmiş olmakla beraber, bir süre için kazılarımızı parasal açıdan desteklemiştir.
Çalışmalarımız özel kişiler tarafından da yakın ilgi ve yardım görmüştür. Merhum Yük. Müh. Ragıp Devres ve eşi Selma Hanım Side kazılarında bulunan heykeltraşlık ve küçük buluntuların korunması ve sergilenmesi için agora antik hamamını onararak Side'ye bir müze yapısı kazandırmışlardır. Bu hizmetlerinden dolayı Türk Tarih Kurumu kendilerine şeref üyeliği vermiştir.
I. Perge'de Sürdürülen Çalışmalar
A. Kazılar:
1946 yılında başlatılan Perge Kazıları arada verilen iki kesinti dışında 1982 de 22. yılını idrak etmiş bulunmaktadır.
Kenti tüm yapıları ile meydana çıkarmayı amaçlayan kazılar, 1975 yılına dek Prof. Dr. A. M. Mansel tarafından yönetilmiş bu tarihten itibaren de makale yazarı Prof. Dr. Jale İnan bu görevi üzerine almıştır.
Romalılar döneminde şeref avlusuna dönüştürülmüş Hellenistik dönem kent kapısının (C) kazısı yalnız mimarlık açısından değil heykeltraşlık ve yazıt buluntuları bakımından da çok verimli olmuştur. Hellenistik dönem sur duvarlarına ilişkin günümüze dek ayakta kalmış iki yuvarlak kule arasında yer alan kent kapısı avlusunun orijinal şeklinin yuvarlak, yarım veya tam oval olduğu tartışmalıdır. Bu soruna avlunun içinde yapmayı düşündüğümüz bir sondajın çözüm getirebileceği kanısındayız. Kazıda bulunan Roma dönemine ilişkin avlunun iç cephesinin zengin bezemeli iki katlı sütun mimarisiyle ilgili parçalar, restitüsyonu sağlayacak durumdadır. Bu mimarinin iki katlı nişlerini süsleyen çok sayıda tanrı, tanrıça ve Heros heykelleri ile kentin mitolojik ve tarihi kurucuları (ktistai) heykellerine ait olduğu yazıtlarından anlaşılan kaideler de bulunmuştur.
Avlunun gerisindeki üç gözlü takın mermer kaplamalı pylonları ve üst konstrüksiyonu belirleyen mimarî parçalar bulunmuştur. Biri Grekçe diğeri Lâtince tabula ansata içine alınmış iki yazıt, takın Plankia Magna tarafından yapıldığını açıklar. Takın yakınında bulunan bir heykel kaidesi Plankia Magna'nın, M. Plankios Magnos'un ve kentin kızı (bu unvan ancak kente büyük yararı dokunmuş kimseye verilir) olduğunu belirler. Ayrıca bu yazıt onun demiurgos mevkiini (kentin en yüksek sivil memurluğunu) işgal ettiğini ve yaşam boyunca Artemis ile Tanrılar anasının rahibesi olduğunu da açıklamaktadır. Tak'ın kazısında meydana çıkarılan heykel kaideleri, yazıtlarından burada çoğu tanrılaştırılmış, yani ölümlerinden sonra yapıldığı anlaşılan imparator ve imparatoriçe heykelleri ile Hadrianus heykeline ait kesin tarih veren bir kaide bulunmuştur. İmparatorun V. Tribunica Potestate'sini belirleyen yazıt, üzerinde duran heykeli dolayısıyla takı M. S. 121 yılına tarihler. Bu kaideye ilişkin Imparator'un zırhlı heykeli ile karısı Sabina'nın heykeli ve yazıtlı kaidesi debulunmuştur.
Tak'ın arkasından başlıyarak kuzeyde, akropol eteğindeki Nymphaeum'a (F3) dek uzanan kentin ana sütunlu caddesi (Ja) az bir bölümü dışında meydana çıkarılmıştır. Yaklaşık 300 m. uzunluğundaki caddenin orta şeridi 20 m. genişliğindedir. Bu şerit, ortasından geçen, 2m. genişliğindeki kanal tarafından iki kanada bölünmüştür. Caddenin iki yanında 5 m. genişliğinde portikler uzanır. Portiklerin arkasında dükkânlar sıralanmıştır. Bu tür caddeler iklimi sıcak kentlerde büyük bir önem taşırlar. Kentin sakinleri üstü örtülü portiklerin içinden ilerleyerek güneşin yakıcı sıcağından ve bazen de ansızın boşanan sağnaklardan korunmuş olarak alış verişlerini yapabilirlerdi. Galerilerin çok sayıda sütun postamentleri, sütun kaide ve gövdeleri, başlıkları ile saçakhk parçaları ele geçmiştir. Caddenin dümdüz uzanmadığı gibi aşağı yukarı orta kısmında portiklerinin geriye çekildiği ve bu bölümde bir meydan oluşturduğu görülür. Portiklerin zemini geometrik desenli mozaiklerle kaplıdır. Bazı dükkânların önünde yuvarlak, ya da dörtgen çerçeve içine alınmış yazıtlar dükkân sahiplerinin ismini bildirir. Bu yafta görünümündeki yazıtlardan ilginç olanlarından bir tanesi, bir doktorun iş yerini belirlemektedir. Kanal yatay bölmelerle küçük havuzcukları kapsar. Akropol eteğindeki çeşmenin havuzundan kanala boşalan su, bu bölmelerin birinden öbürüne geçerek akarken, serinletici su sesi de kentin ferahlık veren Özelliklerinden biri olmalı. Kanalın kenti iki kanada bölmemesi için üzerinde geçit köprücükleri yapılmıştır. Izgara planlı kentte bu köprücükler, ana caddeyi dikey kesen doğubatı yöneltisinde uzanan sokakların karşısına rastlatılarak kentte ulaşımın kolaylaşması sağlanmıştır. Ana sütunlu cadde kuzeye yakın bölümünde kentin doğu ve batı kapılarını birleştiren ikinci bir ana sütunlu cadde (Jb) ile kesişir. Kanalın üzerinde ana kavşakta (O) bir sunak yapısı (S) meydana çıkarılmıştır. Ancak bu anıt kanal üzerinde tonozlu bir geçit vererek suyun akımını engellemez. Sunağa bitişik devşirme malzemeden yapılmış Bizans dönemi Şapeli (U) ise kanalın üzerine oturtulmuş olup, bu devirde kanalın fonksiyonunun kalmadığını belirtir.
Ana caddenin kazısı sırasında bulunan zengin bezemeli mimarî parçalar caddenin görkemini dile getirirler; ele geçen yazıtlar, Perge'nin tarihini aydınlatıcı niteliktedirler. Bulunan İsis, Serapis, Aphrodite, Giyimli Kadın, Çıplak Erkek, Apollon, Artemis ve portre başları gibi heykeltraşlık yapıtları da Perge'nin sanat alanında ulaştığı üstün sanat düzeyini belirlerler.
Ana sütunlu caddeye açılan agoranın kuzeyinde doğubatı yöneltisinde uzanan tek tarafı portikli caddenin de kazısı yapılmıştır. Sütunlardan bazıları üzerinde Tacitus spor şenlikleri ile ilgili grafıiti bulunmaktadır. Ele geçen büyük bir blok, üzerindeki uzun vazıtıyla önem taşır. Bu yazıt Tacitus tarafından ithaf edilmiş olup, Perge'nin tüm kıvanç verici unvanlarını taşır. Bu nedenle caddeye Tacitus Caddesi ismi verilmiştir.
Romalılar zamanında kent güneye doğru genişlediğinde, Hellenistik dönem surunun, güneyde orta bölümü fonksiyonu kalmadığından hem yer kazanmak, hem de taşlarından yapı malzemesi olarak yararlanmak amacıyla ortadan kaldırılmıştır. Ancak bu surun iki yuvarlak kulesine dokunulmamıştır. Güneyde yeni sur kapısı, planı bakımından dörtgen avlulu gruba girer. Yeni kent (CI) kapısı avlusunun duvarları, batı ve kuzeyde ıom. yüksekliğe kadar korunagelmiştir. Bu kapının dış ve iç cephesine ait mimari parçalar özellikle dış cephesi önünde biri arkaistik üslûpta olmak üzere iki Artemis, Nemesis, biri tanrıça ve diğeri portre figüründen oluşan bir heykel grubu saymaya değer. Kapının iç cephesi kemerli girişi ile daha görkemli görünümlüdür. Bu yapının mimari bezemeleri geç antik dönem üslûbunda olup, kapının M. S. 3. yüzyıl sonları 4. yüzyıl başlarına tarihlenmesini sağlar.
Hamamın esas mekânlarını oluşturan frigidarium, tepidarium ve kaldarium'un da kazıları tamamlanmıştır. Frigidarium'un yarısını kapsayan havuzun üç tarafı piscinium'unkine benzeyen nişli ve sütunlu bir fasad mimarisine sahiptir. Nişlerin içini süsleyen 9 ilham perisinden (Mousa) dan 6 sı ile bir tanesine ilişkin bir fragman ve Apollon'a ithaf edilmiş bir sunak bulunmuştur. Frigidarium'un diğer yarısı soyunma yeri (apodyterium) olarak kullanılmış olabilir. Frigidarium' un kuzeyinden anıtsal kemerli bir kapıdan kuzeye doğru gelişen 13.40111. genişliğinde, ve 46.80111. uzunluğunda bir mekâna girilir. Kuzeyde bir apsisle son bulan bu mekânın doğu uzun yanı Palaestra'nm batı ve kuzey portiklerine sütunlarla açılır. Bu galeride bulunan heykeller ve fragmanlardan en aşağı 38 heykelin var olduğu anlaşılıyor. Bunlardan 11 tanesi, yazıtlarına göre, Klaudios Peison tarafından ithaf edilmiştir. Olasılıkla sanat ve müzik gösterilerinin yapıldığı ve heykelleri ile sanat galerisi görünümündeki bu salona Klaudios Peison galerisi ismini verdik. Bu salonda bulunan heykellerden Kapua Aphroditesi, Marsyas, Oturan Mousa ve Apollon'dan oluşan üçlü bir heykel grubu Melagros, Hygieia, Nemesis, Üç güzeller, dans eden Menad, koşarak şarap tulumu getiren Satyr, Mousa Eros, 3 tane Herakles, Disk tutan Atlet, Hermes heykeli saymaya değer. 105 parça halinde ele geçmiş olan siyah ve beyaz mermerden yapılmış olan 2.5om. yüksekliğindeki dansöz heykeli ise bu yapıtlar arasında özel bir yer alır.
Bu salona kuzeyde ikinci bir frigidarium daha açılır. Bunun da batı yarım bölümünde bir havuz yer alır. Havuzun etrafındaki nişleri süsleyen üç güzeller heykel grubu, biri büyük diğeri küçük olmak üzere iki Athena heykeli ve bazı heykel fragmanları bulunmuştur.
Palaestra'nm kuzey portiğinde yapılan kazı sonucu portiğin genişleyerek bir salon oluşturduğu saptanmıştır. Burada doğal büyüklüğün üstünde iki zırhlı imparator heykelinin bulunmasına dayanarak mekâna "imparator salonu" ismini verdik. Heykellerden bir tanesi başı ile korunageldiğinden Traian olarak saptanmıştır. İmparatorun zamanımıza kadar gelmiş heykelleri arasında en iyi durumda olanıdır. Ayrıca zırhlı heykellerle ilgili birçok sorunlara çözüm getirmesi nedeniyle de heykel bilimsel açıdan büyük önem taşır.
B. Perge Kazı Çalışmaları Sırasında Yapılan Araştırmalar:
1. Pamphylia Hamamları Araştırmaları. Perge kazısı ekibi üyelerinden, ikinci Başkan Dr. Halûk Abbasoğlu Pamphylia bölgesindeki Roma devri hamamlarını incelemiş ve sonuçlarını yayına hazırlamıştır.
2. Termessos Nekropolü Araştırmaları. Perge kazı ekibi üyelerinden asistan Vedat Çelgin 1977 den bu yana araştırmalarını sürdürmüş ve sonuçlar yayına hazırlanmıştır.
3. Perge kazı ekibi tarafından Perge suyollarının keşfi amacıyla incelemelerde bulunulmuştur. Önümüzdeki kazı mevsiminde bir ekiple arazi çalışmalarına başlamayı düşünüyoruz.
4. Perge kazı ekibi üyelerinden ArkeologRestoratör Hüseyin Akıllı Perge Nekropolünde Ara§ tırmalar da bulunmuş ve bir rapor hazırlamıştır. Bu araştırmalar sonucu bazı toprak üstü buluntular Antalya Müzesine nakledildi.
5. Pamphylia bölgesi Roma dönemi mozayiklerinin araştırılması, Arkeolog Semra
Sarıbekiroğlu bölgede bulunan mozayikler üzerine 1976 dan bu yana incelemeler
de bulunmakta ve büyük çapta yayın hazırlamaktadır.
C. Perge Kazısı Sırasında Yapılan Onarım Çalışmaları:
1. Kazı sırasında bulunan heykeller onarılıp ayağa kaldırıldıktan sonra, sergilemeye hazır durumda Antalya Arkeoloji Müzesine teslim edilmektedir. Bugün Antalya Müzesinin büyük bölümünü kapsayan bu yapıtlar, sanat ve bilimsel açıdan ziyaretçileri çekici niteliktedir. Bu yapıtların Müze'de daha önceki sergilenmesinde yardımcı olmayı bir görev bildik, yeni düzenlemede Müzeci meslektaşlarımızla işbirliği yapmaya hazırız.
2. Kazı sırasında alanda kalacak mimari parçaları onararak düzenlemeyi, hem küçük parçaların kaybolmaması hem de tahribatı önleme amacıyla, prensip edinmiş bulunuyoruz.
3. Perge'nin ezeli derdi yağışlı mevsimlerde su basmasıdır. Yıllardır kazı sırasında kentin antik kanallarını açarak işler hale getirmek için çaba sarfetmekteyiz. 1975 yılında gücümüz yetmeyen ana kanalın açalmasını Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü onarım faslından gerçekleştirmiştir. Son uğraşılarımız iyi sonuç vermiş 1982/83 yağmur mevsimimizde ören yerini su basmamıştır.
4. Mimari Anıtların Onarımı; Perge, ayakta kalmış sur duvarları içinde modern bir yerleşmeye sahne olmadan korunagelmiştır. Kentin bu özelliği, kazılarda meydana çıkarılan mimari anıtlarının onarılması ile günün birinde ona Anadolu'nun bir Pompei'si görünümünü kazandıracağından kuşku yoktur.
Perge Agorasının onarımı bütün çabalarımıza değin ihale usulü ile yapıldığından sonuç üzücü oldu. Birçok yanlışlıkların düzeltilmesi büyük masraflara yol açtı. Halen de sonuç bizi tatmin edici değildir. 10 Kasım 1977 de Kültür ve Turizm Bakanlığı, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve kazı ekibi yetkili kişileri arasında bir protokol yapılarak onarım işlerinin sıkı bir işbirliği yaparak yürütülmesi için kararlar alındı.
Bu protokol gereğince, 1.3.1979 da Agora'nın kuzeyinden geçen Takitus caddesi ile ana kavşaktaki Demetrios ve Apollonios Takı nın onarımlarına karar verildi. Bu karara göre her iki anıtın onarım projeleri Türk Tarih Kurumu Perge Kazısı mimarı ArkeologMimar Ülkü îzmirligil tarafından yapıldı. Ön hazırlıkları tamamlanmış bulunmaktadır. Üç senelik bir program uygulayarak, gerekli ödenek sağlandığında, bu unik ve görkemli anıt ayağa kaldırılabilecektir.
II. Side'de Sürdürülen Çalışmalar
A. Kazılar:
1947 yılında başlatılan Side Kazıları 1967'ye dek kesintisiz sürdürülmüştür. 1968 ve 1969 yıllarında kazılarda bulunan heykel ve lahit onarımları sürdürülmüştür. 19741977 yılları arasında büyük hamamda (kk) çalışmalar sürdürülmüş ve yapının kazısı tamamlanmıştır. 1978'den bu yana Apollon (Nı) tapmağının onarımı ile ilgili kazı ve onarım ön hazırlık çalışmaları sürdürülmektedir.
Kazılar Prof. Dr. Arif Müfid Mansel başkanlığında, onun olmadığı zamanlarda ve 1974'ten bu yana makalenin yazan Jale İnan tarafından sürdürülmüştür.
Çalışmalara deniz kenarında limanın hemen yanındaki iki tapınak (Nı ve N2) ile bunların doğusunda üçüncü bir tapınağın (P) kazılarıyla başlanmıştır.
(Nı) ve (N2) Tapınakları'nın Kazısı:
(Nı) ve (N2) tapınakları yanyana yapılmış olup 6x11 sütunlu Korinth düzeninde, peripteros planlıdırlar. Daha büyük olan (N2) tapınağı (17.65 x 34. 97 m.), kentin esas tanrıçası Athena'ya ithaf edilmiştir. Tapınak, Bizans döneminde yapılan büyük Basilika'nın atrium'u haline getirildiğinden tahribata uğramıştır. Daha küçük olanı (Nı) tapınağı (16 x 29.50 m.) Apollon'a ithaf edilmiştir. Tapınağa ilişkin bol miktarda mimari parça ele geçmiştir. Bunlardan dikey konsollar arasında Medusa başlarından oluşan friz'e ilişkin bloklar özellikle sanat açısından önem taşırlar.
Bu iki tapınak plan ve mimari bezemeleri bakımından M.S. 2. yüzyılın, ikinci yarısına tarihlenir.
(P) Tapınağının Kazısı:
(P) tapınağı bir podium üzerinde gelişir, sellası yarım daire (çapı 8.60 m.) şeklindedir. Önünde batı tarafından Korinth düzeninde dört sütunlu portiği Suriye tipi alınlıklıdır.
Kazı sırasında bir Apollon heykeli ve nefis işçilik gösteren Dionysos başı bulunmuştur.
Tapınak, mimarî bezemelerine dayanılarak 3. yüzyılın başlarına tarihlenmiştir.
Agora'nın (J) Kazısı:
Tiyatronun (L) sahne binası arkasında yer alanagora (J) hemen hemen kare (65.50 x 65.70 m.) planlıdır. Dört tarafını çeviren portikier Korinth düzenindedir. Portiklerin gerisinde dükkânlar vardır. Batı dükkânlarının arasında anıtsal bir Propylon yer alır. Güneybatı köşesinde 4.60 m. genişliğinde yarım daire planlı bir hela (latrina) vardır (Jı). Portiklerin diğer köşelerinde yarım daire şeklinde eksedralar bulunmaktadır. Agora'ya sütunlu caddeden (c) batıda bulunan anıtsal kapıdan girilir.
Tykhe Tapınağının (K) Kazısı:
Agoranın ortasında podiumlu Korinth düzeninde 12 sütunlu galeriye sahip, Yuvarlak Tapmağa (çapı 9.90 m.) ilişkin bir hayli mimari parça bulunmuştur. Podium'a güney tarafta bulunan 2.15 m. genişliğinde bir merdivenle ulaşılıyordu. Yapının üzeri piramidal bir dam kapsıyordu. Roma dönemi sikkeleri üzerinde rastlanan tapınağın resminde yuvarlak sella içinde Tykhe tasviri görülür. Böylece tapınağın Tykhe kültüne tahsis edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Evlerin (Rı, R2) Kazısı:
Agoranın yaklaşık 25 m. kuzeyinde sütunlu caddenin doğu portiği üzerinde bir ev (Rı) lie onun arkasında bulunan ikinci bir ev (R2) meydana çıkarılmıştır. Evlerin ikisinin .de planları aslında Delos evleri ile benzerlik göstermekte ve paristyl'ü evler tipine girmektedir. Kazı sonucu bunların Hellenistik devirden Bizans devrine kadar (M. S. 5.6. yüzyıl) kullanıldıkları anlaşılmıştır. Bu nedenle yüzyıllar boyunca birtakım değişikliklere uğramışlardır.
(M) Yapısının Kazısı:
(M) yapısı agoranın güneybatı köşesi ile, 10 m. genişliğinde bir cadde vasıtasıyla bağlantılıdır. Yapı dört yanı İon düzeninde portiklerle çevrili bir alvu (52 x 53.40 m.) ve avlunun gerisinde ona sütunlar ve kapılarla açılan üç mekândan oluşmaktadır. Doğu portiği orta salonun önünde "U" şeklinde bir çıkıntı meydana getirir. Orta salonun üç duvar 1.5 m. yüksekliğinde bir set üzerinde gelişen kemerli ve dikdörtgen, köşeleri ise yarım daire şeklinde nişlerle uzuvlandırılmıştır. Set nişler arasında aedikula'lar önünde çıkıntılar meydana getirir. Bu salonun iki katlı cephe mimarisine ilişkin ele geçen parçalar, alt katın onarımına ve üst katın restitüsyon çizimine olanak sağlamıştır. Nişlerin içini süsleyen heykellerden bir kısmı tam, bir kısmı torso halinde ele geçmiş ve bol sayıda heykel fragmanları da bulunmuştur. Orijinalleri Sert üslûp, Klasik dönem ve Hellenistik dönemin ünlü heykeltraşları tarafından yaratılmış yapıtların kopyaları olan bu heykeller nefis işçiliktedir. Bunlar arasında Pythagoras'ın Disk atan atleti, Myron'un Diskobolos'u, KyrenePerinthos atleti ismiyle tanınan Kresilas'm Hermes'i, Pheidias'ın Kassel Apollon'u Torso'su ve başı, Polykleitos' un Diadumenos'u, Ares Borghese, Hermes Richelieu, Lysippos'un Apoksiomenos'u yine aynı sanatçının Sandal Bağlayan Hermes'i, Hygieia ve in situ bulunarak yerinde bırakılan Nemesis heykelleri saymaya değer. Salon bu görkemli iç fasadı ile tiyatroların sahne cephelerini "Scaenae frons" larını andırır. Bu heykellerle birlikte imparator heykelleri de bulunduğundan bu mekâna imparator salonu ismi de verilmiştir. Aydınlatıcı bir yazıt ele geçmediği için yapının mahiyeti hakkında kesin bir fikre sahip değiliz. Kitaplık ve resmi agora olabileceği üzerinde durulmaktadır. Mimari bezemeler ve heykellerin üslûbuna dayanarak yapı Antoninus Pius'lar dönemine (M.S. 2. yüzyıl) tarihlenmiştir.
Tiyatro'nun (L) Kazısı:
Tiyatro (L) kentin merkezinde yarımadanın en dar yerinde bulunmaktadır. Side tiyatrosu Anadolu'nun en büyük ve anıtsal tiyatrolarından birisidir.
Tiyatroların kazısı bilindiği gibi zor bir iştir. Side tiyatrosunun kazılardan önceki durumu bu hususta en iyi bir örneği veriyordu. Sahne binası molozdan oluşan ve üzerinde fundalık bitmiş bir tepe halinde idi. Bir taraftan seyirci basamakları diğer taraftan da orkestranın önemli bir bölümünün moloz yığını altında kalmış bulunması kazı şartlarının zorluğunu ve hatta bir süre çalışıldıktan sonra kazının kendi kendini kapatma tehlikesini ortaya koyuyordu. Bu da bir kazı mevsimi ödeneklerini sonuç almadan buraya gömmek demek oluyordu. Bir yazıtın, tiyatronun heykellerini yapan bir sanatçıdan sözetmesi ise kazıyı cazip kılıyordu. Yük. Müh. Ragıp Devres'in yardımı ile 1955 yılında tiyatronun kazısına başlandı. Korktuğumuz başımıza gelmişti. Yukarıdan indirilen mimari parçalarla orkestrada kıpırdanılamaz durumda kalmıştık. Bu sırada açtığımız tranşe skenenin orkestraya açılan doğu kapısının yukarı köşesine rastlamıştı.
Buradan sürtünerek içeri girdiğimizde sahnenin üç kapı ile orkestraya açıldığı ve arka duvarda bunlara tekabül eden kapıların agoraya geçit verdiği saptanınca kazının kapanması sorunu çözümlenmiş oldu.
Tiyatronun seyirci tribünü yarım daireyi (çapı 119 m.) aşan kavis şeklinde planlıdır. Oturma basamakları bir diazoma ile iki kata bölünmüştür. Yukarı kat dıştan bakıldığında, iki katlı tonozlu mekân, koridorlar ve merdivenlerden oluşan bir alt yapı üzerine oturmaktadır. Alt basamaklar 12, üst kat basamakları ise 25 radial merdivenlere, 11 ve 24 kama şeklinde bölümlere ayrılmıştır. Bütün bu tesisler tiyatronun kolay boşalıp dolması amacıyla yapılmıştır. Tiyatro aşağı yukarı 15.000 ziyaretçiyi kapsayacak büyüklüktedir.
Orkestranın zemini doğulmuş topraktandır. Etrafını bir su kanalı çevirir, altında da yağmur sularını boşaltmak için kanalizasyon bulunmaktadır.
Dikdörtgen planlı sahne binası 63 m. uzunluğunda ve 9.20 m. genişliğindedir. Kazı sonucu meydana çıkarılan zemin katı, sağlam durumdadır. Burada biri dar, biri geniş olmak üzere dokuz oda bulunmaktadır. Uçtaki iki mekân yukarı katlarla irtibatı sağlayan merdivenleri kapsıyordu. Sahne binasının arka cephesi önünde tonozlu mekânlar üzerinde bir balkon bulunuyordu.
Dionysos Tapınağının (Q) Kazısı:
Tiyatro'nun hemen kuzeyinde sütunlu caddenin gerisinde yer alan Dionysos tapınağı, kentin şimdiye dek meydana çıkarılmış tapınaklarından, beşincisini oluşturmaktadır. 0.65 m. yüksekliğinde bir podiumu kapsayan tapınak ince uzun (7.23 X 17.55 m) dikdörtgen planlıdır. Ana cephesi kuzey tarafta olup, 6.70 m. genişliğinde, 5 basamaklı bir merdiven kapsar. Cephede 4 sütunlu bir ön portik vardır. Sella'nın etrafını çeviren bir sütun galerisi bulunmamakla beraber duvarlara yaslanan yarım sütunların izleri saptanmıştır. Böylece sanki böyle bir galeri varmış görünümü sağlanmıştır. İlk imparatorluk dönemi İtalya için (Roma ve batı eyaletleri için Nîmes'deki Maison Carree) karakteristik olan tapmak tipinin bir örneğinin oluşturmakla yapı önem taşır.
Sütunlu Cadde'nin (C) Kazısı:
Kuzeyden kent kapısından (A3) başlayarak güneyde deniz kenarındaki tapınaklara kadar uzanan caddenin uzunluğu yaklaşık 1 km. dir. Caddenin güney bölümü üzerinde bugün köy evleri bulunduğundan tahrip edilmiştir. Genişliği 9.6011.60 m. olan cadde kaldırım taşları ile kaplıdır. Batı portiği önünde 0.66 m. genişliğinde açık su kanalı ve onun önünde, bir su oluğu vardır. Tiyatronun önünde batı portiğin genişliği 6.70 m., doğu portiğin genişliği ise 5.20. dir. Sütun gövdeleri granitten, Korinth düzenindeki başlıkları, Attikİyon tarzındaki kaideleri ve saçaklıklar mermerdendir. Portiklerin arkasında çeşitli büyüklükte dükkânlar vardır. Sütunlar arasında kentin önemli kişilerinin heykellerinin bulunduğu, ele geçen şeref yazıtlarını kapsayan heykel kaidelerinden anlaşılmıştır. Sütunlar arasını süsleyen heykellerden ancak bir tanesi (Herakles heykeli) ele geçmiştir. Hemen hemen tam durumdaki heykel, sanat açısından da büyük değer taşımaktadır.
Büyük Kapı'nın (A3) Kazısı:
Side Sikkeleri üzerinde tasviri bulunan ve yazıtlarda (??????????) olarak gösterilen kentin ana kapısı büyük konglomera bloklarından yapılmış olup, iki dikdörtgen kule (5 ve 6) arasında yer almaktadır.
Yapı dışa bakan cepheleri yuvarlatılmış iki mekân ve bunların arasında yer alan dikdörtgen ve iki kapılı bir odadan (11.00 x 7.25 m.) oluşmaktadır. Bunların arkasında 28.70 m. çapında daire şeklinde bir avlu bulunmaktadır. Avlu duvarının dış tarafı, üzerlerinde bir seyirdim yolu bulunan payandalarla takviye edilmiştir. Avlunun arkasında kapının ekseninde bir oda vardı (7.65 x 6.10 m.). Kapının hem savunma hem de saldırma amaçlarına yararlı yapılmış olması önem taşır.
Bu kapı bitişik olduğu sur duvarlarıyla birlikte Hellenistik döneme ilişkindir. Ancak Roma İmparatorluk döneminde M.S. 2. yüzyılın sonlarına doğru bir şeref avlusu durumuna getirilmiştir. Bu döneme ilişkin fasad mimarisiyle ilgili bol miktarda parça ele geçirilmiştir. 28 niş kapsayan fasad mimarisinin iki katlı olduğu saptanmıştır. Nişler içinde duran heykellerden 3 tanesi ele geçmiştir. Biri, orijinali M.Ö. 5. yüzyıla dayanan bir Asklepios, ikincisi orijinali Hellenistik döneme ilişkin bir kız üçüncüsü ise ilk kez burada rastlandığı için Side tipi ismini verdiğimiz giyimli bir kadın heykelidir.
Doğu Kapısı'nın (A 4) Kazısı:
Dörtgen iki kule (12 ve 13) arasında yer alan, arkasında dörtgen bir avluyu kapsayan Doğu Kapısı, kentin ikinci sütunlu caddesi (B) ile bağlantılı bir sokağın (b) sonundadır.
Kapı iki geçit ve onların arasında bir kapalı mekândan oluşan dikdörtgen bir yapı ile (8.70 x 26.60) arkasındaki yine dikdörtgen bir avludan (17 x 18.50 m.) oluşmaktadır.
Kapının iki gözlü bölümü üzerindeki terasın kazısı sırasında zırh, miğfer ve kılıçlardan oluşan silah kabartmalarını kapsayan bloklar bulunmuştur. Bunların nerede durdukları kesinlikle saptanmamakla beraber yanlardaki kulelerin yan duvarlarını süsledikleri düşünülebilir. Kapının kazısı sırasında bulunan Side dilindeki yazıt şimdiye dek bu tür yazıtların en uzununu oluşturmakla büyük önem taşır.
Anıtsal Nymphaeum'un (G) Kazısı:
Kent surunun dışında büyük kapının (A3) karşısında yer alan anıtsal çeşmenin görkemli görünümü ile 19. yüzyılda araştırmacıların dikkatini çekmiştir.
Yapının ayakta kalmış yüksekliği 12 m. dir. Yapının uzunluğu 52 m., kalınlığı 4.20 m. olan duvarı; yarım daire (çapı 6.30 m.) şeklinde, üzerleri yarım kubbe ile örtülü üç niş kapsamaktadır. Bunların önünde 2.65 m. genişliğinde ve 10.10 m. uzunluğunda bir havuz gelişmektedir. Herbir nişin içinde bulunan üçer oluktan su bu havuza akmaktadır. Havuzun ön tarafı kurnalar ve aralarında bulunan kabartmalı korkuluk levhaları ile sınırlandırılmıştır. Bulunan mimari parçalara göre Çeşme'nin fasadı üç katlı olup tüm yüksekliği 20 m. idi. Cephe mimarisinin sütun gövdeleri renkli mermerden, beyaz mermerden başlıkları, îyon ve Korinth düzenlerinin karışımından oluşan Kompozit düzeninde idi. Nişlerin aralarında altışar, uçlarda dörder sütun bulunuyordu. Bulunan mimari parçalardan cephe mimarisinin zengin bezemeli ve görken.ii görünümü hakkında bir fikir edinmek ve restitüsyon çizimini yapmak mümkün olmuştur.
Eskiden bilinen mitolojik sahneleri konu edinmiş kabartmalı korkuluk levhalarına İksiyon'un cezalandırılmasını gösteren bir yenisi eklenebilmiştir.
Nymphaeum ile ilişkileri kesin saptanamayan boyutları doğal ölçüleri aşan üç Nike heykeli bulunmuştur. Bunlardan M. Ö. 5. yüzyıl orjinaline, aynı tipte olan diğer ikisi Hellenistik örneğe dayanmaktadır.
Nymphaeum süslemelerinin üslûbuna dayanarak M.S. Antoninuslar dönemine (M.S. 140180) tarihlenmektedir.
Üç Havuzlu Çeşme'nin (I -1) Kazısı:
Agora'nın (J) karşısında ve Filippus Attius Suru'nun içine alınmış sarnıcın (Hı) önünde bulunan çeşme 17.50 m. uzunluğundadır. Çeşme yapısı dört aedikula ve bunların arasındaki üç havuzdan oluşmaktadır. Aedikulalar konglomeradan yapılmış ve mermerle kaplanmış 1.50 m. yüksekliğinde, 1.85 m. genişliğinde ve 1.12 m. derinliğinde sökel üzerine oturmaktadır. Sütunlar yivsiz, başlıkları Korinth düzenindedir. Cephe mimarisine ilişkin bulunan arkhitrav, saçaklık ve alınlık parçaları restitüsyon çizimini sağlayacak durumdadır.
Aedikulalar içinde bulunan Athena ve Hermes (Apollon Centocelle tipi) heykelleri ile Hermes Ludovisi tipi heykelin değiştirilerek Apollon figürü haline getirildiğini saptadığımız bir heykelin başı, kol ve bacak fragmanları bulunmuştur. Bulunan yunus üzerinde Eros'tan oluşan destekten dördüncü heykelin Aphrodite olduğu saptanmıştır. Hermes Ludovisi tipi baş bir şaheserdir. Bu heykele ilişkin sağ kol, heykel tipinin bir sorununu çözmekle önem taşır. Filippus Attius suru'ndan çıkarılan bir tavan levhasının üzerinde eşkenar çerçeve içinde Aphrodite'nin doğuşu betimlenmiştir. Büyük bir olasılıkla çeşmeye ilişkin bu levhanın ve basık bombeli frizin üslûbuna dayanarak çeşme yapısı M.S. 3. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenmiştir.
Yuvarlak Havuzlu Çeşmenin (I- 2) Kazısı:
Geç antik kent kapısının yanında yer alan çeşmenin yuvarlak havuzu (çapı 3.80 m.) ve önündeki yuvarlak korkuluk levhaları meydana çıkarılmıştır. Nişin ortasında bulunan çörten bu yapının çeşme olduğunda kuşku bırakmaz.
Vespasianus Anıtı'nın (I- 3) Kazısı:
Geç antik kent kapısının diğer yanında yer alan çeşmeye (I 3) arkhitravı üzerindeki yazıtından dolayı Vespasianus anıtı ismi verilmiştir.
İki basamaklı bir platform üzerinde yükselen bir podium (yükseklik 1.15 m.) üzerinde yer alan anıt, iki yanda birer çıkıntı meydana getiren aedikulalarla, aralarında yuvarlak bir nişten oluşmaktadır. Tüm uzunluğu 6.40 m. ve tüm yüksekliği 5.40 m. olan yapının onarımını sağlayan yeterli mimari parça bulunmuştur.
Anıtla ilgili Khiton ve Himation'lu bir erkek ile giyimli bir kadın heykeline ilişkin bir fragman bulunmuştur. Üslûp bakımından Flavianus'lar dönemine tarihlenen bu figürler belki aedikulalar içinde duruyordu.
Yazıt Vespasianus'un üçüncü kez konsül ve üçüncü kez halk tribünü olduğunu belirttiğinden anıtın M.S. 71 de yapıldığı saptanmıştır. Anıtın yaslandığı duvar daha geç döneme ait olduğuna göre herhalde esas yeri burası değildi.
Sütunlu Cadde (C) Üzerindeki Bizans Çeşmesinin Kazısı:
Bu çeşme planda (H2) olarak gösterilen sarnıcın önünde yer alır. Korunagelmiş durumu mimarisi hakkında kesin bir fikir edinmeğe elverişli değildir.
Bizans Çeşmesi'nin (aa) Kazısı:
Bu çeşme (P) tapınağının hemen güneyinde yer alır. 12 m. uzunluğunda bir fasad duvarı ve onun önünde mermer kaplı 4 sökelden oluşuyordu. Bu sökel üzerinde Korinth düzeninde sütunları kapsayan aedikulalar yükseliyordu. Bu fasadm önünde bir havuzun izlerine rastlanmıştır. Çeşmenin önünde düzensiz dörtgen planlı etrafları portiklerle çevrili, zemini renkli mermer levhalarla kaplı bir avlu bulunuyordu.
Bizans Basilikası'nın (aa) Kazısı:
(Nı) ve (N2) tapınaklarının hemen doğusunda yer alan kilisenin avlusu (46.30 x 38.50 m.) tapınakları içine alır. Bu avlunun kuzey duvarı dışa bakan cephesinde 4, iç tarafta ise 7 yarım yuvarlak niş kapsar. Basilika planlı kilise (24.60 x 35.50 m.) 12 sütunlu iki sütun sırası ile üç nefe bölünmüştür. Orta nef 12 m., yan nefler 5 er metre genişliğindedirler. Kilisenin doğusunda dışta üç köşeli, içte yarım yuvarlak apsis vardır. Apsis içinde 6 basamaktan oluşan oturma kademeleri "sintronon" vardır. Apsinin iki yanında tonozlu iki dikdörtgen oda "pastoforion" bulunmaktadır.
Basilika'nın orta nefi içinde, geç döneme ilişkin küçük, ikinci bir kilise yer almaktadır.
Güney pastoforion'a iki mekânlı bir yapı eklenmektedir. Kubbesi ile birlikte korunagelmiş bu yapı bir "martyrion" olabilir.
Piskoposluk Sarayı'nın (dd) Kazısı:
Kentin büyük kapısının 200 m. kadar güneyinde ve sütunlu caddenin (B) üzerinde, bu caddeyi kısmen kesen 160 m. ve 117 m. genişlikteki bir alanı kapsayan Piskoposluk Basilikası (Basilca Episcopatis) ve Piskoposluk Sarayı'ndan (Episkopion) oluşmaktadır. Bu yapılar basilika ve ona bitişik yapılar (cc) ile ana eksenleri birbirine paralel ya da birbirini dikey kesen mekânlardan oluşan (dd) iki gruptan oluşur.
Basilika bir transept (43 x 10 m.) ve iki sütun sırası ile üç nefe ayrılmış Naos'tan (38.55 x 29.80 m.) oluşmakta ve 5.50 m. derinliğinde bir narteks kapsamaktadır. Transeptin doğusunda dışarıya doğru taşan, içerisi yarım yuvarlak, dışarısı üç köşeli bir apsis vardır. Apsisin iki köşesinde postamentler üzerinde yükselen anıtsal iki sütun, Kompozit düzende başlıklıdır. Bunlar herhalde bir mermer kemer (arcus triumphalis) taşıyordu. Yapıda devşirme malzeme kullanılmış olduğu özellikle çeşitli tipteki sütun başlıklarında görülür. Basilikanın kuzeyinde içinde üç apsis kapsayan bir "trikonkhos" bulunmaktadır. Basilikanın apsisinin kuzeydoğusunda, ona bitişik olarak gelişen bir "baptisterium" (24.50 x 9.25) bulunmaktadır. Yapının duvarları dikdörtgen ve yarımdaire nişlerle uzuvlandırılmıştır.
Bu bina Bizans imparatorluğunun çeşitli yerlerinde rastlanan "kompleks" tipte vaftiz binaları grubuna girmektedir. Yapı benzerlerine ve sütun başlıklarının üslûbuna göre M.S. 56 yüzyıllara tarihlenmektedir.
Basilikanın güneyinde çeşitli büyüklük ve şekillerde mekânlardan oluşan Piskoposluk Sarayı (dd) yer almaktadır.
Saray ile basilika arasında üç odadan oluşan bir daire vardır. Bunun iki odası "martyrion" olarak saptanmıştır. Bunların batısında 12 sütunlu bir portikle çevrili bir avlu yer alır. Sarayın önemli mekânları arasında iki ayrı dönemde yapılmış iki açık sarnıç, iki tarafında küçük odalar bulunan anıtsal tonozlu koridor, bir şapel ve trikonkhos zikre değer.
Dinsel Bir Bizans Yapısının (gg) Kazısı:
gg Yapısı, Sütunlu Cadde (C) üzerinde Hamam Müzesi'nin yaklaşık 160 m. kuzeyindedir. Sütunlu Cadde portiğinden bir avlu ile ayrılan yapının zemini 1,50 m. daha aşağıdadır. Bu yapı iki sütunlu bir avlu, doğusunda iki mekân ile kuzeyinde bir çeşmeden oluşmaktadır. Yarım yuvarlak bir niş şeklindeki çeşmeninde bir küçük ön avlusu vardır. Fresk ve mozaik kalıntılarından yapının dinsel nitelik taşıdığı saptanmıştır. Yapı M.S. 5.6. yüzyıllara ait olabilir.
Batı Mausoleum'un Kazısı:
Kentin batı nekropolünde yer alan, Batı Mausoleum'u sur duvarından yaklaşık 400 m. uzaklıktadır. Cephesinde dört sütun bulunan, podiumlu tapınak şeklindeki mezar anıtı dikdörtgen planlıdır. (11.20x22.30 m) 2 m. Yüksekliğindeki podiuma cepheden 10 basamaklı anıtsal merdivenden ulaşılır. Asıl mezar yapısı 4 m. Derinliğinde bir ön galeri ile dikdörtgen bir mezar odasından (12x8 m.) oluşmaktadır. Ön galeri ikişer sütunlu dört sütun sırayla üç nefe ayrılır. Yapının restitüsyon çizimini sağlayan bol miktarda zengin bezemeli mimari parça ele geçmiştir. Ön galerinin orta kısmını zengin bezemeli kasetleri kapsayan bir tonoz örtmektedir. Bu tonoz alının ortasında bir kemer ile son bulur. Cephenin postamentleri üzerinde yükselen sütunları Korinth düzenindedir. Sella duvarını dışarıdan postamentler üzerinde yükselen payeler yapıyı kuşatırlar ve üzerlerinde ön galerinin saçaklığı devam eder. 2.20 m. genişliğindeki kapı eşiği in situ kalmıştır. Odanın üzeri de kasetli bir tonozla örtülüdür. Odadaki Arkosolium'lar içinde ele geçen parçalardan anlaşıldığına göre Sidemara tipinde lahitler bulunuyordu.
Mezar yapısı dikdörtgen bir avlu içinde (42.65 x 27.10 m.) onun uzun ekseni üzerinde yer alır. Bu avlunun üç tarafı revaklarla çevrilidir. Cephe revakının ortasında bulunan bir propylon şeklindeki kapıdan avluya giriliyordu. Mausoleum avlusunun önünde daha büyük ikinci bir avlu (92.70 x 63.65 m.) saptanmıştır. Denize kadar uzanan bu avlunun etrafı bir duvarla çevrili idi. Bu avlunun denize bakan cephesi görkemli bir görünüme sahipti. Denizden giriş sağlayan rıhtım duvarı önünde devşirme malzeme ile yapılmış bir propylon bulunuyordu.
Mausoleum'da bulunan Konstantin devrine ilişkin erkek portre başı üstün bir sanat değeri taşımaktadır.
Doğu Mausoleum''un Kazısı:
Side'nin kazısı yapılan ikinci anıtsal Mausoleum'u kentin doğu nekropolünde, eski Sorgun yolu üzerinde yer almaktadır. Anıtın bulunduğu alan kentin doğu kıyısından başlayarak gittikçe içeriye doğru ilerleyen kum tabakası altında kalmıştır.
Dikdörtgen planlı (12.55 x IO55 m) yapının, doğu ve kuzey cepheleri dikdörtgen, batı ve güney cepheleri yarım yuvarlak nişlerle uzuvlandırılmıştır.
Yapının içi ortada dikdörtgen bir mekân ile dört tarafında birer apsisten oluşmaktadır. Doğu ve batı apsisleri yarım yuvarlak, kuzey ve güneyindekiler ise yarım yuvarlaktan küçük yay biçimindedir. Apsislerin üzerleri aralarında pandantif bulunan yarım kubbelidir. İç mekânın dört köşesinde bulunan kalın fil ayaklarının taşıdığı bu kubbe ve pandantifler üzerine yapının oval şeklindeki üç pencereli kubbesi oturuyordu.
Mausoleum kazısında, tarihini açıklayan yazıt ya da mimari bezemeler ele geçmediğinden; plan, kubbe, inşa tarzının analojilerine dayanak M.S. 5. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmiştir.
B. Side Kazı Çalışmaları Sırasında Yapılan Araştırmalar:
Bu araştırmaları iki grup altında toplamamız gerekli olur.
a. Antik Kent Sınırları İçinde Tapılan Araştırmalar:
1. Sur Duvarlarının Araştırılması:
Bugün büyük bir kısmı ayakta kalmış, Side sur duvarları ve kuleleri detaylı olarak incelenmiştir. Surlar harçsız olarak konglomera bloklarından yapılmıştır. Kurtinler, yani kuleler arasındaki duvar sürekli olmayıp kulelerin arkasında 78 m. lik mesafelerle kesilmiş bulunmaktadır. İç tarafta kurtinler 3 kata ayrılmıştır. Alt kat aralan 3 m. olan payelerele pekiştirilmişlerdir. Bunlar başlıkları, seyirdim yolunu taşırlar. İkinci katta 2.50 m. de bir daha ince payeler ana duvarı destekler. Bunlar da ikinci seyirdim yolunu taşırlar. Son katın önünde korkuluk duvarı vardır. Burada 1.50 m. de bir yer alan yassı payeler "mazgal payeleri" görünümündedir. Ancak bunlar, çubuklarla hareket cttirilebilen "epalksis sisteminde", açılıp kapanabilen tahta kepenkler kapsıyordu. İlk iki katta payeler ve seyirdim yolları ile sınırlandırılmış kazamatlar yer alıyordu. Sur duvarı yuvarlak, yarım yuvarlak kulelerle pekiştirilmişti.
Surların tarihini bildiren bir yazıt ele geçmediği gibi antik kaynaklar da bu hususta bilgi vermemektedir. Ayakta kalmış surlarda, kurtinlerin en üst kısmında, mazgal siper duvarı yerine pencereli bir duvar (epalksis) kullanılmış olması surun Hellenistik dönemde yapılmış olduğuna işaret eder. Side surlarının, bugün bile dış cephesinin kaim kum blokları ile üç kata bölünmesi ile estetik etki uyandırması yapımında Özeni vurgular. Bu bakımdan bu surların kentin zengin ve refah dönemi olan M.O. 188102 yılları arasında yapılmış olduğu düşünülmüştür.
Hellenistik dönem deniz surlarından pek az bağlantısız, ufak bölümler kalmıştır.
2. Liman'ın (Eı) Araştırılması:
Yarımadının güneydoğu ucunda yer alan limanın etrafını çeviren konglomera bloklarından yapılmış 9.50 m. genişliğinde bir rıhtım duvarı çevirmektedir. Ancak limanın yandan fazlası kumlar altında kalmıştır. Limanı güneybatı Lodos rüzgârlarına karşı koruyan dalgakıranı korunagelmişlir. 300 m. uzunluğundaki dalgakıranın denizin altında ve üstündeki kısımları Dr. İng, Schâger ve arkadaşları tarafından esaslı bir şekilde incelenmiştir.
Liman'ın (E2) Araştırılması:
M.S. 5. yüzyıldan bu yana kent son parlak dönemini yaşadığı sırada, liman sorunu yeniden ortaya çıkmıştır. O zaman eski limanı temizlemektense yeni bir liman {E2} yapılmıştır. Bu limanın kumla dolmaması için teknik önlemler alınmıştır.
3. Side Bizans Tapılarının Araştırılması:
Side'de ayakta kalmış pek çok Bizans yapıları vardır. Bunlar üzerinde araştırmalar yapılarak, planları çizilmiş ve fonksiyonlarının saplanmasına çalışılmıştır.
b. Kent Dışında yapılan Araştırmalar:
1.Side Nekropal Araştırmaları:
Hellenistik dönem sur duvarının hemen dışından başlayarak geniş bir alanı kaplayan Side nekropolü genellikle Roma dönemine ilişkin anıtsal mezarlar, yapılar, lahitler ve ostothckleri ile çok zengindir. Ancak köylülerin tarlalarının nekropolü kaplaması dolayısıyla bir hayli tahribata uğramıştır.
Nekropolde yapılan araştırmalarda lahitler, lahit parçaları, ostothekler ve mezar sunakları bulunmuştur. Bu parçalar arasında yuvarlak mezar sunağı (yüksekliği 0.85 m., çapı 0.65 m.) kabartma bezemesi açışından ilginçtir. Alışılagelen boğa başlarına tutturulmuş meyva girlandlar sunağın yarısını süsler, diğer yarısında (cephede), iki küçük figür arasında altındaki yazıttan anlaşıldığına göre Aulus Seponnius'un portre büstü yer alır. Bu araştırmalar sırasında rastlanan lahit, mezar taşları, ostothekler ve bir Cippus'tan oluşan mezar köşesi ilginçtir.
2. Pamphylia Seleukeia'sı Ören Terinde Tapılan Araştırmalar:
Side'nin 23 km. kuzeydoğusunda Şıhlar Köyü'nün yakınında bulunan ve "Pamphylia Selcukdası^ ismiyle tanınan ören yerinde araştırmalar yapılmış ve durumu fotoğraflarla saptanmıştır. Bu araştırmalar sırasında köylüler tarafından bulunmuş bronzdan bir Apollon heykelinin Antalya Müzesine teslimi sağlanmıştır. Bu araştırmalar sonradan kaçak kazılarla tahrip edilmeye başlanan ören yerinde kurtarma kazıları yapmamıza yol açmıştır.
3. Side Su Yolunun Araştırmaları:
Kent dışındaki araştırmaların en önemlisi kuşkusuz Side Su Yollarının araştırmalarıdır.
Antik Side Su Yolu, suyu Manavgat'ın kaynağından alıp 30 km. lik bir mesafeyi aşarak Side'ye ulaştırır. Araziye uyularak çeşitli sistemlere başvurulmuştur. Üstü düz atkılı veya tonozlu kanallar, aquadükler ya da kayaya yontulmuş tüneller yer yer temizleme kanalları, savaklar ve havalandırma bacaları ile mücehhez olarak birbirini izleyerek dünyanın az yerinde rastlanan doğa güzelliği içinde uzanıp gider.
Side'nin bu önemli antik su yolunun Oymapınar Barajı suları altında kalmadan incelenmesi ve saptanması amacıyla, 1975 yılında Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünün desteği ile başlayan bu araştırmalar, 19761979 yıllarında Türk Tarih Kurumu adına yürütülmüştür.
Side Su Yolu Araştırmalarında şu çalışmalar sonuçlanmış bulunmaktadır:
1. Antik su yolunun, takeometrik ölçümü yapılarak, kaynaktan Side'ye kadar izlediği yol 1 /5000 ölçekli haritalar üzerine işlenmiştir.
2. Su yolu boyunca çeşitli yapı sistemleri belirlenerek ayrıntılı plan, kesit ve detayları yapılmıştır.
3. Arazinin jeolojik yapısına bağlı olarak değişiklik gösteren çeşitli yapı sistemlerinde kullanılan yapı malzemesi örnekleri incelenmektedir.
4. Su yolunun hidrolik sistemi incelenerek, kaynaktan Side'ye kadar taban kotları alınarak eğim profili saptanmıştır. Bu çalışmanın bir uzantısı olarak suyun Side'ye gelmeden bir dağıtım merkezinde toplanmış olduğu saptanmıştır.
5. 1979 da yapılan çalışmalarda su yolunun saptamabelgeleme işlemi tamamlanmıştır.
Ancak, çeşitli devirler geçirmiş olan Side kenti içinde su yolu dağılımının incelenmesi, Side'de son yıllarda antik kent üzerinde yoğunlaşan yapım işlemi nedeniyle, olanaksızdır. Side'de ileride yapılacak arkeolojik kazılarla bu su dağıtım sisteminin açıklığa kavuşması sağlanmış olacaktır.
C. Side Kazı Çalışmaları Sırasında Yapılan Onarımlar Bu onarımları iki grup altında toplayabiliriz:
a. Eskiden yapılmış olan Onarımlar: 1.Agora Hamamının (T) Onarılması: Agora hamamı Y. Müh. Ragıp Devres ve eşi Selma Devres'in yaptıkları bağışlarla ve Ragıp Devres'in nezareti altında müze olarak kullanılması amacıyla onarılmıştır.
Yapının kubbe ve tonozları eski yüksekliğini ve şekillerini korumak suretiyle betondan yapılmıştır. Duvarları ve havuzlan tamir edilmiştir. Eski kısımlarla yeni kısımların birbirinden ayırt edilmesine özellikle önem verilmiştir.
Üç kapalı salon ve iki açık hava müzesi bölümlerinden oluşan Hamam Müzesinde Eski Yunan heykellerinin Romalılar döneminde yapılmış genellikle üstün sanat kalitesine sahip ve bilimsel açıdan değerli kopyaları ile portreler, ilginç kabartmalar ve lahitlcr sergilenmektedir. Bugün Side Müzesi kapsadığı yapıtlar, iyi ışık kuralları ve güzel düzenlenmiş olması ile uluslararası üne sahiptir.
2. Vespastan Anıtının (I 3) Onarımı:
Başka yerden nakledilerek çeşme haline getirilmiş olan Vespasian anıtı Avusturyalı Arkeolog Mimar Prof. Dr. Ing, A. Mchatschck tarafından onarılmıştır.
Önce anıtın orta bölümü ile sol aedikula onarılmıştır. Bu aedikula'nın yivli sütunları ele geçmemiş olduğundan aynı ölçüde iki sütun bulunarak bunların yerine kullanılmıştır. Ancak bu sütunlar yivsizdir. Sağ taraftaki aedikula'nın kaldırılabilmesi için sütun bulunamamış ve yerde sergilenmişti. Sonradan Prof. Dr. Mustafa İnan'ın yaptığı statik öneriye göre bu aedikula'nın üst kısmı mesnetsiz olarak yerine kaldırılmıştır. Beton kullanılması gerekli bölümlerde betonun renk ve oluşumunda estetik görünüme özellikle önem verilmiştir. Anıta bakıldığında bu kısımlar orijinal bölümlerden ayırt edilmekle beraber anıtın estetik görünümünü etkilemediği gibi temiz beton işçiliği de özellikle profil çizgilerinde göze çarpmaktadır. Onarımın başarısı Roma'da bir onarım kursunda anıtın örnek olarak gösterilmesi ile de dile getirilmiş bulunmaktadır.
3. (M) Yapısının Onarımı:
Yapının imparator salonunun sütun mimarisinin birinci katı Mimar Arkeolog Prof. Dr. Ing. A. Mchatschek tarafından yapılmıştır. O zamanki araç gereç sıkıntısı ve onarım için gerekli eğitimi görmüş usta eksikliği göz önünde tutulursa kısa bir süre içinde gerçekleştirilmiş olan onarımın başarısı ne kadar övülse azdır. Bu başarıda onarımın kazı ekibi başkanlığınca sürdürülmüş olmasının payı kuşkusuz büyüktür.
Bu tür çalışmalarımızda Antalya Karayolları, D.S.İ. ve Y.S.E. Bölge Müdürlüklerinin araç ve gereç yardımlarıyla destek görmüş ve daima görmekte olduğumuzu şükran duygularıyla belirtmeyi bir görev sayarız.
4. Side Tiyatrosunun (L) Onarımı:
Tiyatronun onarımı ilk safhasında kazı ekibi başkanlığı dışında sürdürülmüştür. Bu safhada onarım ile Unesco'nun ilgileneceği umut edilmiş, onarım ekibi için büyük paralar harcanarak binalar yapılmış ve döşenmişse de bu umudun gerçekleşmemesi üzerine onarım işi olanca ağırlığı ile Türk makamlarının üzerine yüklenmiştir. 1971 yılında aynnıtıh onarım projesi yapılmadan ve mütehassıs kontrol heyeti kurulmadan yapılan onarım düzeltilmesi olanaksız hatalarla sonuçlanmıştır. Oturma basamaklarının kavisleri ve dolayısıyla tiyatronun planı değişmiştir.
b. Side'de Sürdürülmekte Olan Onarımlar:
1. Side Tiyatrosunun Onarımı:
1982 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Side Tiyatrosunun onarımına karar verilmiştir.
Türk Tarih Kurumu Perge Kazısı Mimarı Mimar Arkeolog Ülkü îzmirligil tiyatronun onarım projesi ve onarım ön hazırlıklarına başlamış bulunmaktadır.
1.Apollon Tapınağının (Nı) Onarımı:
Uluslararası Side Dostları Vakfı adına Apollon tapınağının onarım Ön hazırlıkları çalışmalarına 1975 yılında başlanmıştır. Önce tapınağa ilişkin tüm parçaları elde etmek amacıyla tapınak ve çevresinde kazılar yapılmıştır. Karayolları ve D.S.İ. den temin edilen vinçlerle denize yuvarlanmış tapınağa ilişkin tüm mimari parçaları yukarı alınmıştır. Tapınağın onarım projesini hazırlamakta olan RestoratörMimar Doç. Dr. Zeynep Ahunbay Nayir'in hazırladığı bir plan üzerine tüm mimari parçalar tasnif edilerek düzenlenmiştir. 1982 yılında tapınağa bitişik arsanın bedeli Side Dostları tarafından ödenerek istimlaki yapılmış ve arsa çalışma alanı olarak hazırlanmıştır. Tapınağın onarım projesi ve parçaların detaylı çizimleri tamamlanmıştır. Tapınağın statik projesi de Prof. Dr. Müfıd Yorulmaz tarafından tamamlanmak üzere bulunmaktadır. Onarım tahsisatı da Side Dostları tarafından temin edilmiştir. Bu sene Nisan ayında tapınağın onarımına başlamayı planlamış bulunuyoruz. Kazılarda bulunan parçalar tapınağın güneybatı köşesini ayağa kaldırmaya elverişlidir. Bununla beraber onarım gerçekleştirildiğinde tapınağın görkemli görünümünün göz önünde canlandırılmış olacağında kuşku yoktur.
* Kaynak: Türk Tarih Kurumu, Kuruluş amacı ve Çalışmaları , Amiral Fahri ÇOKER (E.) - Türk Tarih Kurumu Üyesi, 173-198 ss.